V. Lenin
F e l s e f e
D e f t e r l e r i




Felsefe Defterleri'nin bu çevirisi, Lenin’in elyazmasının Cahiers Philosophiques başlığı altında Albert Baraquin, Emile Bottigelli, Georges Cogniot, Francis Coheri, Lida Vernant tarafından gerçekleştirilen ve Editions du Progrèes ile Editions-Sociales tarafından ortaklaşa olarak ba­sılıp 1971 yılı Ağustos ayında yayınlanan Fransızca çevirisinden yapılmıştır.
Türkçeye çeviren: Attila TOKATLI
Yayinlayan: SOSYAL YAYINLAR - Mart 1976

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir. erisyayinlari@kurtuluscephesi.org

Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında: Felsefe Defterleri (2.956 KB)








JEAN PERRIN. FİZİKSEL KİMYA
İNCELEME KİTABI
İLKELER

PARİS, 1903129


      Not alındı, J. Perrin: “Fiziksel kimya inceleme kitabı. İlkeler” (300 sayfa), Paris 1903. “Revue philosophiqu 1904, 1’de Abel Bey ‘nin : “Fiziksel kimyanın felsefî ilkeleri” başlıklı kontrandüsü. (Kuvvet, vs., neden, vs., enerji, vs., kavramlarını çözümlemekte Perrin, – “enerji’yi gizemli bir cevher olarak göz önüne almaya” karşı (s. 401)... Abel Rey, “yeni-şüpheci sistemlerin” hasmı olarak nitelemekte Perrin’i.
      [sayfa 273]




1914 yılı Aralığında Elyazmasına tıpatıp
yazılmıştır uygundur.
İlk olarak 1930 yılında Lenin
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.



PIEKRE GUENOFF. FEUERBACH’IN
BİLGİ TEORİSİ
VE METAFİZİĞİ

ZÜRİCH, 1911 (BERNE’DE SAVUNULAN TEZ) (89 s.)130

Landesbibliothek


      Baştan sona öğrenci işi olan bu travay, hemen tamamıyle Jodl baskısı temel alınarak Feuerbach’ın yapıtlarından aktarılan alıntılardan meydana geliyor. Ancak bir aktarmalar derlemesi olarak yararlı olabilir, ve o bakımdan bile yetersiz.
       

konuyu geliştirmekten uzak kalmış yazar
       
      Yazar tarafından özellikle anılanlar :
      cilt II, özellikle de “Thesen” und “Grundsätze”[1], sonra da “Wider den Dualismus”[2] 131.

X, özellikle “Über Spiritualismus und Materialismus”[3]

NB VIII “Vorlesungen über das Wesender Religion”[4] (Feuerbach kendisi 18 4 8’de, bu travayın, 18 4 1’de yayınlamış olduğu “Hristiyanlığın Özü’nden daha olgun olduğunu yazıyordu)
      VIII, S. 26, 29; 102-109; 288; 329 ve daha başkaları da var.
      [sayfa 274]

VII. “Das Wesen der Religion”[5] (1845: Feuerbach, önemli olarak göz önüne alıyor bu yapıtı.)

IV. “Leibniz”[6] 1847’nin gözlemleriyle. (NB) [IV, SS. 261; 197; 190-191; 274].

VII. “Wesen das Christentums”[7]’a ek.
      (Feuerbach anlayışı içinde) şu yapıtları anmakta yazar :
      Ebbinghaus : “Experimentelle Psychologie”, SS. 110 und 45.
      Fr. Jodl : “Lehrbuch der Psychologie”, S. 403.
      A. Forel : “Gehirn und Seele”, X. Auflage, S. 14.[8]

Lange132 (II. Buch, S. 104)’nin Feuerbach’a karşı gerçekten haksız olduğu, Feuerbach’ın maddeciliğini tahrif (ve inkâr) ettiği ileri sürülüyor (S. 83 ve 88).

      En başta, Feuerbach’ın felsefî gelişiminin bir özetim veriyor yazar : “Todesgedanken”[9] (1830) bir Hegelci işi bu daha; “Der Schriftsteller und der Menseli”[10] (1834)[11] – kopuşun başlangıcı; “Kritik des Antihegel”[12] (1835) – Hegel’in düşmanlarına karşı, ama Hegel için değil artık (bk. de Grün133, Bd. I, 390 ve 398; II, 409). – “Hegelci felsefenin eleştirisi” (1839). – “Hristiyanlığın özü” (18 41) – kesin kopuş – “Tezler” ve “Geleceğin felsefesinin ilkeleri” (1842 ve 1843). – “Dinin özü” (1845). – “Dinin özü üzerine dersler” (1847).
 
 
 
 
1914 yılı Aralığının Elyazmasına tıpatıp
29-30. günleri yazılmıştır uygundur.
İlk olarak 1930 yılında
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

       
       
       

PAUL VOLKMANN. DOĞA BİLİMLERİNİN
GNOZEOLOJİK TEMELLERİ

 

(BİLİM VE VARSAYIM, IX) 2. BASIM, LEIPZIG, 1910134

(Nat. IV. 171 Bern kitaplığında)

Özellikle Haeckel’e karşı, Buckle, vs., vs. üzerine yazdığı zaman felsefe alanında eklektik ve yavan kalıyor yazar. Ama maddeci bir eğilimi var ne de olsa, örneğin s. 35[13]: “Soru şudur: Kavramları biz mi doğaya zorla kabul ettiriyoruz, yoksa doğa mı bize zorla kabul ettiriyor” – iki görüş açısının birliği, diyor. Mach haklıdır (s. 38), ama ben “nesnel” görüş açısını onunkine (Mach’ın görüşüne) karşıt koyuyorum:

“Yani öyle düşünüyorum ki bizdeki mantığın kökeni, bizim dışımızdaki şeylerin düzgün ve düzenli akışı içindedir; doğa süreçlerinin dış zorunluğu, bizim ilk ve en gerçek eğiticimizdir” (s. 39).

Penomenolojiye ve çağdaş birciliğe karşıçıkıyor, ama maddeci felsefenin ve idealist felsefenin özünü katiyen anlamıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, yazarın gözünde herşey, genel pozitivizm anlayışı içinde doğa bilimlerinin “metod”larından ibaret. Doğanın insan bilincinin (ve duyumlarının) dışında nesnel gerçekliği sorununu bile doğru bir şekilde koymasını bilmiyor yazar.

