THKP-C/HDÖ


Kamuoyunda "Acilciler" olarak tanınan
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi
Halkın Devrimci Öncüleri
CEPHE


Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi/Halkın Devrimci Öncüleri Merkez Bülteni
KURTULUŞ


Türkiye Halk Kurtuluş Partisi / Halkın Devrimci Öncüleri Merkez Yayın organı
ERİŞ YAYINLARI


Mevcut Durum ve Devrimci Taktiğimiz
PASS ve Devrimci Taktiğimiz
Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I
Ulusal Sorun Üzerine
Oligarşi Nedir?
THKP-C/HDÖ ve 15 Yıl
Eylem Kılavuzu-III
Revizyonizmin Revizyonu
Gramsci Üzerine
"Yeni" Oportünizm Üzerine
"BDS":Bir Pragmatik Sapma
Zafer Bizim Olacaktır!
THKP ve THKC Devrim Programları
Marks-Engels Arşivi

Komünist Manifesto
K a p i t a l, Cilt: I
K a p i t a l, Cilt: III
Anti-Dühring
S e ç m e Y a p ı t l a r, Cilt: I
S e ç m e Y a p ı t l a r, Cilt: II
S e ç m e Y a p ı t l a r, Cilt: III
Feuerbach Üzerine Tezler
L. Feuerbach ve Klâsik Alman Felsefesinin Sonu
1844 Elyazmaları
Gotha Programının Eleştirisi
Köylüler Savaşı
Fransa'da ve Almanya'da Köylü Sorunu
Fransa'da İç Savaş
Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i
Fransa'da Sınıf Savaşımları, 1848-1850
Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni
Alman İdeolojisi [Feuerbach]
Konut Sorunu
Otorite Üzerine
Blankici Komün Mültecilerinin Programı
Almanya'da Devrim ve Karşı-Devrim
Komünizmin İlkeleri
Ücretli Emek ve Sermaye
Serbest Ticaret Sorunu Üzerine
Ücret, Fiyat ve Kâr
V.İ. Lenin Arşivi

Sosyalizm ve Savaş
Ne Yapmalı?
Devlet ve Devrim
Bir Adım İleri, İki Adım Geri
Nereden Başlamalı
Sosyalizm ve Din
Gerilla Savaşı
Marksizm ve Ayaklanma
Nisan Tezleri
Diyalektik Sorunu Üzerine
"Sol" Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı
Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm
Devrimci Maceracılık
Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması
Karl Marks
Friedrich Engels
Marx-Engels-Marksizm
Emperyalizm ve Sosyalizmdeki Bölünme
Avrupa İşçi Hareketi İçindeki Ayrılıklar
Proletarya Devriminin Askeri Programı
Devlet
Az Olsun, Temiz Olsun
Bir Yoldaşa Mektup
Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky
II. Enternasyonalin İflası
Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi
J. Stalin Arşivi

Diyalektik ve Tarihi Materyalizm
Kadrolar Üzerine
Anarşizm mi? Sosyalizm mi?
Mao Zedung Arşivi

Pratik Üzerine
Çelişki Üzerine
Liberalizmle Mücadele
Çin Devrimci Savaşında Strateji Sorunları
Japonya'ya Karşı Gerilla Savaşında Strateji Sorunları
MAHİR ÇAYAN
(Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve
Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi'nin
Kurucusu ve Önderi)

Kesintisiz Devrim-I
Kesinitisiz Devrim II-III
Revizyonizmin Keskin Kokusu I-II
Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori
Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine
Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi
ASD'ye Açık Mektup
Yayın Politikamız

Giap/Che Guevara Arşivi

Vo Nguyen Giap
    Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı
    Halk Savaşının Askeri Sanatı
Che Guevara
    Gerilla Savaşı: Bir Yöntem
    Gerilla Savaşı
    ... İki, Üç Daha Fazla Vietnam
    Latin-Amerika Devriminin Taktik ve Stratejisi
    Küba: Bir İstisna mı, Yoksa Öncü mü?
Clausewitz
    Savaş Üzerine
Marighella
    Şehir Gerillasının Elkitabı
Alberto Bayo
    Gerilla Nedir?
Regis Debray
    Devrimde Devrim mi?
Gaby Weber
    Gerilla Bilanço Çıkarıyor
W. Pomeroy
    Marksizm ve Gerilla Savaşı
Language
English and Deutsch

