BUGÜNKÜ DEVRİMDE PROLETARYANIN
GÖREVLERİ[1]
TEZLER
Pravda, n° 26, 7 Nisan 1917.
İKTİDAR İKİLİĞİ ÜZERİNE Pravda, n° 28, 9 Nisan 1917
TAKTİK ÜZERİNE MEKTUPLAR[11]
BİRİNCİ MEKTUP
8 ve 13 (21 ve 26) Nisan 1917'de yazıldı.
DEVRİMİMİZDE PROLETARYANIN GÖREVLERİ
Petrograd, 10 Nisan 1917.
SONSÖZ
Petersburg, 28 Mayıs 1917.
imza: N. Lenin. [sayfa 15]
HER devrimin temel sorunu, iktidar sorunudur. Bu sorun aydınlatılmadıkça devrimde kendi rolünü bilinçli bir biçimde oynamak ve hele devrimi yönetmek söz konusu olamaz.
Devrimimizin bir iktidar ikiliği yaratmış bulunmak gibi büyük bir özgünlüğü var. Önemi her şeyden önce kavranması gereken bir olgu bu: onu anlamadan ileri gitmek olanaksız. Eski "formül"leri, örneğin bolşevizmin eski formüllerini tamamlayıp, düzelmesini bilmek gerek; çünkü onlar her ne kadar genellikle doğru çıkmışlarsa da, somut uygulamaları farklı olmuştur. Bir iktidar ikilliğini eskiden kimse ne düşünür, ne de düşünebilirdi. [sayfa 16]
İktidar ikiliği neye dayanıyor? Geçici hükümetin, burjuvazi hükümetinin yanında, henüz güçsüz, tohum durumunda, ama gene de gerçek, söz götürmez ve büyüyen bir varlığı olan bir başka hükümetin: işçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin kurulmuş bulunmasına.
Bu ikinci hükümetin sınıf bileşimi nedir? Proletarya ile (asker üniforması altındaki) köylülük. Siyasal niteliği nedir? Devrimci bir diktatörlük, yani merkezî bir devlet iktidarı tarafından yayınlanan bir yasaya değil, ama doğrudan doğruya devrimci bir zorlamaya, halk yığınlarının aşağıdan gelen dolaysız girişkenliğine dayanan bir iktidar. Bu iktidar, alışılmış tipteki parlamenter burjuva demokratik bir cumhuriyette genellikle var olan ve ileri Avrupa ve Amerika ülkelerinde şimdiye değin üstün gelen iktidardan bambaşkadır. İşin özü burada olmakla birlikte, çoğu kez unutulan, yeterince düşünülmeyen bir şeydir bu. Bu iktidar, 1871 Paris Komünü ile aynı tipte bir iktidardır ve başlıca belirtici özellikleri de şunlardır: 1) iktidar kaynağı, bir parlamento tarafından daha önce tartışılmış ve onaylanmış bir yasa değil, ama halk yığınlarının dolaysız, yerel, aşağıdan gelen girişkenliği, yaygın bir deyimi kullanmak gerekirse, dolaysız bir "zorlama"dır; 2) halktan ayrı ve halka karşı kurumlar olan polis ve ordunun yerine, tüm halkın doğrudan silahlanması geçmiştir; bu iktidar altında, kamu düzeninin korunmasını silahlı işçiler ve köylüler, silahlı halk, kendileri gözetirler; 3) memurlar topluluğu da, bürokrasi de, halkın dolaysız iktidarı ile değiştirilmiş, ya da hiç değilse özel bir denetim altına konmuştur; yalnızca görevler seçimle gelinen görevler olmakla kalmaz, ama basit vekiller (mandataires) durumuna getirilmiş görevliler (titulaires) de, halkın ilk isteği üzerine görevden alınabilir (révocable) durumdadırlar; bunlar, yüksek maaşlı "arpalıklar"dan yararlanan ayrıcalıklı, burjuva bir topluluk olmaktan çıkıp, maaşları iyi bir işçinin alışılmış ücretini geçmeyen "özel bir sınıf" [sayfa 17] işçi durumuna gelirler.
Özel bir devlet tipi olarak Paris Komününün özü işte burada, ve yalnızca buradadır. Plehanov'lar (marksizme ihanet etmiş bulunan mahut şovenler), Kautsky'ler ("merkez"ciler, yani şovenizm ile marksizm arasında bocalayan kişiler), ve genel olarak bugün egemen olan bütün sosyal-demokratlar, sosyalist-devrimciler ve benzerleri, işte bu özü unutmuşlardır.
Bunlar işin içinden boş sözlerle çıkar, susku içine kapanır, sıvışır, devrim nedeniyle birbirlerini bin kez kutlarlar, ama işçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin ne olduklarını düşünmek istemezler. Bu Sovyetlerin var oldukları kadarıyla, onların iktidar oldukları kadarıyla, Rusya'da Paris Komünü tipinde bir devletin var olduğu apaçık gerçeğini görmek istemezler.
"Kadarıyla" dedim. Çünkü bu tohum durumunda bir iktidardan başka bir şey değil: burjuva geçici hükümet ile doğrudan bir uzlaşma aracıyla, ve çeşitli edimsel ödünler aracıyla, bu iktidar, kendi konumlarını, burjuvaziye kendisi teslim etti ve buna devam ediyor.
Neden? Çheydze, Çereteli, Steklov ve hempaları bir "yanlışlık" yaptıkları için mi? Yok canım! Bir ham kafa bunu düşünebilir, ama bir marksist değil. Bunun nedeni, proleterler ile köylülerin yetersiz bilinç derecesidir. Küçük-burjuva konumlarıdır, işçilerin bilincini aydınlatacak yerde karartmalarıdır, küçük-burjuva yanılsamaları çürütecek yerde yaymalarıdır, yığınları burjuvazi etkisinden kurtaracak yerde, yığınlar üzerindeki burjuvazi etkisini pekiştirmeleridir bu önderlerin "yanlışlık"ı.
Bu, bizim arkadaşların da, "yalnızca"; Geçici Hükümeti hemen devirmek gerekli mi? sorusunu sorarken, neden o kadar çok yanlışlık yaptıklarını anlatmaya yetmiş olmalı.
