THKP-C/HDÖ
Türkiye Devriminin
Acil Sorunları-I


"Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I", THKP-C/HDÖ'nün Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi kavrayışını, sistemli olarak ortaya koyan ilk teorik metindir. Metin, 1974-75'de kaleme alınmış ve ilk kez Ağustos 1975'de THKP-C/HDÖ tarafından yayınlanmıştır. (İkinci baskı-Haziran 1976)
Eriş Yayınları-1993

Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I (834 KB)


















İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ



      "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" yaklaşık olarak bir yıl önce basıldı. O dönemde THKP-C'nin ideolojisine ve şerefli mirasına sahip çıkanlar oldukça fazlaydı. Ancak bu geçmişe karşı her türlü saldırı ve spekülasyonun yapılmasına da engel olmuyordu. 1974'den sonra eski tüfeklerin içerden çıkmasıyla görünüşte geçmişi savunan, gerçekte ise onu tahrif eden geçmişin temellerine saldıran yeni bir tür oportünizm ortaya çıktı. Amaç geçmişi savunuyor görünüp 1971'de silahlı devrimci mücadelenin yarattığı büyük sempatiyi oportünist amaçlar için kullanmaktı. Bu nedenle, gerçek yüzünün ortaya çıkışını geciktirmek için, hiçbir grup ortaya belirgin bir görüş koymuyor; herkes birbirini bekliyordu.
      İşte "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" böyle bir ortamda yayınlandı. Sadece 300 tane basılmasına rağmen ülkenin her yanına yayıldı ve büyük yankılar uyandırdı.
      'Acil'in iki görevi vardı: Birincisi, oportünizmin çeşitli saldırılarına uğrayan Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin teorik temellerini açıklığa kavuşturmaktı. Geçen bir yıla baktığımızda 'Acil'in bu görevi büyük ölçüde başardığını söyleyebiliriz: Bugün ülkenin hemen her yanında "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I", "Kesintisiz Devrim II-III" ile birlikte okunuyor. 'Acil'i reddetmek, "Kesintisiz Devrim II-III"ü reddetmekle özdeş sayılıyor.
      'Acil'in ikinci görevi, görünüşte geçmişe sahip çıkan bütün grupları görüşlerini koymaya zorlamaktı; 1974'den sonra oluşan yeni oportünizmin yüzünü açığa çıkartmaktı. Son bir yıl içinde gerek 'Acil'in etkisi ve gerekse de kendi gelişimleri sonucu; başlangıçta THKP-C'nin ideolojisine sahip çıkan gruplardan ikisi gerçek görüşlerini ortaya koydular. Birisi, sosyal-emperyalizm safında yer aldı; diğeri ise, Öncü Savaşını kabul etmediğini açıkça ortaya koydu. Ancak bu süreç henüz tamamlanmış sayılmaz. Öğrenci hareketi içinde görünüşte Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni savunan, gerçekte ise ortaya berrak bir görüş koymayan bazı gruplar vardır.
      Bir yıl sonra 'Acil' hakkındaki tartışmaları, yöneltilen eleştirileri değerlendirmek ve cevaplamak yerinde olur.
      "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" yoldaşça eleştiriden çok daha fazla çamur ve karalamaya hedef oldu. Bu doğaldır. Görünüşte geçmişe sahip çıkıp özünde ise geçmişe küfredenler, henüz istedikleri parsayı toplayamadıklarından 'Acil'in çıkışını biraz erken buldular. Ancak işin en ilginç yanı şudur ki; yazıya en büyük saldırı bugün THKP-C'nin ideolojisini açıkça inkar edenlerden gelmedi. Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni savunduğunu "iddia eden", seminerlerde sıkışınca önüne 'Acil'i açıp okuyanlardan geldi. Oldukça garip bir görünümdü bu. Bir yandan 'Acil'den Marksizm-Leninizm ile ilgisi olmayan bir broşür diye bahsediliyordu; diğer yandan yazılan "Emperyalizm ve Yeni-Sömürgecilik" (özellikle bunalım ve buhran kısmı) 'Acil'in kötü bir kopyasından başka bir şey değildi.
      Giderek 'Acil' "Devrimci" Gençlik'in tepesine çöreklenmiş kariyerist kliğin başlıca uğraşısı haline geldi. Ankara ve İstanbul'da okullar peşpeşe faşistlere terkediliyordu; sosyal-emperyalizm karşı-devrimci ideolojisi ülkenin her yanında cirit atıyordu. Bütün bunlar önemli değildi. Önce 'Acil'i "halletmek" gerekiyordu; gerisiyle sonra uğraşılabilirdi. Bu amaçla "Devrimci" Gençlik'in tepesine çöreklenmiş bu kariyerist-oportünist klik, yaygara demagoji ve karalama ile 'Acil'e saldırmaya başladılar, hatta işi ihbarcılığa kadar götürdüler.