THKP-C/HDÖ
[People's Liberation Party-Front of Turkey
People's Revolutionary Vanguardes]
MRTA-Movimiento Revolucionario Túpac Amaru
RAF-Rote Armee Fraktion
Georges Politzer
    Felsefenin Başlangıç İlkeleri
    Felsefenin Temel İlkeleri
P. Nikitin
    Ekonomi Politik
Orhan Hançerlioğlu
    Felsefe Ansiklopedisi
Maksim Gorki
    Küçük-Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi
TİB Broşürü
    Günümüzde Emperyalist Sömürü Mekanizması

      Mahir Çayan
      THKP-C/HDÖ
      Kurtuluş
      Cephe

      English/Deutsch


1=5, 2=25, 3=125, 4=625 ise 5 nedir?
      Kesintisiz Devrim II-III
      Mevcut Durum ve Devrimci Taktiğimiz
      Laiklik ve Şeriatçılık Üzerine
      Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım
      Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Bunalım-II
      Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadınlar
126. Sayı, Mart-Nisan 2012



İslâm İnkılâbının
Gerçek ve Üstün
Münevverler Aristokrasyası

      “Nasıl sosyalizma ve onun azmanı komünizma, gayet müşahhas örneklere dayanarak ortaya hakkı çalınan bir işçi ıstırabı çıkarmış ve bunu sistemleştirmişse, bizim dayandığımız ve bütün insanlık mikyasında hudutsuz ve şamil gördüğümüz zümre hakkı da, fikir çilesinden ve idrak ıstırabından doğar. Demek ki, bizim bu türlü münevverler sınıfından anladığımız bu asîl mefhumun orospulaştırılmış delâletiyte baştan başa mankafa ve hiçbir işe yaramaz zoraki ve ukalâ aydınlar kalabalığı değil, kargabüken zehrini almış gibi kıvranırcasına fikir çilesi ve idrak ıstırabı çekenler kadrosudur.”

Kin…
Nefret…
İntikam…

      “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
      Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında ‘Hakimiyet Hakkındır’ düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
      Emekçiye ‘Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!’ diyecek...
      Kapitaliste ise ‘Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!’ ihtarını edecek...

Taktik Hevalım!

      Yıllar önce, AKP’nin kuruluş günlerinde, 2002 yılında, “yenilikçiler” diye adlandırılan ve AKP’nin “mehteran takımı”nı oluşturan “eski” Milli Görüşçülerin “değişim”inden söz ediliyordu. Onlar “artık” değişmişlerdi! Recep Tayyip Erdoğan “Milli Görüş gömleğini” çıkarmıştı! “Muhafazakar-demokrat” olmuştu! Artık Milli Görüş günlerindeki gibi “demokrasi”yi “amaca ulaşmanın aracı” olarak görmüyordu!
      İşte Hasan Cemal’in “özlediği” Recep Tayyip Erdoğan, on yıl önce “merkez medya”nın sunduğu bu halidir. Oysa ne Recep Tayyip Erdoğan “Milli Görüş gömleği”ni çıkarıp atmıştır, ne de “değiş”miştir. Söz konusu olan, bir zamanlar PKK’lilerin dilinden düşmeyen ünlü deyişle, sadece “taktik hevalım”dır. Yapılan sadece takiyyedir; olduğundan farklı görünmektir.
      Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, Necip Fazıl Kısakürek’in sözleriyle, “İslâm inkılâbının gerçek ve üstün münevverler aristokrasyası”dır. Erbakan’ın Milli Görüş çizgisi ile olan “ayrım”ları da, Necip Fazıl Kısakürek’in Erbakan karşıtlığında kendi yansısını bulur. “Milli Görüş gömleği”ni çıkardık derken, gerçekte Erbakan’a karşı Necip Fazıl Kısakürek’in saflarında yer alışlarına gönderme yapılmıştır.
      Ve şimdi “aslına rücu” eylemişlerdir.

Kemalizmin “Sağı-Solu”
Ve Asker-Sivil Aydın Zümre

Mahir Çayan

      Kemalizm, emperyalizmin boyunduruğu altındaki bir ülkede doğu halklarının milli kurtuluş bayraklarını yükselten, emperyalizmi yenerek milli kurtuluş savaşlarını açan bir küçük-burjuva milliyetçiliğidir. Türkiye’deki küçük-burjuvazinin en radikal çizgisi olan Kemalizmi karakterize eden yalnızca “Milli Kurtuluşçuluk” ve “Laiklik” öğeleridir. Eşyanın doğası gereği Kemalizmin belirli bir iktisat politikası yoktur ve olmamıştır. Küçük-burjuvazinin emekle sermaye arasında bocalayan genel niteliği, Kemalizmin iktisat politikasında yansımaktadır. İçinde bulunulan evrenin koşullarına göre yön değiştiren, bazen özel teşebbüsçü yanı, bazen de devletçi yanı ağır basan bir iktisat politikası vardır Kemalizmin. Kemalizmi bugüne kadar ayakta tutan, ona ruh veren milli bağımsızlıkçı niteliğidir. Kemalizmin anti-emperyalist niteliği bir tarafa bırakılırsa, ortada Kemalizm diye bir şey kalmaz.