Yanıtlıyorum: 1) devirmek gerekli, çünkü bu hükümet, ne barış, ne ekmek ne de tam özgürlük verebilecek, oligarşik, [sayfa 18] burjuva ve halka dayalı olmayan bir hükümettir; 2) bu hükümet şu sırada devrilemez, çünkü o, işçi vekilleri Sovyetleri ile, ve en başta da en önemli sovyet olan Petrograd Sovyeti ile dolaysız ve dolaylı, açık ve gerçek bir uzlaşmaya dayanıyor; 3) bu hükümet, genel olarak, alışılmış yöntemle devrilemez, çünkü ikinci hükümet tarafından, işçi vekilleri Sovyeti tarafından burjuvaziye sağlanan "destek"ten yararlanıyor: oysa, bu ikinci hükümet, işçi ve köylü çoğunluğunun bilinç ve istencini doğrudan doğruya dışa vuran, olanaklı tek devrimci hükümettir. İşçi, tarım ücretlileri, köylü ve asker vekilleri sovyetlerinden daha yüksek ve daha iyi bir hükümet tipini insanlık daha hazırlamadı, ve biz de bugüne değin görmedik.
İktidar durumuna gelmek için, bilinçli işçiler çoğunluğu kazanmalıdırlar: yığınlar üzerinde hiç bir zor uygulanmadığı sürece, iktidara geçmenin başka yolu yoktur. Biz blankici, yani iktidarın bir azınlık tarafından alınması yandaşları değiliz. Biz marksist, yani proleter sınıf savaşı yandaşlarıyız; küçük-burjuva coşkunluklara karşıyız, sonuna değin şovenizme, söz ebeliğine, burjuvazi kuyrukçuluğuna karşıyız biz.
Proleter komünist bir parti kuralım; bolşevizmin en iyi yandaşları bu partinin öğelerini daha önce yaratmış bulunuyorlar; bir proleter sınıf eylemi için bir araya gelelim, ve proleterler, yoksul köylüler, gitgide artan sayılarla bize katılacaklardır. Çünkü yaşam, "sosyal-demokratlar"ın, Çheydze, Çereteli, Steklov ve başkalarının, "sosyalist-devrimciler"in, daha da "arı" küçük-burjuvaların vb., vb. küçük-burjuva kuruntularını, her gün daha çok dağıtacaktır.
Burjuvazi, burjuvazinin tek bir iktidarından yanadır.
Bilinçli işçiler, işçi, tarım ücretlisi, köylü ve asker vekilleri Sovyetlerinin tek bir iktidarından, serüvenlerle değil, ama proletaryanın bilincini aydınlatarak, onu burjuvazinin etkisinden kurtararak hazırlanmış tek bir iktidardan yanadırlar. [sayfa 19]
Küçük-burjuvazi -"sosyal-demokratlar", sosyalist-devrimciler, vb., vb.- duraksamaları ile bu aydınlatmayı, bu kurtuluşu engelliyor.
Karşı karşıya bulunan sınıflar arasındaki gerçek güçler ilişkisi işte böyledir. Görevlerini belirleyen de işte bu ilişkidir.
imza: N. Lenin.
[sayfa 20]
GİRİŞ
4 Nisan 1917'de, yazının adında belirtilmiş olan konuda, ilkin, bir bolşevikler toplantısına bir rapor sunmak üzere Petersburg'a çağrılmıştım. Toplananlar Rusya'nın işçi ve asker vekillerinin Sovyetleri konferansının delegeleriydi ve hareket etmek zorunda oldukları için, bana, konuşmamı erteleme olanağı verememişlerdi. Toplantının sonunda, toplantıya başkanlık eden G. Zinovyev yoldaş, bütün toplantıdakiler adına, Rusya'nın sosyal-demokrat işçi partisinin birleşmesi sorununu tartışmak isteyen bolşevik ve menşevik delegelerin ortak toplantısında raporumu, hiç zaman geçirmeden, yeniden yinelememi istedi.
Raporumu hemen yinelemekte duyduğum güçlüğe karşın, [sayfa 21] bu istek, aynı zamanda, hem benim siyasal dostlarımdan, hem de kısa zaman içinde hareket edecekleri için gerçekten de bana bir süre veremeyecek durumda olan menşeviklerden geldiğine göre, bu isteği reddetmeye kendimi yetkili görmedim.
Raporda, Prauda'nın[12] 7 Nisan 1917 tarihli 26. sayısında yayınlanmış olan tezlerimi okudum.[13]
Tezler ve benim raporum, bizzat bolşeviklerin kendi aralarında ve Pravda'nın yazı kurulunda anlaşmazlıklara neden oldu. Birkaç toplantıdan sonra oybirliğiyle bu anlaşmazlıkları açıkça tartışmanın ve böylelikle partimizin (Merkez Komitesi çevresinde toplanmış bulunan Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin), 20 Nisan 1917'de Petersburg'da başlayacak olan kongresine materyal sağlamanın daha iyi olacağı kararına vardık.
Tartışma üzerindeki bu karara uygun olarak, sorunu bütün yönleriyle incelemek iddiasında bulunmaksızın ve yalnızca belli başlı kanıtları, işçi sınıfı hareketinin pratik görevlerinin yerine getirilmesi için özellikle önemli olanlarını belirtmek isteğiyle aşağıdaki mektupları yayınladım.
GÜNCEL DURUMUN TAHLİLİ
Marksizm, bizi, sınıflar ilişkisinin ve tarihin her anının somut özelliklerinin en doğru, aslına en uygun ve nesnel olarak doğrulanabilir, denetlenebilir bir hesabını yapmaya zorunlu kılar. Biz bolşevikler, bu kurala, bilimsel temellere dayanan bir siyaset bakımından kesinkes zorunlu olan bu kurala her zaman bağlı kalmak zorundayız.
Marx ve Engels, ezbere öğrenilen ve yinelenen, olsa olsa [sayfa 22] tarihsel sürecin her evresinin, somut iktisadî ve siyasal durumuyla zorunlu olarak değişen genel hedefleri gösterebilen "formüler’le haklı olarak alay ederek, her zaman, "bizim öğretimiz bir dogma değil, ama bir eylem kılavuzudur" demişlerdir.
Şu halde, devrimci proletaryanın partisinin, görevlerim ve hareket tarzını belirlemek için bugün kılavuz sayması gereken kesin olarak sabit olmuş nesnel olgular hangileridir?