      Öncü Savaşını savunduklarını "iddia eden" bu kişiler (yaptıkları ihbarlarla) neredeyse oligarşinin safında yer alarak 'Acil'e saldırmak gereğini niye duydular; 'Acil'den neden bu kadar çok korkuyorlar?
      "Devrimci" Gençlik dergisinin tepesine çöreklenmiş kariyerist-oportünistlerin yolu, 1974'den sonra ortaya çıkan yeni oportünizmin yolundan farklı değildir: Önce görünüşte geçmişe sahip çıkıp onu savunmak ve böylece 1971'in yarattığı büyük sempatiyi oportünist amaçlar için kullanmak; sonra belirli aşamalardan geçerek THKP-C'nin ideolojisinin inkarına ulaşmak. Yalnızca en yeni oportünistler bu işi daha sinsice yapıyorlar: Emperyalizmin III. bunalım dönemini, yeni-sömürgeciliği savunuyorlar ve bunların ardına gizlenerek de Öncü Savaşını savunduklarını kitlelere yutturmaya çalışıyorlar (halbuki objektif bir küçük-burjuva da pekala bu tahlilleri yapabilir). Devrim stratejisi konusunda ise en yeni oportünistlerin belirgin hiçbir görüşü yoktur (aslında onlar 'Acil'i savunanlara kişisel konuşmalarda geçmişin öldüğünü, ölülerin dirilmeyeceğini, bizlerin bir ölüye kan vermeye çalıştığını, sözün kısası Öncü Savaşını kabul etmediklerini açıkça söylemişlerdir). Ancak kitlenin önünde bunlar açıkça söylenemez.
      Sadece doğru devrimci teorinin pratik içinde, oportünizme karşı mücadele içinde bulunacağı söylenir. Mahir yoldaş da böyle yapmamış mıdır? Önce "Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori" daha sonra "Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine"yi yazmış ve bu süreç içinde doğru devrimci ideolojiye ulaşmıştır.
      En yeni oportünizmin Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'ni inkar yöntemi işte budur: 1965-71 dönemi ile günümüzdeki şartlar öz bakımından aynıdır. Devrimci mücadelenin gelişiminde biz de aynı süreçten geçmek zorundayız !
      Halbuki Öncü Savaşını doğru kabul ediyor isek; günümüz 1971 öncesinden en az bir noktada çok farklıdır: Bugün doğru devrimci ideolojiye sahibiz. Ancak eğer Öncü Savaşının doğruluğunu kabul etmiyor isek ve neyin doğru olduğunu da henüz bulamamış isek, 1965-71 dönemine benzer bir süreçten geçmek gerekir. Ve bu en yeni oportünistlerin de böyle bir süreçten geçmeye gerçekten ihtiyaçı vardır.
      Bu kişilerin birlikten, birlik için ideolojik ve siyasal platformlar oluşturmaktan neyi kastettikleri şimdi anlaşılıyor. İdeolojik birlik için teorik araştırmalar yapmak aslında Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin en iyi revizyonunun nasıl yapılacağını araştırmaktır. Birlik ise, kendi kariyerleri etrafında oluşması gereken bir birliktir. Zaten kendilerine rapor vermeyen herkesi Merkez Komite kurmakla suçlayarak bunu açıkça ortaya koyuyorlar.
      Böylece gerek kariyerlerini kullanarak ve gerekse de genel doğruların ardına gizlenerek pek çok samimi, yiğit militanı oportünist amaçlar için kullanırken, 'Acil'in ortaya çıkışı doğal olarak onları çok rahatsız etti. Okullar peşpeşe faşistlerin ellerine geçerken, sosyal-emperyalistler her yanda cirit atarken, 'Acil' en yeni oportünistlerin başlıca uğraşısı haline geldi. Bu doğaldır. Çünkü onlar siyasi geleceklerini garanti altına almak için 'Acil'e saldırmak zorundadırlar.
      "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I"i savunanlar bu kişilerle faşizme ve karşı-devrimci sosyal-emperyalizm ideolojisine karşı en azından işbirliğini sağlamak için ellerinden geleni yapmışlardır. Çeşitli eylemlerde onlara destek olmuşlardır. Ancak bu kişilerin birlikten, kendi oportünist amaçları doğrultusunda ve kendi kariyerleri etrafında bir birliği anladıkları da artık açıkça ortaya çıkmıştır.
      Bu kariyerist-oportünist klik sözde bizi eleştiren bir yazı çıkarmıştır. Eleştirilerine ayrıca cevap vereceğiz.
      "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I"in bu ikinci basımında yanlış anlaşılmaya açık bir-iki noktanın düzeltilmesi dışında değişiklik yapılmamıştır.

TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
HALKIN DEVRİMCİ ÖNCÜLERİ

1976




ÜÇÜNCÜ BASKIYA ÖNSÖZ



      "Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I" 1972 yılının Mart ayında Kızıldere'de THKP-C önder ve yönetici kadrolarının katledilmesinden sonraki dönemin ilk kapsamlı teorik metnidir. Broşür 1974-75 arasında THKP-C'nin merkezi işleyişinin bulunmadığı bir dönemde hazırlanmıştır. 71-72 döneminde sürdürülen Öncü Savaşının yaratmış olduğu sempatiyle geniş bir "Cepheciler" topluluğu bulunmakla birlikte, örgütlü faaliyet sınırlı oranda ve sınırlı bir çevre içinde yürütülüyordu. Broşür o günkü koşullarda ülkemizde öne çıkmış, devrimci hareketin kendi önüne koyduğu acil sorunlara yanıt olarak hazırlanmıştı. Bu dönemde en temel ve en acil sorun, Öncü Savaşının sürdürülmesi için THKP-C'nin merkezi bir örgütsel yapıya kavuşturulmasıydı. TDAS-I, ortaya konulan emperyalizm tahlili ve Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi kavrayışıyla, bunun ideolojik-politik-stratejik temeli olarak hazırlanmıştır. Bir başka deyişle, TDAS-I, bizlerin, THKP-C'nin merkezi bir örgütsel yapıya kavuşturulması yönünde "birlik" perspektifimizi de ifade ediyordu.
      TDAS-I'in "Giriş" bölümünde bu sorunların iki ana kısımda ele alınacağı ifade edilmiştir. İlk kısım, ülkemiz solunda öne çıkmış sorunların genel düzeyde alınışını kapsarken, ikinci kısım ülkemiz somutunda Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin yürütülmesine ilişkin konuları içerecekti. Ve üçüncü baskısını yaptığımız bu ilk kısım 1975 Ağustos ayında ilk kez yayınlandı ve sadece 300 adet basıldı.
      Yayınlandığı andan itibaren THKP-C'nin ideolojik-politik ve stratejik çizgisinin ayrıntılı açıklamasını içerme özelliği ile TDAS-I geniş bir ilgi topladı. Özellikle III. bunalım dönemi tahlillerine şiddetle karşı çıkan revizyonistlerin ve oportünistlerin yeni ve samimi unsurlar üzerindeki ideolojik hegemonyası TDAS-I ile kırıldı. Örgütümüzün üyesi olmasa da, kendisine "Cepheci" diyen hemen herkes, TDAS-I'deki tahlil ve tespitleri revizyonizme karşı ideolojik mücadelede esas almışlardı. Ayrıca broşürün ikinci bölümünde yer alan Latin-Amerika'daki gerilla savaşlarının tahlili ve bunlara bağlı tespitler, pratikte 1971'deki devrimci mücadelenin yarattığı sempatiyi oportünist amaçlarla kullanmak isteyen çevrelerin etkinliğini belirli ölçüde sınırladı ve sağcı anlayışlarını bir süre gizlemek zorunda kaldılar. Öyle ki ilerki yıllarda DY adını alan çevrenin oportünist-kariyerist yöneticileri ile taban arasında meydana gelen büyük stratejik görüş farklılığının arka planında her zaman TDAS-I bulunmuştur.
      Aradan geçen onbeş yıla karşın TDAS-I'in içerdiği konular ve bu konulara getirdiği açıklık bugün de güncelliğini korumaktadır. Şüphesiz aradan geçen zaman içinde bazı istatistik bilgiler eskimiştir, ama III. bunalım döneminin ilişki ve çelişkileri değişmediği koşullarda bunların güncelleştirilmesi fazlaca önemli de değildir. Öte yandan, broşürümüzde yer alan bazı olgular, güncelliğini yitirmiştir. Örneğin "alt-emperyalizm" olgusu, süreç içinde gelişmemiş, tersine şiddetlenen ekonomik buhran ve İran ile Brezilya'daki gelişmelerle dumura uğramıştır. Dolayısıyla bu olgu, artık emperyalizm için bir "ideal" olarak vardır.