 

 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

      [sayfa 276]
       
       
       
       

MAX VERWORN. BİYOJEN VARSAYIMI

JENA, 1903135

(Med. 5218)

      Tikel bir konuyu, “canlı varlık” ve bu varlıkta meydana gelen kimyasal madde alış verişleri konusunu geliştirmekte yazar. Tikel bir konu, evet.
      Sorun üzerine bir bibliografya da var.
Bk. s. 9,
“Anzim”in
tanımı136

      S. 112 – “çalışma varsayımı” olmakmış yapıtın asıl amacı. Örneğin XIX. yüzyılda maddecilik büyük hizmetlerde bulunmuş doğa bilimlerine, ama bugün “hiç bir natüralist düşünür, maddeci görüşü upuygun olarak kabul edemez”miş (112). Ebedî hakikatlar yoktur. Fikirlerin önemi, Fruchtbarkeit[14]’ları, – “yaratan ve eyleyen” olarak, “maya” olarak rolleri (113).
      | Burada karakteristik olan, “maddeci” görüşün ayakbağı olduğu düşüncesinin çocuksu ve bönce bir deyişle dile getirilişi! Diyalektik maddecilik hakkında en ufak bir fikri yok yazarın; felsefe olarak maddeciliği, o çağın kendilerine maddeci adını yakıştıran dar kafalı sözümona düşünürlerinin savunduğu birtakım kaba görüşlerden ayırt etmek konusunda ise tam bir güçsüzlük içinde. |

      Yazarın amacı : “hayat fenomenlerinin mekanik çözümlemesi” (s. 1, Önsöz), “Allgemeine Physiologie”[15]’nin son bölümüne gönderiyor bizi. [sayfa 277]
      Ona göre bulanık bir kavram olan “canlı albümin” yerine, “canlı albümin molekülü” yerine (“bir molekül canlı olamayacağına göre”), “biyojen-molekül” terimini önermekte yazar (s. 25).
      Kimyasal’ın canlı’ya dönüşümü, asıl sorunun can damarı bu işte. Henüz açık seçiklik kazanmamış olan bu varsayımsal yeniliklerin arasında daha özgürce hareket edebilmek için, kahrolsun “maddecilik”, kahrolsun bize “ayakbağı olan” eski fikirler (“molekül”), yeni bilgilerin ardından daha özgürce koşabilmek için yeni bir ad verelim işe (biyojen)! NB. Fizikte ve genellikle doğa bilimlerinde çağdaş “idealizm”i harekete geçiren canlı sebep ve kaynaklar konusu üzerinde durulacak.

 
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

       
       
       

FR. DANNEMANN. BİZDEKİ DÜNYA İMGESİ
NASIL OLUŞTU

(COSMOS). STUTTGART, 1912137


       
      (Nat. XII, 456) Bu broşürde yazara: “Naturwissenschaften in ihrer Entwicklung und in ihrem Zusammenhange”[16] başlıklı 4 ciltlik yapıtı’nın bir çeşit özetini veriyor bize...
      Eski Mısır’dan zamanımıza kadar, yaklaşık olarak 5.000 yıllık bir kültür gelişimi. Homeros için dünya, Akdeniz ile Akdeniz’i kuşatan ülkelerden ibaretti, o kadar (s. 8)[17].
      Mısır’da gecelerin duru ve açık oluşu, astronomi çalışmalarını kolaylaştırıyordu. Yıldızlar ve hareketleri, ay, vs. gözlemleniyordu. [sayfa 279]
Bir alay
kötü

(((Vulgari-
zasyon)))...
Üzerinde önem-
le durmaksızın
ve kendini pek
büyük görerek,
yüzeysel bir bi-
çimde felsefe
sorunlarına de-
ğiniyor yazar.
Pek yavan
      Başlangıçta, bir ayın 30 gün ve yılın da 360 gün olduğu hesaplanmıştı (s. 31). Eski Mısırlılar, 365 gün olarak hesaplamaya başlamışlardı yılı (s. 32). Eratosthenes (İ.Ö, 276), dünyanın çevresinin 250.000 “stad” (Eski Yunanlıların 250 adımlık uzaklık ölçüsüdür bir stad) olduğunu söylüyordu ki bu = 45.000 kilometre (gerçekte 40.000 yerine).
      Yer yuvarlağının güneş çevresinde döndüğünü bulmuştu Aristarkhes, s. 37 (Kopernik’ten 1.800 yıl önce, 1473-1543). (İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan bu bilgin), Ay’ı Dünya’dan otuz kere (48 yerine) küçük ve Güneş’i de Dünya’dan üç yüz kere (1.300.000 yerine) büyük kabul ediyordu...
Renksiz bir
kitap bu:
Bir felsefe yapıtı
olarak özensiz,
geveze, derin-
liksiz, ve ya-
van kalıyor;
bir vulgarizasyon kitabı olaraksa, ukalâ.
      Ptolemaios sistemi
      (İ.S. II. yüzyıl)
      XV. yüzyıl : astronominin yeniden can-
lanışı – gemiciliğin ilerlemesine bağlı olarak.
      Kopernik (1473 -1543) : Güneşmerkezci sistem. Daireler (elipsler değil).
      ((Ancak XIX. yüzyılın ortalarındadır ki gelişmiş ölçü aletleri, hareketsiz yıldızlardaki görünüş değişimlerini ortaya çıkarmıştır) )

      Galilei – (1564–1642)
      Kepler – (1571–1630)
      Newton – (1643–1727)
20 milyondan
fazla yıldızın
keşfi, vs.))
      teleskop,
      yer yuvarlağı-
      vs., nın her iki ku-
      tupta da çapın
      1/229’u kadar
      lık yassılık
      | 1/299 yerine |

     
      Puthagoras (İ.Ö. VI. yüzyıl) dünya, sayı ve ölçü tarafından yönetilmektedir...
      Eski filozoflarda 4 öğe, yada töz: toprak, ateş, su, hava...

      Demokritos (İ.Ö. V. yüzyıl) :
      ­      atomlar...
­      XVII. yüzyıl: Kimyasal öğeler

      Tayf analizi (1860).
      Elektriklilik, vs.
      Kuvvetin sakınımı yasası.

 
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.
      [sayfa 280]
       
       
       
       
       
       

LUDWIG DARMSTAEDTER.
DOĞA BİLİMLERİ VE TEKNİK TARİHİ
ELKİTABI

BERLİN, 1908, 2. BASIM

(Lesesaal in der Landesbibliothek)
       
Işık hızının saptanımı
       


       

1676: Olaf Römer (Jüpiter tutulmalarına göre) : 40.000

coğr. mili

(saniyede . . . . . . . . 300.000 km.’den az)
(saniyede . . . . . . . . 298.000 km.’den az)


1849 : Fizeau (aynalar ve dişli tekerlekler): 42.219

coğr. mili ( = saniyede = 313.000 km.