Benim Pravda'da yayınlanan (n° 14 ve 15, 21 ve 22 Mart 1917) ilk "Uzaktan Mektup"umda ("birinci devrimin birinci aşaması"), ve tezlerimde, "Rusya'da güncel durumun özgünlüğü"nü, devrimin birinci aşaması ile ikinci aşaması arasında g e ç i ş evresi olarak tanımladım. Sonuç olarak, en başta gelen sloganın, "günün görevi"nin, o anda şu olduğu kanısındayım: "İşçiler, çarlığa karşı iç savaşta proletarya ve halk kahramanlığının mucizelerini yarattınız. Devrimin ikinci aşamasında zaferinizi hazırlamak için de proletarya ve halk örgütlenmesinin harikalarını yaratmalısınız." (Pravda, n° 15.)[14]
Birinci aşama neyi kapsar?
Devlet iktidarının burjuvaziye geçmesini.
Şubat-Mart 1917 Devriminden önce devlet iktidarı, Rusya'da, eski bir sınıfa, başında Nikola Romanov'un bulunduğu feodal toprak soylularına aitti.
Bu devrimden sonra, iktidar, başka bir sınıfa, yeni bir sınıfa, burjuvaziye ait bulunuyor.
İktidarın bir sınıftan ötekine geçişi, sözcüğün salt bilimsel anlamıyla olduğu kadar, politik ve pratik anlamıyla da bir devrimin birinci, başlıca ve esas belirtisidir.
Burjuva devrimi ya da burjuva demokratik devrim, Rusya'da, bu bakımdan tamamlanmıştır.
Şimdi, burada, kendilerine "eski-bolşevikler" demekten hoşlanan karşı-görüşlülerden yükselen itirazları duyuyoruz: [sayfa 23] her zaman burjuva demokratik devrimin ancak "proletaryanın ve köylülerin devrimci demokratik iktidarı" ile son bulabileceğini söylemedik mi? Tarım devrimi, ki o da burjuva demokratiktir, o da sonuçlandı mı? Bu, tam tersine, henüz başlamamış bir olay değil midir?
Yanıt veriyorum: bolşeviklerin fikirleri ve sloganları, bütünü içinde, tarih tarafından tamamıyla doğrulanmışlardır; ama somut gerçek olaylar, bizim önceden görebildiğimizden başka şekilde oldu; daha özgün ve daha çeşitli biçimde geçti.
Bunu bilmemek ya da unutmak, yeni ve canlı gerçeğin özgünlüğünü incelemek yerine, ezberlenmiş bir formülü ahmakça yineleyerek, partimizin tarihinde bir kere daha can sıkıcı tatsız rol oynayan bu "eski-bolşevikler" gibi davranmak olurdu.
"Proletaryanın ve köylülerin devrimci demokratik iktidarı", Rus devriminde daha önceden gerçekleşmiş[15] bulunuyor, çünkü bu formül, yalnızca sınıflar arasında ilişkiyi öngörüyordu, bu ilişkiyi, bu işbirliğini g e r ç e k l e ş t i r e n somut siyasal bir kurumu değil. Yaşamın gerçekleştirdiği "işçi ve asker vekilleri Sovyetleri", işte, "proletaryanın ve köylülerin devrimci demokratik iktidarı".
Bu formül artık eskidi. Yaşam, onu, formüller ülkesinden gerçek ülkesine götürdü, ona kan ve can verdi, onu somutlaştırdı ve sonuçta değişikliğe uğrattı.
Bu yüzden, artık, gündemde yeni bir hedef vardır: bu, iktidarın bağrında proleter unsurlarla (savaşı sonuna kadar götürmeye karşı olanlar, enternasyonalciler, "komünistler", komüne geçişten yana olanlarla), küçük-mülk sahibi ya da küçük-burjuva unsurlar (Çheydze, Çereteli, Steklov, sosyalist-devrimciler ve daha başka devrimci amaçlarla savaşı sonuna kadar götürme yanlıları, komüne doğru giden harekete karşı olanlar, burjuvaziyi ve burjuva hükümeti [sayfa 24] "destekleme"den yana olanlar) arasında bölünme, ayrılma.
Her kim ki; bugün, "proletaryanın ve köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğü"nden başka söz etmez, yaşamın gerisinde kalır, ve bu yüzden de, pratik olarak, proletarya sınıfının savaşımına karşı küçük-burjuvaziye geçer, ve devrim-öncesi "bolşevik" antikalar arşivlerine ("eski-bolşevikler" arşivlerine de denilebilirdi) kaldırılması gerekir.
Proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü şimdiden gerçekleşmiş bulunuyor, ama olağanüstü özgün bir biçimde ve çok önemli birçok değişikliklerle. Gelecek mektuplarımın birinde bundan söz edeceğim. Şimdilik, bir marksistin, her teori gibi daha çok esas olan, genel olan, yaşamın karmaşıklığını yaklaşık olarak gösterebilen dünün teorisine sımsıkı takılıp kalmaması, yaşayan gerçeği, kesin ve somut olguları hesaba katması gerektiğini, bu söz götürmez gerçeği iyice özümlemesi gerekir.
"Gri teoridir, dostum, ama yeşil yaşamın sonsuz ağacıdır."[16]
Eskiden yapıldığı gibi, burjuva devrimi "tamamlama" sorununu ortaya atmak, canlı marksizmi ölü metinlere feda etmek demektir.
Eski formül şöyleydi: burjuvazinin egemenliğinin yerini, proletarya ve köylülüğün egemenliği, onların diktatörlüğü alabilir ve almalıdır.
Oysa, gerçek yaşamda, şimdiden b a m b a ş k a b i r ş e y görüyoruz: bu ikisinin, birinin ve ötekinin, son derece özgün, yeni, şimdiye kadar hiç görülmemiş bir biçimde, birbirine geçişini. Önümüzde, yan yana, bir arada, aynı zamanda, hem burjuvazinin egemenliği (Lvov-Guçkov hükümeti), hem de k e n d i i s t e ğ i y l e iktidarı burjuvaziye bırakan, isteyerek burjuvazinin kuyruğuna takılan proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğünü görüyoruz.