Demagogun Demagojisi
ya da
Hatibin Belagatı

      Bu dönemde Erbakan’ın temsil ettiği şeriatçı demagojinin temel dayanağı da , Necip Fazıl Kısakürek’in “jargonu”yla, “kominizma”dır. Onlara göre, ülkenin başındaki her türlü “müsibet”in nedeni dinsizliktir, allaha olan inancın azalmasıdır. Nasıl ki, “allah”, ahlaksızlığın “zirve” yaptığı Sodom ve Gomora’yı “helak” ettiyse, “şimdi” mini etek giyen kadınlar, saç uzatan erkekler “allahın gazabını üzerimize çekmekte”dir! “Hadis-i şerif”e göre, “erkekler kadınlara kadınlar erkeklere benzediğinde, ömürler uzadığında, zaman kısaldığında, dünya şiddetli bir kargaşa içinde kaldığında, fakirler çoğaldığında…” kıyamet yaklaşmış demektir. “Allahü teâlâ” “bizi” Sodom ve Gomora gibi “helak” etmeden önce bu “ahlaksız gidişatı durdurmak gerekir”! Bu ahlaksızlığın kaynağı da, “koministler” ve “kızıl başlar”dır! Buna inananlar, doğal olarak bu “kaynağı” kuruttuklarında “allahın inayetine, ihsanına gark olacaklardır”! İşte o zaman ne enflasyon kalacaktır, ne başka bir “dert”!
      Bu şeriatçı demagoji, ekonomik kriz dönemlerinde yoksulluğun ve işsizliğin artması sonucu ortaya çıkan toplumsal bunalım ortamında hemen her zaman etkili olmuştur.

12 Eylül Mahkemesi
Soytarılığı

      “Özel yetkili” savcılara verilen talimatla açılan “12 Eylül davası”yla “bir”ileri insanlarla düpedüz alay ediyor. “Bir”i istediği için “özel yetkili” savcılar dava açıyor, “özel yetkili” mahkeme davayı başlatıyor ve bunun adına da “demokrasi”, “hukuk” ve “hesap sorma” deniliyor.
      Eğer ki, o “bir”i talimat vermeseydi, eğer ki, “özel yetkili” savcılar “yargının bağımsızlığı” adına bu talimata uymasalardı, “özel yetkili” mahkeme aynı gerekçeyle davayı reddetseydi ne olacaktı?
      Bu 12 Eylül davası, ne hukuksaldır, ne de meşrudur. Sadece “bir”inin talimatıyla yapılan bir “şov”dan ibarettir.
      Mahkeme kapısına yığılan, buldukları fırsatta “halaya duran” ve kendilerini “12 Eylül mağduru ve yakını” olarak tanıtanların böylesi bir “şov”un parçası olmaları hiç de kabul edilebilir değildir.
      Tarih çarpıtılmıştır ve çarpıtılmaya devam edilmektedir.

Bu Sözlerin Altına
İmzanızı Atarmısınız?

      “Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hâlâ içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında üniversite öğrencisi var. KCK davasından 6.000 üzerinde tutuklu var. Bunların hepsi düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi gereken tutuklular. Bunun mücadelesine biz devam edeceğiz.
      Ve burada adalet ne zaman sağlanacak diyeceksiniz.
      Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Burada ant içiyorum. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek…
      Ama herkes şunu bilsin. Bunca baskı ve zulümden, o iktidarın korktuğu ama bizim de özlemini duyduğumuz ve mücadelesini sürdürmeyle devam edeceğimiz bir hayat çıkacak.”
      (Ahmet Şık’ın cezaevi çıkışında söylediği ilk sözler.)

TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
KIZILDERE VE ON'LAR

24 Mart 1977
Ömür Karamollaoğlu

15 Mart 1981/Bahçelievler
Mehmet Yıldırım, Nihat Kurban, Süleyman Aydemir, Cemalettin Düvenci