1854 : Foucault (2 döner ayna, vs.): 40.160

coğr. mili = saniyede =298.000 km

1874 : Alfred Cornu (à la Fizeau[18]) ( 300.400 km.
                                                          saniyede) . . . . . . . . 300.330 km.

1902: Perrotin (id.) saniyede . . . . . . . . 299.900 (±80 m) km

 

1915 yılında yazılmıştır
      İlk olarak 1930 yılında Lenin Derlemesi Elyazmasına tıpatıp
      XII ‘de yayınlanmıştır uygundur
      [sayfa 281]
 
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

       
       

NAPOLYON. DÜŞÜNCELER

PARİS, 1913, BIBLIOTHEQUE MINIATURE NO 14138
(Landesbibliothek)


       
      “Top, feodaliteyi öldürdü. Modern toplumu da mürekkep öldürecek (s. 43)...
      — — — Bütün savaşlarda daima bir an gelir, en cesur askerler en büyük çabalan gösterdikten sonra, kaçmağa hazır duyarlar kendilerini. Bu yılgınlık, cesaretlerine tam güvenemediklerinden ileri gelmektedir; ve onlara bu güveni yeniden vermek için küçücük bir fırsat, basit bir vesile yeter de artar bile : Gerçek hüner bu fırsatı ve bu vesileyi yaratmaktadır” (s. 79-80).

NB

 
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

      [sayfa 282]
       
       
       
       
       

ARTHUR ERIC HAAS
MODERN FİZİKTE
HELENİZM RUHU

       

LEIPZIG, 1914 (32 SAYFA). (FEIT VE KUMP.)139

 
      “Kantstudien’’, 1914, no. 3 (c. XIX), s. 391-392’de çıkan kontrandüde: Yazar, denmekte, fizik tarihi profesörüdür (fizik tarihine çok büyük bir dikkatle bakıyor Volkmann); ve Herakleitos ile Thomson arasındaki tikel bağ üzerinde duruyor özellikle.
       
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

      [sayfa 283]
       
       
       
       
       

THEODERE LIPPS.
DOĞA BİLİMLERİ
VE DÜNYA GÖRÜŞÜ

 

(ALMAN DOĞA BİLİMCİLERİNİN STUTTGART’TAKİ
78. KONGRESİNDE VERİLEN SÖYLEV) HEIDELBERG, 1906
(Berne Kitaplığı. Nat. Varia. 160)


       
      Kantçı-Fichteci tipte bir idealist; fenomenolojinin (en sonuncusu: “sadece fenomenler”, s. 40), enerji biliminin ve vitalizmin hep aynı idealizm anlayışı içinde kaldıklarını belirtmekte.
      Madde – X.
      “Maddesellik” – “saymaca (konvansiyonel) anlatım tarzı”... (s. 3 5).
      “Doğa, zihnin ürünüdür” (37), vs.
      “Tek kelimeyle maddecilik, herşeyden önce, doğa bilimleri sorununun yeni bir adından başka bir şey değildir” (32).
       
 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

      [sayfa 284]
       
       

 
       
       
       

LASSALLE’İN “EFESOSLU
HERAKLEİTOS’UN FELSEFESİ” ADLI KİTABININ
ÖZETİ


 
 
 
1915 yılında yazılmıştır Elyazmasına tıpatıp
İlk olarak 1930 yılında uygundur.
Lenin Derlemesi XII’de yayınlanmıştır.

      [sayfa 285]
       
       
       
       

F. LASSALLE. “EFESOSLU HERAKLEİTOS’UN
FELSEFESİ”

2 CİLT. BERLİN, 1858 (379+ 479 S.)

(Bern. Log. : 119.1)


       
      Kitabın en başına bir çeşit sunuş yazısı, yani epigraf olarak, Hegel’in “Felsefe tarihi”ndeki deyişi alınmış – “bir tek önermesi yoktur, ki Herakleitos’un, alıp mantığıma katmamış olayım”.
       
Hegel. Yapıtlar, cilt XIII, s. 328[19]. Aktarmam “Vorle-sungen über die Geschichte der Philosophie”.

 
      Marx’ın, Lassalle’in bu yapıtını niçin “ilkokul ödevi” diye nitelediği hemen anlaşılıyor (Engels’e ... tarihli mektupta140): Herakleitos’tan yaptığı aktarmalar dolayısıyle Hegel’i bir milyon kere tekrar ediyor sadece Lassalle, kopya ediyor; üstelik de akıl almaz biçimde karışık ve bir o kadar da ukalâca bir bilgiler yığını yüklemiş yapıtına.
      Marx’la Lassalle arasındaki fark: Bir yığın yepyeni şey vardır daima Marx’ta; ve Marx’ı, Hegel’le Feuerbach’tan başlayıp idealist diyalektiğin ötesine, maddeci diyalektiğe doğru uzanan hareket ilgilendirir yalnız. Lassalle ise, ele aldığı tema üzerinde dönüp dolaşıp Hegel’i tekrarlar : Özet olarak, Heraikleitos’tan alıntılar konusunda ve Herakleitos üzerine Hegel kopyacılığıdır yaptığı.
      Lassalle, iki bölüme ayırmış kitabını: “Genel bölüm. Giriş” (Cilt I, s. 1 - 68) ve “Tarih bölümü. Parçalar ve tanıklıklar” (kitabın geri kalan [sayfa 287] kısmı). Genel bölümdeki, “Herakleitos sisteminin mantıksal açıdan özetlenmesi” başlığını taşıyan III. kesimi (s. 45-68), Lassalle’in metodunu ve vardığı sonuçları özüyle açıklamakta. Herakleitos konusunda Hegel’in saf bir kopyası bütün bu kesim, uşaklara yaraşır cinsten bir tekrarı! Burada da (ve buradakinden çok daha fazla tarih bölümünde) bir yığın bilgi gene; ama bilgiden çok, ‘kalitesi düşük malûmat’ bunlar. Konulan sorun: Herakleitos’ta Hegel bulmak. Strebsamer[20] öğrenci, bütün eski (ve modern) yazarlarda Herakleitos’a ilişkin ne varsa hepsini okuyarak ve hepsini de Hegel’vâri yorumlayarak, “pek parlak bir biçimde” üstesinden gelmekte bu sorunun.
      1844-47 arasında Feuerbach’a, ve Feuerbach’tan da öteye, tarihsel (ve diyalektik) maddeciliğe doğru ilerlemek üzere Hegel’i bırakmıştı Marx. Lassalle ise bu güçsüz, boş, değersiz ve ukalâ Hegelci kafa ütüleme kitabını 1846 yılında ele almış ilk olarak (önsöz, sayfa III), sonra bırakıp 1855’te yeniden ele almış ve 1857 Ağustosunda bitirmiş (önsöz, s. XV) ancak!!
      İkinci bölümün bazı kesimleri ilginç ve yararlı da üstelik; ama sadece, Herakleitos’tan yapılan aktarmaların çevirileri ve Hegel’in daha vulger bir dille verilmesi açısından. Ve hiç şüphe yok ki bu, yukarda belirtilen kusurları ortadan kaldırmıyor.
      Eskilerin ve Herakleitos’un felsefesi, o çocuksu saflığıyle bazan gerçekten tadına doyulmaz oluyor; örneğin, s. 162 – “Sarımsak[21] yemiş olanların sidiğinin sarmısak kokması nedendir?”
      Ve sorunun cevabı : “Şundan değil midir acaba ki, Herak-leitos’un bazı öğrencilerinin dediği gibi, ateş aracılığıyle evrende oluşan dönüşüm sürecinin aynısı (organik) cisimlerde de oluşmakta; ve bunun sonucunda bu süreç, soğuma’dan sonra, burada (evrende) nem, şurada da sidik olarak kendini ortaya koymakta; ve besinin sonucu olan dönüşüm (άνδανμίδσις [22]), bu besinin karışmış bulunduğu ve kendisinden doğmuş olduğu şeyin kokusunu da birliğinde getirmektedir?”... (162 – 163).
      Sayfa 221 ve devamında, Plutarkhos’un sözlerini aktarmakta Lassalle; Herakleitos hakkında şöyle diyor Plutarkhos: ...”ateşten başlıyarak dönüşüm yoluyle yaratılmıştır herşey; nasıl ki ateş, herşeyden [sayfa 288] başlıyarak yaratıldı ise. Altın karşılığında eşya ve eşya karşılığında altın elde ettiğimiz gibi tıpkı”...
      Bu vesileyle değer ‘den (Wert) (s. 223 NB) | ve Funktion des Geldes[23] | ‘ten söz ediyor Lassalle, düşüncesini Hegel tarzında geliştiriyor tabii (“kendiliğinden ortaya çıkan soyut bir birim” olarak sunuyor değeri) ve şunu ekliyor: ... “bu birim, (yani) yanlış para, gerçekten edimsel bir şey olmayıp sadece ideal bir şeydir (İtalikler Lassalle’in), ispatı da şudur ki”, vs...