Çünkü, unutmamak gerekir ki, Petrograd'da, fiilen iktidar, [sayfa 25] işçilerin ve askerlerin elindedir; yeni hükümet, onlara, hiç bir şeyi zorla kabul ettirmez, ettiremez de, çünkü ne polis, ne halktan kopmuş bir ordu, ne de halkın üstünde yer alan güçlü bir bürokrasi vardır. Bu bir olgu. Bu, kesin olarak, Paris Komünü tipinde bir devleti karakterize eden bir olgudur. Bu olgu, eski şemaların çerçevesi içine girmiyor, onlara uygun düşmüyor. Bugün artık anlamını yitirmiş "proletaryanın ve köylülüğün diktatörlüğü" üstüne genel sözleri yinelemek değil, şemaları yaşama uyarlamak gerekir.
Sorunu daha iyi aydınlatmak için, bir başka yönden ele alalım.
Bir marksist, sınıflar arası ilişkilerin tahlilinde gerçek zemini terk etmemelidir. Burjuvazi iktidardadır. Ama köylü yığını da, bir başka kategoride, bir başka türde, bir başka nitelikte bir burjuvazi değil midir? Niçin bu toplumsal kategori iktidara gelmesin, böylece burjuva demokratik devrimi "tamamlamasın"? Bu, niçin mümkün olmasın?
Eski-bolşevikler çok kere böyle düşüyorlar.
Bu, pekâlâ olanaklıdır derim. Ama bir marksist, bir durumu değerlendirmek için, olabilecek olandan değil, gerçek olandan hareket eder.
Çünkü, gerçek bize şunu gösteriyor ki, köylülerin ve askerlerin serbestçe seçilmiş vekilleri, ikinci bir hükümet oluşturuyorlar, onu serbestçe tamamlıyor, geliştiriyor, yetkinleştiriyorlar. Ve aynı serbestlikle iktidarı burjuvaziye teslim ediyorlar; bu, hiç de marksist teoriye "aykırı" değildir, çünkü burjuvazinin, konumunu yalnızca zor yoluyla değil, yığınların göreneğe bağlılığı, zayıflığı, güçsüzlüğü, bilinçsizliği ve örgütsüzlüğü ile de koruduğunu her zaman biliyorduk ve bunu binlerce kez belirttik.
Ve bugünün bu gerçeği karşısında olaylara sırt çevirmek ve "olanaklar"dan söz etmek doğrusu gülünçtür.
Köylülüğün, tüm toprakları ve tüm iktidarı alması olanaklıdır. [sayfa 26] Bu olanağı aklımdan çıkarmamak ve ufkumu, içinde bulunduğumuz günle sınırlandırmamak üzere yeni bir olguyu: bir yanda tarım ücretlileri ve yoksul köylüler ile öte yanda varlıklı (patron) köylüler arasındaki derin uçurumu hesaba katarak, tarım programını açık ve kesin bir biçimde formüle ediyorum.
Ama başka bir olanak daha vardır: köylüler, burjuvazinin etkisi altında bulunan, savaşı sonuna kadar sürdürmek siyasetinden yana geçen ve kendilerine, her ne kadar daha toplantı günü henüz saptanılmamış bile olsa Kurucu Meclise kadar beklemelerini salık veren sosyalist-devrimcilerin küçük-burjuva partisinin öğütlerine kulak verebilirler.[17]
Olasıdır ki, köylüler, işçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin aracılığıyla, burjuvazi ile kısa bir süre önce yapmış oldukları yalnız biçimsel değil, aynı zamanda gerçek olan uzlaşmayı olduğu gibi korusunlar ve sürdürsünler.
Pek çok şey olanaklıdır. Tarım hareketini ve tarım programını unutmak büyük bir yanılgı olurdu. Ama bize, uzlaşmanın var olduğunu ya da daha doğru, daha az hukuksal, daha ekonomik toplumsal bir deyim kullanmak istersek, burjuvazi ile köylülük arasında bir sınıf işbirliğinin varlığını gösteren gerçeği unutmak da daha küçük bir yanılgı olmayacaktır.
Bu olgu, olgu olmaktan çıkacağı, köylülük, burjuvaziden ayrılacağı, burjuvaziye karşın, toprağı eline geçireceği, ona karşı iktidarı alacağı zaman, burjuva demokratik devrimin daha özel olarak incelenecek olan yeni bir aşaması başlayacaktır. [sayfa 27]
Köylülüğün burjuvaziyle anlaştığı şu anda bu gelecek aşama olanağı yüzünden ödevini unutan bir marksist, bir küçük-burjuva durumuna düşer, çünkü o, proletaryaya, küçük-burjuvaziye güvenmesini telkin etmiş olur ("bu küçük-burjuvazi, bu köylü yığını, bizzat burjuva demokratik devrim çerçevesi içinde burjuvaziden ayrılmalıdır"). Köylünün a r t ı k burjuvazinin yedeğinde olmayacağı, sosyalist-devrimcilerin, Çheydze'lerin, Çereteli'lerin, Steklov'ların a r t ı k burjuva hükümetin bir uzantısı olmayacakları şairane, güler yüzlü, hoş bir gelecek "olanağı", bu güleç gelecek "olanağı", köylünün hâlâ burjuvazinin kuyruğuna takılı bulunduğu, sosyalist-devrimcilerin ve sosyal-demokratların burjuva hükümetin bir eki, bir uzantısı ve "Majesteleri"[18] Lvov'un muhalefeti olma rolünde kaldıkları b u g ü n k ü k e d e r i ona unutturacaktır..
Varsayılan bu kişi, yumuşak başlı bir Louis Blanc'a, Kautsky'nin tatlı dilli bir öğrencisine benzerdi; bir devrimci marksiste benzer hiç bir yanı olmazdı.
Tamamlanmamış, -ve henüz köylü hareketini sonuçlandırmamış- burjuva demokratik devrim "üzerinden" sosyalist devrime "atlamak" arzusuyla, bu öznelciliğe düşmek tehlikesini göze almayalım.