      Hiç şüphesiz TDAS-I'in asıl önemi, emperyalizmin bunalım dönemlerinin birbirinden ayrılmasına ilişkin ortaya koyduğu nesnel ölçütler ve buna bağlı olarak dönemlerin özelliklerini açık ve net olarak ortaya koymuş olmasında yatmaktadır. Bu bağlamda örneğin, o dönemde önemli bir tartışma konusu olan "bütünleşme-çelişki" diyalektiğinde "bütünleşme"nin ağır basması tespiti zaman içinde hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde netlik kazanmıştır. Keza "Devrim Stratejisi" bölümünde ortaya konulan ve büyük ölçüde Latin-Amerika'daki gerilla savaşları deneyimlerinden çıkartılan derslere dayalı tespitler, zaman içinde doğruluğunu açık biçimde tanıtlamıştır. Tıpkı, Öncü Savaşının başlangıcından itibaren kitlelerin büyük birimler halinde, yani sovyetler halinde örgütlenmesinin yanlışlığı gibi.
      TDAS-I yayınlandığı tarihten itibaren doğrudan yada dolaylı olarak pek çok saldırıya, suçlamaya, karalamaya ve hatta tahrifatlara maruz kalmıştır. Kendi içinde belli bir sistematiği olan ve dolayısıyla az çok ciddiye alınabilecek tek bir eleştirinin bile yapılamamış olması düşünülecek olursa, böyle bir durumun nedeni kolayca anlaşılabilir. Dıştan, oportünist çevrelerden yöneltilen saldırılar yanında, zaman zaman örgüt saflarında ortaya çıkan sağcı anlayışlar tarafından da TDAS-I tahrif edilmeye çalışılmıştır. Yazıldığı dönemin ilişki ve çelişkileri içinde ortaya çıkmış bazı taktik belirlemelere stratejik anlamlar yükleyerek ortaya çıkan sağ-sapmalar, hemen her zaman TDAS-I'i kendilerine dayanak yapmaya çalışmışlardır. Ancak her seferinde TDAS-I'in bütünselliği karşısında yüzgeri edilmişlerdir. Bu konuda en tipik örnek, broşürün yazımında çalışmış bazı unsurların, zaman içinde güçsüzlüğe düşerek saptıklarında TDAS-I'i kendi sağcı anlayışları için kullanamayacaklarını görmeleridir.
      TDAS-I, tüm nitelikleriyle, ülkemiz solunda bugün de varlığını sürdüren teorik keşmekeş ortamında da açıklayıcı, eğitici ve örgütleyici işlevini sürdürmesinin nedeni de onun bütünselliğinde aranmalıdır. Şüphesiz yayınlandığı döneme ilişkin bazı taktik belirlemeler ve bazı kesimlerin eleştirileri artık geçerli değildir. Örneğin o dönemde THKO çizgisinde ifadesini bulan "Mücadelede Birlik", bugün tümüyle farklılaşmış uluslararası revizyonizmin çizgisinin sadık bir izleyicisi olmuştur. Ve gene TDAS-I içinde bazı terimler ve kavramların özel tanımlanmışlıkları, zaman içinde dışsal olarak ortaya çıkan terminolojik değişkenliklerle yer yer yanlış yorumlamalara açık durumda olduğu söylenebilir. Ancak bunlar TDAS-I'in bütünselliği içinde herhangi bir çelişki yaratabilecek boyutta değildir. Bazı konuların TDAS-II'nin kapsamında ele alınacağı düşünüldüğü için birinci kısımda en genel haliyle bırakıldığı da unutulmamalıdır.
      Burada TDAS-I'in alıntı yöntemi hakkında kısa bir açıklama yapmak istiyoruz.
      TDAS-I'de yapılan alıntılar ve atıflarda kullandığımız yöntem, tüm bilimsel yapıtlarda kullanılmış ve kullanılan bir yöntemdir. Yalnızca, bir bilginin anlatıldığı yada açıklandığı durumlarda, alıntılar, sadece belgesel kanıt niteliğine sahiptir. Ama başka teorik görüşlerin aktarıldığı yerlerde durum böyle değildir. Buralarda alıntı yapılmasının amacı, ekonomik yada politik bir belirlemenin gelişme süreci içinde ilk kez ne zaman yada kimin tarafından gerçekleştirildiğini açıkça ortaya koymak ve okuyucuyu belirli kaynaklardan haberdar etmekti. Cehalet eğilimleriyle belirlenen oportünist-kariyeristlerin öne çıktığı bir dönemde bu zorunluydu. Marksizm-Leninizmin tarihsel birikiminden kendini bilinçli olarak ayıran reformizmin ortaya çıktığı günümüzde bu çok daha fazla gerekli olmaktadır.