Herakleitos
altın ve emtia
üzerine






yanlış
(Lassalle’in
idealizmi)

      (Ama gene de NB ki, önsözü Ağustos 1857 tarihini taşıyan, ve 1858 yılında yayınlanmış olan bir kitapta yazılıdır bu.)
      224. sayfadaki not 3’te (s. 224–225) Lassalle, daha da ayrıntılı bir şekilde söz ediyor paradan ve diyor ki Herakleitos bir “ekonomist” değildi elbette, ve elbette para da ((sadece (??))) bir Wertzeichen[24]’dir, vs., vs. (“paranın her çeşidi ancak ideal bir birimidir, yada tedavüldeki tüm gerçek ürünlerin değerinin ifadesidir”) (224), vs.
 
      Burada Lassalle, bulanık bir biçimde de olsa, des moderne Entdeckungen auf diesem Gebiet[25]’ten –değer ve para teorisinden– söz ettiğine göre, Marx’la yaptığı konuşmaları ve yazışmaları göz önünde tuttuğu varsayılabilir.

 
      S. 225–228. Plutharkos’tan uzun bir parçaaktarıyor Lassalle; sonra da, bu parçada sözü edilenin gerçekten Herakleitos olduğunu ve Plutharkos’un burada “genel çizgileri içinde Herak-leitos’un spekülatif tanrıbilim anlayışı”nı açıkladığını (inandırıcı bir şekilde) ispatlıyor (s. 228).
      İyi bir parça bu aktarılan – saflığı, derinliği, geçişleri ve nüanslı değişiklikleriyle Yunan felsefesinin havasını gayet iyi veriyor. [sayfa 289]
 

Herakleitos’tan bütün bir teolojik sistemle bir de “nesnel mantık (sic!!), vs. çekip çıkarıyor Lassalle; kısacası, Hegel’i Herakleitos’a “uygulamakta”!!


 
      Bitmez tükenmez (ve gerçekten yorucu) bir şekilde ardarda, Herakleitos’un herşeyde hareket gördüğünü, hareketi yada oluş’u (Werden) ilke olarak aldığım tekrarlıyor ve asıl sorunun “mutlak (schlechthin) karşıtların süreçsel özdeşliği”ni kavramak olduğunu belirtiyor durmadan (s. 289 ve daha bir dizi sayfa). Şu Hegelci düşünceyi okurun kafasına çekiçle çakıyor adetâ Lassalle: Soyut kavramlarda (ve bu kavramların meydana getirdiği sistemin içinde), hareket ilkesini, karşıtların özdeşliği ilkesinden başka bir ilkeyle açıklamak olanak dışıdır. Genel bir açıdan konuşmak gerekirse, hareket ve werden tekrarsız, çıkışnoktasına dönüşsüz de oluşabilirler; ve bu şıkta bu hareket, “karşıtların özdeşliği” olmayacaktır. Ama astronomik ve (yeryüzündeki) mekanik hareket, bitkilerin, hayvanların ve insanların hayatı – bütün bunlar, insanların kafasına sadece hareket fikrini değil de çıkısnoktalarına dönüşlü, yani diyalektik hareket fikrini sokmaktadır.

 
      Herakleitos’un : “Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz” şeklindeki o naif ve pek hoş formülünün (yada özdeyişinin) dile getirdiği de budur işte – ama işin aslında (Herakleitos’un öğrencilerinden Krathulos’un da dediği gibi), bir tek kere bile yıkanılamaz ırmakta (çünkü bütün vücut suya dalıncaya değin ırmak durmayacak ve su aynı su olmaktan çıkmış olacaktır).
      (NB : Herakleitos’un diyalektiğini sofistik’e kadar vardırmış bu Krathulos, s. 294–295 ve daha bir dizi sayfa; hiç bir şey hakikî değildir, hiç bir şey hakkında hiç bir şey söylenemez... diyor. Diyalektiğin olumsuz (ve yalnız olumsuz) tümdengelimi bu. Oysa Herakleitos, tam tersine, şu ilkeyi benimsemişti : “herşey hakikîdir”, herşeyde bir hakikat payı vardır. Bütün sorulara cevap yerine geçmek üzere, “parmağını oynatıyordu” Krathulos; herşeyin hareket halinde olduğunu ve hiç bir şey hakkında hiç bir şey söylenemeyeceğini belirtmek istiyordu böylece. [sayfa 290]
 

Ölçü diye bir şey tanımıyor bu kitapta katiyen Lassalle: Herakleitos’u Hegel’in içinde boğuyor resmen. Çok yazık. Oysa, diyalektiğin kurucularından biri olarak Ölçüyle verilmiş bir Herakleitos, alabildiğine yararlı olurdu. Lassalle’in 850 sayfasının 85 sayfada özünü sağıp Rusçaya çevirmek gerekirdi aslında : “Diyalektiğin kurucularından biri olarak (ve Lassalle’in kitabına dayanarak) Herakleitos”. Yararlı bir iş olurdu doğrusu!