Eğer, "Çar yok, işçi hükümeti var"[19] deseydim, böyle bir tehlikeyle karşı karşıya bulunurdum. Ama böyle bir şey demedim, tamamen başka bir şey dedim. Rusya'da, işçilerin, tarım ücretlilerinin, askerlerin ve köylülerin vekillerinin sovyetlerinden başka (burjuva hükümetinden başka) bir hükümet olamayacağını söyledim. Bugün, Rusya'da, iktidar, Guçkov'dan, Lvov'dan, bilimsel, marksist bir terim kullanmak üzere ve ne gündelik dilden, ne sokaktaki adamın dilinden, ne de meslekî dilden alınmış bir tanımlamadan değil, bir sınıf tanımlamasından yararlanmak üzere, ancak içinde açıkça köylülüğün, askerlerin, küçük-burjuvazinin egemen bulundukları Sovyetlere geçebilir dedim. [sayfa 28]
Açıkça, Paris Komünü deneyimine başvurduğuma göre, tezlerimde, henüz zamanını doldurmamış olan köylü hareketi ya da genellikle küçük-burjuva hareketin üstünden atlamak gibi bir işçi hükümeti tarafından iktidarın "ele geçirilmesi" oyununu oynamak gibi her türlü olasılıktan, her türlü blankici serüvenden mutlak olarak kaçındım. Çünkü, bilindiği gibi, Marx'ın 1871'de-, Engels'in 1891'de[20] ayrıntılı olarak özenle gösterdikleri gibi. Komün deneyimi, blankiciliği[21] içine almamıştır, çoğunluğun doğrudan doğruya, dolaysız ve kayıtsız şartsız egemenliğini ve yığınların yalnızca bu çoğunluk bilinçli olarak hareket ettiği ölçüde yığınların eylemini kesinkes güvence altına alır.
Tezlerimde, her şeyi tam eksiksiz bir biçimde açıklayarak, işçi, tarım ücretlisi, köylü ve asker vekilleri Sovyetleri i ç e r s i n d e etkili olmak savaşımına bağladım. Bu konuda herhangi bir kuşkuya yer vermemek için, tezlerimde, "yığınların p r a t i k gereksinmelerini göz önünde bulundurarak" sabırlı ve azimli bir "açıklama" çalışmasının zorunluluğunu iki kez vurguladım.
Bilisizler ya da Bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri Sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamamazlık edemez. Bu, Sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiç bir şekilde dökülemez. Gene aynı şekilde anarşizm bataklığına da dökülemez, çünkü anarşizm, burjuvazinin egemenliğinden proletaryanın egemenliğine g e ç i ş sırasında devletin ve devlet iktidarının zorunluluğunu reddeder. Ben, tersine, her türlü yanlış anlamaya meydan vermeyecek bir açıklıkla, bu dönemde, devletin zorunluluğunu savunuyorum, ama Marx'la ve Paris Komünü deneyimiyle [sayfa 29] de uyuşarak alelade bir burjuva parlamenter devletin değil, ama sürekli ordusu olmayan, halk düşmanı bir polisi bulunmayan, halkın üzerinde yer alan bürokrasisi olmayan bir devletin gereğini savunuyorum.
Eğer Pay Plehanov, Edinstvo'sunda bütün gücüyle anarşizme karşı protestolar haykırıyorsa, bununla, bize, marksizmle ilişkisinin kopmuş olmasının yeni bir kanıtını vermekten başka bir şey yapmıyor. Benim, Pravda'da (n° 26) yayınlanan, kendisini, Marx ve Engels'in 1871, 1872, 1875'te devlet konusundaki öğretilerinin neler olduğunu bize açıklamaya çağırmama karşı, Bay Plehanov, öfkeden kudurmuş burjuvazinin çığlıklarına benzeyen uluorta çığlıklar atarak sorunun özü konusunda susarak yanıt vermek zorundadır ve her zaman da zorunlu olacaktır.
Eski-marksist Plehanov, marksizmin devlet üzerine öğretisinden kesin olarak hiç bir şey anlamamıştır. Zaten bu anlayışsızlığının tohumları, anarşizm üstüne Almanca broşüründe de görülebilir.[22]
ŞİMDİ de, I. Kamenev yoldaşın benim tezlerimle ve yukarıda açıklanan görüşlerle olan "anlaşmazlıklarını" Pravda n° 27'deki yazısında nasıl sıraladığını görelim. Bu, bunları daha iyi belirginleştirmemize yardım edecektir.
"Lenin yoldaşın genel şemasına gelince, diye yazıyor Kamenev yoldaş, bu şema, şu burjuva demokratik devrimin t a m a m l a n m ı ş olduğu tezinden hareket etmesi bakımından ve bu devrimin derhal sosyalist devrime dönüşmesine dayanması yüzünden bize kabul edilmez bir şema olarak görünüyor."
Burada, iki büyük yanlış var.
Birincisi. Burjuva demokratik devrimin tamamlanmış ya da tamamlanmamış olduğunu anlama sorunu yanlış konmuştur. Sorun, şeylerin yalnız bir yönünü dikkate alan, nesnel gerçeğe uygun düşmeyen, soyut ve yalın bir biçimde konmuştur. [sayfa 30] Kim ki sorunu böyle koyar, kim ki bugün "Burjuva demokratik devrim tamamlanmış mıdır?" diye sorar, e n a z ı n d a n, son derece karışık ve hiç olmazsa iki yön içeren bir gerçeği anlamak olanağından kendini yoksun kılar. Teoride bu böyle. Pratikte ise acınacak bir şekilde küçük-burjuva devrimciliğine teslim olur.
Gerçekte, bize, hem iktidarın burjuvaziye geçişini (alışılmış tipte "tamamlanmış" burjuva demokratik devrim), hem de hakikî hükümet yanında, "proletarya ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü"nü temsil eden ikinci bir hükümetin[23] varlığını gösteriyor. Bu "ikinci hükümet" de kendiliğinden, iktidarı burjuvaziye bırakmış, kendisini, burjuva hükümete bağlamıştır.
Kamenev yoldaşın, "burjuva demokratik devrim tamamlanmamıştır" yolundaki eski bolşevik formülü, bu gerçeği hesaba katıyor mu?
Hayır, bu formül eskimiştir. Artık hiç bir şeye yaramaz. Bu formül ölmüş bir formüldür. Onu yeniden diriltmek boşunadır.
İkinci olarak. Pratik bir sorun. Burjuva hükümetten ayrı, özel bir "proletarya ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü" şeklinin, bugün, Rusya'da, hâlâ olanaklı olup olmadığı söylenemez. Oysa, marksist taktik de bilinmeyen üzerine dayandırılamaz.
Ama bu, hâlâ mümkün olabilirse, buna ulaşmak için ancak bir, tek bir yol vardır: hareketin komünist, proleter unsurlarının, küçük-burjuva unsurlardan derhal, kesin bir şekilde ve geri dönülmeksizin, ayrılması.
Niçin?