      TDAS-I'in örgütümüzün tarihinde özel bir yere sahip olduğu açıktır. Bu özel yer, kimi oportünist çevrelerin "küçümseme" yoluyla "hasmı yok etme" demagojisiyle örgütümüze malettikleri "Acilciler" adıyla simgelenmiştir. Kamuoyunda "Acilciler" adı en zorlu silahlı eylemleri gerçekleştiren kişilerle özdeşleşmiştir. Öyle ki, kimi durumlarda halk kitleleri başka örgütlenmelerin gerçekleştirdiği önemli silahlı eylemleri "Acilciler"e maletmişlerdir. Bu durum örgütümüzün adının Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi/Halkın Devrimci Öncüleri (Acilciler) olarak ifade edilmesini getirmiştir.
      İşte bu özelliği ve moral niteliği, örgüt saflarında ortaya çıkan bir sağ-sapma tarafından hayasızca istismar edilmeye çalışılmıştır. THKP-C/HDÖ'nün kamuoyunda "Acilciler" olarak tanınmasından yararlanmak isteyen bir takım unsurların bu adla faaliyetlerde bulunmaları, bu adla özdeşleşen değerlerin tahrip olmasını getirmiştir. Bu nedenledir ki, bir süre için bu adın örgütümüz tarafından kullanılmaması kararlaştırılmıştır. Legal basın aracılığıyla meydana getirilen oldu bittiye karşı değişik önlemlerin alınmamasının nedeni de aynıdır.
      Örgüt saflarında revizyonizmi ve pasifizmi egemen kılmak isteyen grupçuğun "Acilciler" adını istismar edişleri, aynı zamanda ülkemiz solunda büyük bir destek bulmuş olması da ayrı bir olgudur. İdeolojik mücadeleyi karaçalma, tahrifatlarla teoriyi bozma olarak ele alan oportünizm, bu olayda da kendisini ortaya koymuştur. Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi ile hiçbir ilişkilerinin kalmadığını açıkça ilan eden, devrimci silahlı mücadeleyi "sol sapıklık" olarak değerlendirdiklerini söyleyen bu grupçuğun pek çok "sol platformlar"da özel "destek" görmesi, aynı zamanda örgütle ilişkisi olmayanların örgüt adını kullanabilmeleri için maddi bir ortam yaratmıştır. Bu süreçte "destek" verenlerin arasında silahlı mücadeleyi savunan örgütlerin de bulunması bir başka "gariplik" oluşturmuştur.
      Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır; on yılların mücadelesidir. Bu yolda yaşananlar asla unutulamaz. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi/Halkın Devrimci Öncüleri'nin savaşının kamuoyunda varettiği "Acilciler" adı, ne denli örgütümüzün adından uzaklaştırılmaya çalışılmış olursa olsun, ne denli yalan, riya ortamında kullanılmış olursa olsun, devrim tarihindeki gerçekliğini hep korumuştur ve koruyacaktır.
      Öncü Savaşını ve Halk Savaşını reddedenlerin oluşturduğu bir grupçuğun her türlü devrimci moral ve ethik değerler dışında hareket etmesini önleyecek tek bir güç vardır ve bu güç de sadece devrimci mücadele sürecinde ortaya çıkar.
      Bugün TDAS-I'in üçüncü baskısını yaparken de, metin üzerinde herhangi bir düzeltme yapmak durumunda değiliz. İkinci Baskıya Önsöz'de belirttiğimiz gibi, TDAS-I örgütümüzün Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi kavrayışını ortaya koymakla birlikte, aynı zamanda bir dönemin ürünü olan bir metindir. Bu nedenle bugün tıpkı basımını yapmaktan onur duyduğumuz bir tarihsel belge niteliğine de sahiptir.
      Üçüncü baskı yapılırken, broşürün hazırlanmasında ve yayınlanmasında yer almış pek çok yoldaşımız artık yaşamamaktadırlar. Onlar, Halkın Devrimci Öncüleri olarak, oligarşiye ve emperyalizme karşı mücadelede şehit düşmüşlerdir. Bu baskıyı, o dönemde örgütümüzün yönetiminde yer almış olan İlker Akman, Hasan Basri Temizalp, Yüksel Eriş ve Ömür Karamollaoğlu yoldaşların anısına ithaf ediyoruz.

TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
HALKIN DEVRİMCİ ÖNCÜLERİ

1993