 
      Herakleitos’a göre dünyanın temel yasası (λόγος[26], bazan da eimarmenh[27]), “karşıtın içindeki dönüşümün yasası” dır (s. 327) (=ένγντιοτροπή, έναντιοδρομία’a anlam olarak “gelişim yasası”nı veriyor Lassalle (s. 333), ve Nemesius’un şu sözlerini hatırlatıyor özellikle :
      “Demokritos, Herakleitos ve Epikuros, ne ‘evrensel’ için isterler Tanrının varlığını, ne de tekil için” (ib.).
      Herakleitos’un sözlerini de aktarıyor bu arada: “Ne tanrıların ve ne de insanların hiç biri tarafından yaratılmadı dünya; ebediyen canlı bir ateştir o, ve hep öyle olacaktır” (ibid.).
 
      Herakleitos’un dinsel felsefesini didik didik eden Lassalle’in Feuerbach’ı bir tek kere bile anmayışı tuhaf! Neydi acaba Lassalle’in Feuerbach’a karşı genel tavrı? Hegelci bir idealistin tavrı mıydı doğrudan doğruya?

 
      Ona göre işte bunun içindir ki Filon şunları söylüyor Herakleitos’un öğretisi hakkında:
      ... (die Lehre[28]), “tıpkı Stoacıların öğretisi gibi, herşeyi dünya’dan ve dünyanın içinde çıkarıp başlatıyor; ve herhangi bir şeyin de Tanrı’dan gelebileceğine inanmıyor” (334). NB

      Herakleitos’un (Stobeus tarafından bize aktarılmış olan) “Das Eine Weise”[29] (έν σοφόν
) konusundaki ünlü sözünü, şöyle çevirmiş Lassalle: [sayfa 291]
      “İşittiğim bunca söylev içinde hiç kimse kavrayamıyor ki bilgece olan. Hep’ten (yani varolan herşeyden) ayrılmış olan’dır” (344) – “hayvan yada tanrı” sözcüklerini asıl metinde bulunmayıp da sonradan katılmış şeyler olarak kabul ediyor; ve gerek Ritter’in (“bilgelik herkesten uzaktır”) (344), gerekse Schleiermacher’in: “bilgi”, tikel şeyler hakkındaki bilgilerden ayrı bir şeydir... anlamına gelen : “bilgece olan, herşeyden ayrılmıştır” şeklindeki çevirilerini yanlış buluyor.
      Lassalle’e göre, şudur bu sözün anlamı :
      “mutlak (bilgece olan), bütün duyular orada-olan (varlık)’lara yabancıdır; o, olumsuz olan’dır” (349) – yani Negative[30] = olumsuzlamanın ilkesi, hareketin ilkesi. Hegelci yönde apaçık bir tahrif bu: Herakleitos’un içine Hegel katılmış.
      Herakleitos’un Pers teolojisi, Hürmüz – Ahriman141, büyücülük öğretisi, vs., vs., vs. ile olan (dış) bağı üzerine bir yığın ayrıntı.

       
      “Zaman cisimdir” demişti Herakleitos (s„ 358)... varlık ile hiçliğin birliği anlamına imiş bu. Zaman, varlık ile varlık-olmayan’ın, vs. saf birliğidir!
      Herakleitos’ta ateş == hareketin ilkesi imiş | sadece ateş değil yani |; Pers felsefe (ve din) öğretisinde de ateş, bunu andıran bir şey imiş! (362).
      λόγος (“Söz”, “Deyi”, “Kelâm”) terimini nesnel anlamda (yasa anlamında kullanmış olan ilk düşünürdür ya Herakleitos, Lassalle’e göre bu kullanımı da Pers dininden almıştır... (364).
      – Zend-Avesta142’dan alıntı (367).
      Δίχη ile είμαρμένη[31] arasındaki bağıntıyı inceleyen § 17 ‘de, Herakleitos’un bu fikirlerini “zorunluk”, “bağ” anlamında yorumluyor Lasalle (376).
 
NB : “Bütün herşeyin biribirine bağlılığı” (δεσός άπάντων )
(s. 379)

      [sayfa 292]
       
      Herakieitos’un felsefesini (“Thetetos”te) şöyle dile getiriyor Platon :
      “Zorunluk, varlığın özselliğini bağlamaktadır”...
      “Stoacılarda daima rasladığımız bu είμαρμένη , rerum omnium necessitas[32] fikrinin, illigatio bir biçimde bağ‘ı ve bağlantıyı dile getirdiği şeklindeki görüşün kaynağı Herakleilos’tur”... (376).
      Cicero : “Fatum autem id appello quod graeci είμαρμένη, id est ordinem sercimque causarum, cum causa causae nexa rem ex se gignit”[33] (s. 377).
      Herşeyin biribirine bağlılığı”, “nedenler zinciri” fikri doğalı beri binyıllar geçmiş. Bu nedenlerin insan düşüncesinin tarihi boyunca çeşitli anlaşılma tarzları arasında yapılacak bir karşılaştırma, tartışmasız bir şekilde tanıtlayıcı bir bilgi teorisi meydana getirebilir rahatça.

      Cilt II.
      “Ateş” konusunda. Herakieitos’ta bunun bir “ilke” olduğunu, bıkıp usanmaksızın bin kere tekrarlayarak ispatlama çabasında Lassalle. Özellikle de Herakleitos’un idealizmi üzerinde ısrarla duruyor (s. 2 5 – Herakleitos’ta gelişim, des Werdens[34] ilkesi, logisch-präexistent[35]’tir ve Herakleitos’un felsefesi – ideal–philosophie[36]’dir. Sic!!) (s. 25).
      ((Hegei doğrultusunda zorlamalar!))
      “Saf ve hiç bir şekilde maddesel-olmayan bir ateş’ düşünüyordu Herakleitos (s. 28 “Timaeus” lierakleitos üzerine)...
      S. 56 (cilt II) | İskenderiyeli Kleman, Stromata, V, bölüm XIV |’ten bir aktarma yapıyor Herakleitos üzerine; harfi harfine çevrildiğinde şu anlam çıkmakta: [sayfa 293]
      “Bütün herşeyin birliği olan dünya ne tanrıların ve ne insanların hiç biri tarafından yaratılmamıştır, yasalar uyarınca yanan ve sönen ebediyen canlı bir ateşti dünya, bir ateştir ve bir ateş olacaktır” ...