Çünkü, bütün küçük-burjuvazinin, şovenizme (savunma savaşını sonuna kadar götürmeye) doğru, burjuvazinin "desteklenmesine" doğru, burjuvaziye bağımlılığa doğru, burjuvaziden vazgeçmek zorunda kalmak korkusuna doğru vb. [sayfa 31] kayması bir rastlantı değil, zorunlu bir şeydir.
Küçük-burjuvazi, zaten iktidarı alabilecek durumda ise, ama almak istemiyorsa, onu, iktidara nasıl "itmeli"?
Yalnızca komünist partisinin, proletarya partisinin ayrılmasıyla; bu küçük-burjuvaların ürkekliğinden kurtulmuş proleter sınıf savaşımıyla. Yalnızca sözde değil, ama fiiliyatta da küçük-burjuvazinin etkisinden kurtulmuş olan proleterlerin birlik ve beraberliği küçük-burjuvazinin ayakları altındaki toprağı o kadar "yakıcı" hale getirebilir ki, küçük-burjuvazi, belli koşullarda, iktidarı almaya kendini zorunlu görür; Guçkov'un ve Milyukov'un -gene yineliyorum, belli koşullarda- Çheydze'lerle, Çereteli'lerle, sosyalist-devrimcilerle, Steklov'larla paylaşmadıkları, tam bir iktidar için elverişli bir tutum alacakları pek uzak bir olasılık değildir; çünkü bu sonuncular, her şeye karşın "savaşı sonuna kadar götürmekten yanadırlar".
Hemen bugün, derhal ve dönüşsüz olarak Sovyetlerin proleter unsurlarını (yani komünist, proleter partisini) küçük-burjuva unsurlardan ayırmaya kalkan kimse, mümkün olan şu iki durumda hareketin çıkarlarına sadık bir şekilde tercüman olur: Rusya'nın hâlâ kendine özgü, bağımsız, burjuvaziye bağlı olmayan bir şekle bürünmüş bir "proletarya ve köylülük diktatörlüğüne" sahip olması halinde olduğu gibi, küçük-burjuvazinin bir türlü kendini burjuvaziden koparamaması ve daima (yani sosyalizme kadar) burjuvazi ile bizim aramızda bocalaması halinde.
Her kim ki, eyleminde, yalnızca "burjuva demokratik devrimin tamamlanmamış" olduğu basit formülünden esinlenirse, salt bu yüzden küçük-burjuvazinin burjuvazi karşısında mutlaka bağımsız olabileceğine kefil oluyor demektir. Onun için, şu içinde bulunduğumuz zamanda, kendisini, acınacak biçimde küçük-burjuvazinin eline teslim ediyor demektir.
Sırası gelmişken. Proletaryanın ve köylülüğün diktatörlüğü [sayfa 32] "formülü" söz konusu olduğuna göre, iki Taktik'te (Temmuz 1905) özellikle şunu belirttiğimi (Oniki Yıl'a bakınız, s. 435)[24] anımsamak iyi olacak:
"Dünyadaki her şey gibi, proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğünün de bir geçmişi, ve bir de geleceği vardır. Bunun geçmişi otokrasidir, serfliktir, monarşidir ve ayrıcalıktır. ... Geleceği ise, özel mülkiyete karşı savaşımdır, ücretli işçilerin işverene karşı savaşımıdır, sosyalizm için savaşımdır."[25]
Kamanev yoldaş, aynı şekilde, 1917'de de, proletarya ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğünün geçmişini dikkate almamak yanılgısını işliyor. Oysa gerçekte, gelecek onun için başlamış bile bulunuyor, çünkü ücretli işçinin ve küçük mülk sahibinin çıkarları ve politikası daha şimdiden birbirinden gerçekte ayrıdır, ve bu ayrılık, "savaşı sonuna kadar sürdürme" gibi emperyalist savaşa karşı tutum gibi, o kadar önemli, o kadar başlı başına bir sorundur.
Şimdi burada, Kamenev yoldaşın daha yukarda da söylenilen ikinci yanlış uslamlamasına geliyorum. O, beni, şemamda, "bu devrimin (burjuva demokratik devrimin) şu an sosyalist devrime geçişine" dayanmış olmakla suçluyor.
Bu yanlıştır. Devrimimizin sosyalist devrime "şu an" dönüşmesine "dayanmak" şöyle dursun, böyle bir tutumdan kesin olarak kaçındım; 8. tezde kesin olarak şunu açıkladım: "Doğrudan görevimiz, sosyalizmin 'başlatılması' d e ğ i l d i r. ..."[26]
Devrimimizin sosyalist devrime hemen dönüşmesini hesaplayan bir kimsenin, doğrudan doğruya bir görev olarak kabul edilen sosyalizmin başlatılmasına karşı koymayacağı besbelli değil midir?
Dahası var: Rusya'da bir "Komün-Devletin" (yani Paris [sayfa 33] Komünü tipinde bir devletin) "şu an" gerçekleştirilmesi olanaksızdır, çünkü, bunun için Sovyetlerin hepsinde (ya da çoğunda) vekillerin çoğunluğunun, sosyalist-devrimcilerin, Çheydze, Çereteli, Steklov ve hempalarının taktik ve politikalarının yanlış ve zararlı olduğunun kesin olarak bilincine varması gerekir. Bu alanda yalnızca "sabırlı" bir açıklama, anlatma çalışmasına güvendiğimi kesin bir dille ifade ettim "şu an" gerçekleştirilebilecek bir değişikliği elde etmek için sabırlı olmaya ne gerek?
Kendi "sabırsızlığı" içinde, Kamenev yoldaş, işi biraz abarttı, ve sosyalizme "şu an" başlamayı istediği öne sürülen Paris Komünü konusundaki burjuvazinin ön yargılarını zoraki göz önünde bulundurdu ve kendisine mal etti. Bu hiç de doğru değildir. Komün, ne yazık ki, sosyalizme başlamakta fazla gecikti. Komünün gerçek anlamı, burjuvaların aramayı âdet edindikleri yerde değildir; Komünün gerçek anlamı, özel bir devlet tipi yaratmasındadır. Oysa bu tür bir devlet, Rusya'da zaten doğmuş bulunuyor: bu devlet, işçi ve asker vekillerinin sovyetleridir.