NB

      Diyalektik maddecilik ilkelerinin çok iyi bir açıklaması. Ama sayfa 58’de, parçanın şu “freie Übersetzung[37]’unu veriyor Lassalle:
      “Dünya — — sürekli olarak ama hep ardarda dönüp gelerek varlıktan varlıkolmayan’a (akarak) ve varlıkolmayan’dan da varlığa (akarak) geçen kesiksiz bir oluştu, oluştur ve oluş olacaktır.”
      Lassalle Herakleitos’u Hegel açısından nasıl verballhornt[38], Herakleitos’un canlılığını, tazeliğini, naifliğini, tarihsel bütünlüğünü Hegel doğrultusunda zorlamalarla nasıl çiğneyip geçer, bunu bütün açıklığıyle görüyoruz bu örnekte (ve bu zorlama yorumlara varabilmek için de, sayfalar boyunca Hegel’i tekrarlıyor Lassalle).

      II. kısmın II. kesimi (“Fizik”, II. cildin 1 – 2 6 2 !!! sayfaları) sözün tam anlamıyle katlanılmaz biçimde feci. Bir kuruşluk Herakleitos karşılığında yüz kuruşluk Hegel tekrarı ve metin zorlaması var burada. Ancak şöyle üstünkörü bir gözden geçirilebilir bütün bu kesim – okunmaması gerektiğini rahatça söyleyebilmek için o da!
      III. kesimde (“Bilgi teorisi”) Filon’dan bir aktarma:

      “Çünkü bir, iki karşıttan oluşan’dır; öyle ki ikiye bölündüğünde ortaya çıkar bu karşıtlar. Yunanlılara göre, büyük ve ünlü Herakleitos’larının felsefesinin başına oturttuğu ve yeni bir buluşla övünür gibi gururlandığı ilke de işte bu ilke değilimdir?”... (265).
      Ve gene Filon’dan bir aktarma daha:
      ... “Tıpkı bunun gibi evrenin parçaları da ikiye bölünmekte ve karşılıklı olarak biribirlerine karşıt tutulmaktadırlar: toprak – dağlar ve ova olarak, su – tatlı ve tuzlu olarak... gene aynı şekilde atmosfer, kışın ve yazın, baharda ve güzün olarak... Herakleitos’un doğa hakkındaki yapıtlarını meydana getirmesini sağlayan öğeler işte bunlardır; teoloji bilgimizden karşıtlar idesini almış ve özenle işlenmiş sayısız örnekle açıklamıştır bu ideyi” (s. 267). [sayfa 294]



NB

NB






NB

Herakleitos’a göre hakikatın ölçütü, consensus omnium, yani genel uzlaşma olamaz (s. 285) – bunu kabul ettiği takdirde, bir subjektiver Empiriker[39] durumuna girerdi Herakleitos (s. 284). Oysa o, bir objektiver idealist[40]’tir (285). Onun için hakikatın ölçütü, bütün insanların öznel inancından bağımsız bir şekilde, varlıkla varlık-olmayan’ın özdeşliğinin ideal yasasına uygunluktur (285).
Bk. Marx 1845 Feuerbach Üzerine Tezler143 Lassalle tam bir gerici burada. Lassalle’in eski tip bir Hegelci, bir idealist olduğu apaçık ortaya çıkıyor işte burada.

      S. 337’de Büchner’i anıyor özellikle Lassalle (not 1) ; ve Herakleitos’un apriori olarak “modern fizyoloji ile aynı fikri” ileri sürmüş olduğunu söylüyor (“düşünce, maddenin bir hareketidir”).
 
      Apaçık bir zorlama. Herakleitos hakkındaki aktarmalarda, ruhun da bir dönüşüm süreci olduğu söylenmekte sadece – hareket gene hareket aracılığıyle bilinir.

 
      Kalkhidius’tan aktarma (‘Timeios” ta) :
      ... “Herakleitos ise, evreni düzenleyen ve yöneten tanrısal akla bağlar bizim aklımızı; ve diyor ki, ayrılamaz olduğu bu eşlikten dolayı akim emredici yasasının bilgisine sahiptir ve zihin, duyuların etkinliğinden sıyrıldığında geleceği önceden haber verir” (342).
      Kleman’da (Stromata, V) :
      ... “inanılır gibi olmadığından dolayıdır ki, (hakikat) bilgiden kaçar” ... (347).
      “Nesnel mantığın babası” imiş Herakleitos (s. 351); çünkü onda “doğa felsefesi” düşünce felsefesine umschlägt[41] imiş, “varoluşun ilkesi olarak göz önüne alınmakta” imiş düşünce (350), vs., vs., tam à la Hegel[42]... Bir tek öznellik durağı eksikmiş Herakleitos’ta.
36. “Platon’un Krathulos’u”, s. 373–396 [sayfa 295]
      “Krathulos” üzerine olan paragrafta Lassalle, Platon’un bu diyalogunda Krathulos’un (henüz, ilerde öznelciliği benimseyecek bir sofist gibi değil), Herakleitos’un, doğanın taklidi olarak ve şeylerin özünün, “Tanrı’nın ve imgesinin”, “Tanrı’nın ve evrenin taklidi” olarak (“şeylerin özünün taklidi”, s. 388) sözcüklerin ve dilin özü ve kökeni teorisini olduğu gibi açıklayan sadık bir öğrenci olarak tanıtıldığını ispatlama çabasında.
 
     
Ergo :
Felsefe tarihi
bütün bu
durakları
ortaya koydu Yunan
felsefesi
» tekil bilimlerin durağı
» çocuğun, hayvanların
    entellektüel gelişmesi-
    nin durağı
» dilin durağı NB:
+ psikoloji
+ duyu organları
fizyolojisi
İşte, bilgi teorisini ve diyalektiği oluşturması gereken bilgi alanları
kurz*, genel olarak bilginin tarihi
bütün bili alanı

 
      ... “Gösterdik ki, diyor Lassalle, kavramın içinde, sözcük, ad ve yasa arasındaki” (yukarda belirtilmiş bulunan) “bu özdeşlik (sadece andırış değil, özdeşlik), Herakleitos felsefesinde her bakımdan ilke yerini tutan bir görüştür ve son derece büyük ve önemli bir rol oynamaktadır”... (393).
      ... “Varlığın yasalarıdır onun için” (Herakleitos için) “adlar, şeylerin ortak yanıdır; nasıl ki yasalar da onun için “bütünün ortak yanı” ise”... (394).
      Ve Lassalle’e göre, Hippokrates :
      “Adlar, doğanın yasalarıdır” dediğinde, Herakleitos’un fikirlerini dile getirmektedir. [sayfa 296]
NB!

NB
çok
önemli!

      “Çünkü Efesoslu için, yasalar gibi adlar da... aynı sıfatla ve aynı şekilde, evrensel’in ürünleri ve yarattımlarıdır sadece; onun gözünde adlar ve yasalar, erişildikleri andan itibaren, duyulur gerçekliğin çamurundan kurtulmuş olan ‘saf evrenselidirler, ideal varlıktırlar”... (s. 394).
      Krathulota ve “Thetetes”te, Herakleitos’un felsefesini çözümler ve çürütür Platon; ama bunu yaparken de (özellikle ikinci kitapta) Herakleitos’u (nesnel ve diyalektikçi bir idealist olan Herakleitos’u), öznel idealist ve sofist Protagoras’la (insan herşeyin ölçüsüdür) karıştırır. Ve Lassalle ispatlamak istiyor ki fikirlerin gelişiminde: 1) sofistik (Protagoras) ve 2) Platonculuk, “idea’lar” (nesnel idealizm) gerçekten Herakleitos’tan çıkıp gelmedir.
 
      İdealist Lassalle’in, Herakleitos’u Hegel’e doğru çeke çeke, düşünürün maddeciliğini yada maddeci eğilimlerini örtbas ettiği izlenimi uyanıyor insanda.

      (IV, Etik, s. 427–462).
      Töre bilimi (yada, Etik) üzerine olan kesimde – nil[43].
      S. 458–459’da, Nemesius’un, Herakleitos ile Demokritos’un Tanrı’yı (προνοίαν) inkâr ettiklerini söylediğini, buna karşılık Cicero’nun ise (“De fato”[44]), tıpkı Demokritos ve başkaları (Aristoteles) gibi Herakleitos’un da fatum’un – zorunluğun varlığını kabul ettiğini söylediğini söylüyor.
      ... “Nesnenin kendi öz içkin doğal zorunluğu kendi doğal yasasından gayrı hiç bir anlama gelmemelidir bu alınyazısı” ... (459). Naturnot-
wenkeit[44b]

      (Lassalle’e göre Stoacılar, neleri var neleri yoksa Herakleitos’tan almış; bu düşünürü bayağılaştırma ve darlaştırmalardır, s. 461).
 
      Lassalle’in kitabının fihristi bol bilgili bir tarzda ama zekâsızca düzenlenmiş: bir yığın Eski Çağ ismi, vs., vs.

      Özet olarak, ΣΣ [45]*, Marx’ın düşüncesi doğru çıkıyor. Lassalle’in kitabı okunmağa değmiyor. [sayfa 297]






Dipnotlar

      [1] Tezler ve İlkeler. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [2] İkiciliğe karşı. (Yazı KurulıTnun notu.)
      [3] Tinselcilik ve maddecilik üzerine. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [4] Dinin Özü Üzerine Dersler. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [5] Dinin Özü. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [6] Elinizdeki kitabın, s. 321 - 333’e bakınız. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [7] Hıristiyanlığın Özü (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [8] Ebbinghaus, Deneysel psikoloji. Fr. Jodl. Psikoloji elkitabı. A. Forel Beyin ve ruh. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [9] Ölüm üzerine düşünceler. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [10] Yazar ve insan. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [11] Burada yazar, “heptanrıcı değil, çoktanrıcı” idi (s. 15); “Hegelci ol­maktan çok, Laypnitsçiydi” (s. 15). (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [12] Anti-Hegel’in eleştirisi. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [13] P. Volkmann, Erkenntnistheoretische Grundzüge der Naturwissen-schaften. Leipzig - Berlin, 1910. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [14] Verimlilik. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [15] Genel fizyoloji. {Yazı Kurulu’nun notu.)
      [16] Gelişimleri ve bağları içinde doğa bilimleri. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [17] Dannemann, Fr. Wie unser Weltbild entstand? Stuttgart, 1912. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [18] (Fizeau) tarzında. Orijinal metinde Fransızca. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [19] Hegel. Werke, Bd. XIII, Berlin, 1833. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [20] Özenli. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [21] “Sarımsak” sözcüğünü, (Almancada aynı anlama gelen) “Knoblauch” sözcüğünün üzerine yazmış Lenin. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [22] Buharlaşma. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [23] Paranın fonksiyonu. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [24] Değer işareti. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [25] Bu alandaki modern buluşlar. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [26] Logos. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [27] Alınyazısı, zorunluk. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [28] Öğreti. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [29] Bilgece olan. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [30] Olumsuz. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [31] Adalet ve zorunluk. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [32] Bütün şeylerin zorunluğu. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [33] Yunanlıların είμαρμένη olarak adlandırdıkları şeye, yani bir nedenin bir başka nedene bağlı olarak kendiliğinden bir şey doğurduğu nedenler düzenine ve ardardalığına, ben alınyazısı diyorum. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [34] Oluş, (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [35] Mantıksal olarak önceden varolan. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [36] İdealist felsefe. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [37] Serbest çeviri. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [38] Düzeltir (alay yollu). (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [39] Öznel ampirist. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [40] Nesnel idealist. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [41] Dönüşür. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [42] Hegel’vâri. Orijinal metinde Fransızca. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [43] Hiç. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [44] Alınyazısı üzerine. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [44b] Doğal zorunluk. (Yazı Kurulu’nun notu.)
      [45] Summa summarum: İşin sonundu. (Yazı Kurulu’nun notu.)




Açıklayıcı Notlar

129. Jean Perrin’in Fiziksel Kimya İnceleme Kitabı. İlkeler. (Paris, 1893) başlıklı ki­tabı hakkındaki bu not, hemen, Hegel’in Mantık Bilimi’nin özetini izlemektedir ve 1914 yılının sonunda yazılmıştır. – S. 273.

130. Pierre Guenoff’un Feuerbach’ın Bilgi Teorisi ve Metafiziği (Feuerbachs Erkenntnistheorie und Metaphysik), Zürih, 1911 (Bern’de savunulan tez) (s. 89) başlıklı kitabı üzerine Lenin’in bu gözlemleri 29 ve 30 Aralık 1914 tarihlerinde Bern’de kaleme alınmıştır. – S. 274.