Kamenev yoldaş, Sovyetlerin, kendi anlamlarında, tip bakımından, toplumsal ve siyasal bakımdan Komün devlet ile olan benzerliklerinde var olduğu olgusunu düşünmedi; bu olguyu inceleyeceğine, benim "şu an"da, ona bakılırsa, "dayandığım" dediği şey üzerinde konuşmaya koyuldu. Kendisi de birçok burjuvanın başvurduğu bir yöntemi kullanarak ne yazık ki şu sonuca varıyor: dikkatleri, işçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin ne olduklarını, bunların parlamenter cumhuriyetten daha üstün bir tip olup olmadıklarını, halka daha yararlı olup olmadıklarını, örneğin buğday kıtlığıyla savaşmaya daha ehil olup olmadıklarını vb. bilip anlamak gibi bir sorundan -yaşamın önümüze koyduğu yaşamsal, gerçek bir sorundan- çevirmek, ve görünüşte bilimsel, ama gerçekte anlamdan yoksun, boş, yararsız, tam da öğretmence, kısır bir soruna, yani benim "anî, yakın bir değişikliğe [sayfa 34] inanıp güvendiğim" sorununa yöneltmek.
Boş ve kötü konulmuş bir sorun. Ben, yalnızca ve özellikle, işçilerin, askerlerin ve köylülerin buğday üretiminin hızlandırılmasının, buğdayın daha iyi üleştirilmesinin, eratın erzakının iyileştirilmesinin vb., vb. ortaya koyduğu güç pratik sorunları memurlardan ve polisten daha iyi çözümleyebileceklerine güveniyorum.
İşçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin, halk yığınının girişkenliğini, parlamenter cumhuriyetten çok daha çabuk ve daha iyi bir şekilde harekete getireceklerine derin bir şekilde inanıyorum, (bir başka mektuptaki, iki devlet tipinin daha ayrıntılı bir karşılaştırmasına bakınız). Onlar, sosyalizmi hazırlamak için nasıl önlemler alınacağına, hangi önlemlerin alınacağına daha iyi, daha pratik ve daha etkili bir biçimde karar vereceklerdir. Bir bankanın denetlenmesi, bütün bankaların bir tek banka halinde birleştirilmeleri henüz sosyalizm değildir, ama onu hazırlayan bir önlemdir. Yunkerler [Alman toprak soyluları] ve burjuvalar, Almanya'da, halka karşı, bu türden önlemler almaktalar. Bir işçi ve asker vekilleri sovyeti, yarın, bütün iktidar elinde olursa, bunu, halkın yararına olarak çok daha iyi yapacaktır.
Bu türden önlemler alınmasını zorunlu kılan nedir?
Kıtlık. iktisadî yaşamın düzensizliği. Eli kulağında bekleyen çöküntü. Savaşın felâketleri. İnsanlığın bağrında savaşın açtığı iğrenç yaralar.
Kamenev yoldaş, "eğer bir komünist propagandacı grubu haline gelmek değil de sonuna kadar proletaryanın devrimci kitlelerinin partisi olarak kalmak istiyorsa ve kalmalıysa, devrimci sosyal-demokrasi için olanaklı tek görüş olarak kendi görüşünü geniş bir tartışmada savunmayı ve üstün kılmayı umduğunu" açıklayarak sözlerine son veriyor.
Kanımca, bu sözler, bugünkü durum hakkında tamamen yanlış olan bir değerlendirmeyi gösteriyor. Kamenev yoldaş, "yığınların partisi" ile "propagandacılar grubu"nu karşı [sayfa 35] karşıya getiriyor. Oysa, bugün, "yığınlar", "devrimci" amaçlarla savaşı sonuna kadar götürme sarhoşluğunun pençesi altındadırlar. Böyle bir anda, yığınlarla birlikte "kalmayı istemektense" ya da, bir başka deyişle, genel bulaşıcı hastalığa boyun eğmektense, bu "yığın halinde" zehirlenmeye karşı koymak enternasyonalcilere daha çok yakışmaz mı? Avrupa'nın savaş halindeki bütün ülkelerinde, şovenlerin "yığınlarla birlikte kalmak" isteklerini ileri sürerek kendilerini haklı göstermeye uğraştıklarını görmedik mi? Propagandacıların eylemi, kesin olarak, içinde bulunduğumuz şu anda, proleterlerin çizgisini, savaşı sonuna kadar götürme ve küçük-burjuva "yığınsal" zehirlenmesinden kurtarmanın merkez noktası değil midir? Proleter olan ve proleter olmayan bu yığınların bağrında, sınıf ayrımı gözetmeksizin bir blok kurmuş olmaları olgusu, kesin olarak, savaşı sonuna kadar götürme bulaşıcı hastalığının koşullarından biri olmuştur. Bana öyle geliyor ki, proleter çizgisinin "propagandacılar grubu"ndan hor görü ile söz etmek hiç de hoş kaçmamaktadır.
Priboy yayınları arasında
Nisan 1917'de broşür olarak yayınlandı.
[sayfa 36]
(PROLETARYA PARTİSİ İÇİN PLATFORM TASARISI)
BUGÜN Rusya'nın içinden geçtiği tarihsel uğrak, şu özsel özelliklerle belirlenmiştir:
GERÇEKLEŞEN DEVRİMİN SINIF NİTELİĞİ
1. Tüm devlet makinesini (ordu, polis, bürokrasi) yöneten bir avuç toprak sahibi feodalden başkasını temsil etmeyen eski çarlık iktidarı, yenilmiş ve devrilmiş, ama işi bitirilmemiştir. Krallık resmen kaldırılmamıştır. Romanovlar çetesi, kralcı entrikalarını sürdürüyor. Toprak feodallerinin çok büyük mülkiyeti ortadan kaldırılmamıştır.
2. Rusya'da iktidar, yeni bir sınıfın: burjuvazinin ve burjuvalaşmış büyük toprak sahiplerinin ellerine geçmiştir. [sayfa 37] Bu anlamda, burjuva demokratik devrim Rusya'da tamamlanmıştır.