131. Feuerbach’ın yapıtlarının ikinci baskısının II. ve X. ciltlerinde yer alan dört kitabın kısaltılmış adlarını veriyor Lenin: Vorläuflige Thesen zur Reform der Philosophie (Felsefede Reform İçin Hazırlık Tezleri), 1842; Grundsatze der Philosophie der Zukunft (Geleceğin Felsefesinin İlkeleri), 1843; Wider den Dualismus von Leib und Seele, Fleisch und Geist (Beden ve Ruh, Ten ve Tin İkiciliğine Karşı), 1846; Über Spiritualismııs und Materialismus besonderes in Beziehung die Willensfreiheit (Özellikle İrade Hürlüğü Sorununa İlişkin Olarak, Tinselcilik ve Maddecilik Üzerine), 1863-1866. – S. 274.

132. F. Lange’nin Geschichte des Materialismus und Kritik seiner Dedeutung in der Gegenwart (Maddeciliğin Tarihi ve Modern Çağlardaki Öneminin Eleştirisi) (1866) başlıklı kitabını anıyor Lenin. Söz konusu kitap, maddeci felsefenin tarihi hakkında yanlış bir görüş getirmektedir. – S. 275.

133. Ludwig Feuerbach in seinem Briefwechsel und Nachlass sowie in seinem philosophischen Charakterentwicklung (Ludwig Feuerbach, yazışmaları, literer mirası, ve felsefî evriminin çözümlemesi), 1874, başlığı altında Karl Grün tarafından iki cilt halinde yayınlanan yapıtın birinci cildine ve, bunun yanı sıra, filozofun Yapıtlar’ının ikinci baskısının ikinci cildinde tel­mihte bulunuyor Lenin. – S. 275.

134. P. Volkmann’ın Erkenntnistheoretische Grundzüge der Naturwissenschaften (Wissenschaft und Hypothese, IX) (Doğa Bilimlerinin Gnozeolojik Temelleri) (Bilim ve Varsayım, IX) başlıklı yapıtı (2. baskı, Leipzig, 1910) hakkındaki not, Guenoff’un tezi hakkındaki gözlemlerden sonra yer almaktadır. –- S. 276.

135. Max Verworn’un Die Biogenhypothese (Biyojen Varsayımı) başlıklı kitabı (Jena, 1903) hakkındaki gözlemler, cep defterinde, Volkmann’ın kitabı hakkın­daki notu izlemektedir. – S. 277.

136. Kitabında, “Anzim” terimi için şu tanımlamayı veriyor Max Verworn (s. 9): “Canlı maddenin ürünleri olan Anzimler, kendileri ortadan kalkmaksızın, bü­yük miktarda belirli kimyasal bileşikleri ayrıştırabilmeleriyle ayırt edilir­ler.” – S. 277.

137. Fr. Danneman’ın Wie unser Weltbild entstand (Bizdeki Dünya İmgesi Nasıl Oluştu) (Stuttgart, 1912) başlıklı kitabı hakkındaki not, Felsefe başlığını ta­şıyan defterin ilk sayfasına yazılmış bulunmaktadır. L. Darmstaedter’in Handbuch zur Geschichte der Naturwissenschaften und Technik (Doğa Bilimleri ve Teknik Tarihi Elkitabı) (1908) başlıklı kitabından alıntılar da var bu aynı say­fada. Defterin ikinci sayfasında ise G. Noël’in la Logique de Hegel (Hegel’in Mantık’ı) adlı kitabının özeti başlıyor (elinizdeki cildin 267. sayfasına bakınız.) – S. 279.

138. Napolyon’un Pensées (Düşünceler) (Paris, 1913) başlıklı kitabından aktarı­lan parçalar, Felsefe başlığını taşıyan defterin ikinci sayfasının alt kısmında yer almaktadır. Aynı sayfanın üst kısmında ise, G. Noël’in le Logique de Hegel (Hegel’in Mantık’ı) başlıklı kitabının özeti başlıyor (elinizdeki cildin 267. sayfasına bakınız). – S. 282.

139. Arthur Eric Haas’ın Der Geist des Hellenentums in der modernen Physik (Modern Fizikte Helenizm Ruhu) (Leipzig, 1914) başlıklı kitabının Kantstudien (Kantçı İncelemeler) tarafından verilen kontrandüsü hakkındaki not, Felsefe başlığını taşıyan defterde “Hegel’in diyalektiğinin (Mantık’ın) planı” başlıklı parçayı izlemekte (elinizdeki cildin 264-266. sayfalarına bakınız). Aynı say­fada Theodore Lipps’in Naturwissenschaft und Weltanschauung (Doğa Bilimle­ri ve Dünya Görüşü) (1906) başlıklı kitabı hakkındaki not da yer alıyor. Lassalle’in Herakleitos’un felsefesi hakkındaki kitabının özeti de gene bu aynı def­terin bir sonraki sayfasında başlamaktadır (elinizdeki cildin 287. sayfasına ba­kınız). – S. 283.

140. Marx’ın 1 Şubat 1858 tarihinde Engels’e yazmış olduğu mektubu kastediyor Lenin. – S. 287.

141. Ahriman, eski Pers tanrılarından birinin adı. Kötülük ilkesini temsil eden bu tanrı, öz kardeşi ve iyilik ilkesinin temsilcisi olan Hürmüz’ün, ebedî ve uzlaş­maz düşmanıdır. – S. 292.

142. Zend-Avesta yada Avesta, eski Perslerin, efsaneye göre, peygamber Zerdüşt tarafından kurulmuş olan dinlerinin kurallarını açıklayan kutsal kitaplara ve­rilen ad. – S. 292.

143. Lassalle’in hakikatin ölçütü hakkındaki idealist görüşüne karşı, Marx’ın gö­rüşünü koyuyor burada Lenin. Feuerbach Üzerinde Tezler’de yer alan bu gö­rüş, hakikatin doğruluğunun ölçütü hakkında diyalektik maddecilik tarafın­dan önerilen anlayışı şöyle dile getirmektedir : “İnsan düşüncesinin nesnel bir hakikata ulaşıp ulaşamayacağı sorunu, teorik değil tamamıyle pratik bir sorundur. Düşüncesinin hakikiliğini, yani gerçekliğini ve gücünü, yani ötede kalan’ını, pratiğin alanında ispatlaması gerekir insanın.” (K. Marx ve F. Engels, iki ciltte Seçme Yapıtlar, Moskova, cilt II, s. 439-440). – S. 295.






Sayfa başına gidiş