Bir kez iktidara geçtikten sonra, burjuvazi, Kanlı Nikola ile Cellat Stolipin'i, 1906'dan 1914'e değin desteklemekteki çabaları yüzünden ün kazanan açıkça kralcı öğeler (Guçkov ve kadetlerin[27] öbür sağ siyaset adamları) ile birleşti (ittifak kurdu). Lvov ve hempalarının yeni burjuva hükümeti, Romanovlar ile, Rusya'da krallığın yeniden kurulmasını görüşmeye girişti ve bu işe başladı. Devrimci bir söz ebeliği örtüsü altında, bu hükümet kilit görevlere eski rejim yandaşlarını getiriyor. Burjuvazinin eline vermiş bulunduğu devlet makinesini (ordu, polis, bürokrasi), elinden geldiğince az düzeltmeye çalışıyor. Yeni hükümet, yığın eylemlerinin devrimci girişkenliği ve iktidarın aşağıdan, halk tarafından alınması -devrim için gerçek başarıların tek güvencesi- karşısına daha şimdiden her çeşit engeli koyuyor.
Kurucu Meclisin toplantıya çağrılma tarihini bile daha saptamadı. Büyük toprak mülkiyetine, gerici çarlığın o maddî temeline dokunmuyor. Malî tekellerin, büyük bankaların, kapitalist sendika ve kartellerin vb. marifetleri üzerinde soruşturma açmayı, bu marifetleri açığa vurmayı, bu kurumları denetlemeyi aklından bile geçirmiyor.
En önemli bakanlık görevleri, yeni hükümetin kilit noktaları (İçişleri Bakanlığı ve Savaş Bakanlığı, yani ordunun, polisin, bürokrasinin, tüm yığınları bastırma aygıtının komutanlığı) ünlü kralcılara ve büyük toprak mülkiyeti yandaşlarına verilmiştir. Kadetler, bu onikiye-beş kala cumhuriyetçileri, bu zoraki cumhuriyetçiler, halk üzerinde uygulanan komutanlık ile ve devlet aygıtı ile dolaysız ilişkileri olmadığından, kendilerine önemsiz görevlerin verildiğini gördüler. Trudoviklerin temsilcisi ve "kendisi de sosyalist" olan A. Kerenski, cafcaflı sözlerle halkın uyanıklık ve dikkatini dağıtmaktan başka, kesinlikle hiç bir rol oynamıyor.
Bütün bu nedenlerden ötürü, yeni burjuva hükümet, iç [sayfa 38] siyasette bile, proletaryanın hiç bir şekilde güvenine lâyık değildir, ve proletaryanın, bu hükümeti hiç bir biçimde desteklemesi kabul edilemez.
YENİ HÜKÜMETİN DIŞ SİYASETİ
3. Nesnel koşulların şimdi birinci plana geçirdikleri dış siyasete ilişkin olarak, yeni hükümet, emperyalist savaşı, kapitalist ganimetin paylaşımı için, küçük ve güçsüz halkların boğulması için, İngiltere, Fransa, vb. emperyalist güçler ile ittifak yaparak savaşı sürdürmekte kararlı bir hükümettir.
Rus sermayesi ile, onun güçlü koruyucu ve efendisi olan dünyanın en zengin sermayesi, İngiliz-Fransız emperyalist sermayesi çıkarları buyruğundaki yeni hükümet, asker ve işçi vekilleri Sovyetleri tarafından, Rusya halklarının yadsınması olanaksız çoğunluğu adına dile getirmiş bulundukları isteklere karşın, kapitalistlerin çıkarlarını savunmak için birbirlerini boğazlayan halkların kırımına son vermek için somut hiç bir girişimde bulunmadı. Herkesin bildiği gibi Rusya'yı İngiliz-Fransız emperyalist sermayesinin korsanlarına bağlayan (İran'ın paylaşılmasını, Çin'in yağmalanmasını, Türkiye'nin yağmalanmasını, Avusturya'nın paylaşılmasını, Doğu Prusya'nın ve Alman sömürgelerinin ilhakını, vb. öngören) açıkça soyguncu nitelikteki gizli antlaşmaları bile yayınlamadı. Yüzyıllar boyunca, halkları, öteki tiran ve despotlardan daha çok soymuş ve ezmiş bulunan çarlık tarafından, başka halkların celladı durumuna getirdiği Büyük-Rus halkını ezmekle yetinmeyen, onu lekeleyip bozan çarlık tarafından yapılan bu antlaşmaları doğruladı.
Bu alçaklık ve yağma antlaşmalarını doğruladıktan sonra, yeni hükümet, Rusya halkları çoğunluğunun, işçi ve asker vekilleri Sovyetleri tarafından açıkça formüle edilmiş bulunan istemlerine karşıt olarak, savaşan tüm halklara [sayfa 39] ivedi bir ateşkes önermedi. Burjuva diplomatlar ağzında, ezilen halkların kanıcı ve saf yığınlarını her zaman aldatmış ve gene de aldatan gösterişli, tumturaklı ve görkemli, ama anlamdan adamakıllı yoksun bildiriler ve sözler saçıp savurmakla yetindi.
4. Sonuç olarak, yeni hükümetin dış siyasette en küçük bir güvene değer olmaması bir yana, ondan Rusya halklarının barış isteğini açıklamasını, ilhaklardan vazgeçmesini vb., vb. istemeye devam etmek, gerçekte, halkta gerçekleşmesi olanaksız umutlar uyandırarak, bilinçlenmesini geciktirerek, gerçek toplumsal niteliği, dindarca dileklerle değil ama onu yapan hükümetin sınıf niteliğiyle, bu hükümet tarafından temsil edilen sınıfla Rusya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın vb. emperyalist malî-sermayesi arasında var olan bağla, bu sınıfın gerçek, fiilî siyasetiyle belirlenen bir savaşın uzatılmasını dolaylı bir biçimde kabul etmeye götürerek, halkı düpedüz aldatmak demektir.
ÖZGÜN İKTİDAR İKİLİĞİ VE BUNUN SINIFSAL ANLAMI
5. Devrimimizin esas özelliği, büyük bir dikkatle üzerinde düşünmeyi gerektiren özelliği, devrimin yengisinin daha ertesi günü kurulmuş bulunan iktidar ikiliğidir.
Bu iktidar ikiliği, kendini iki hükümetin varlığı ile gösterir: burjuvazinin asıl, gerçek, fiilî hükümeti, Lvov ve hempalarının tüm iktidar organlarını elde tutan "Geçici Hükümet'i ile, Petrograd İşçi ve Asker Vekilleri Sovyetleri tarafından temsil edilen, devlet iktidarı organlarını elde tutmayan, ama doğrudan doğruya halkın yadsınması olanaksız çoğunluğuna, silahlı işçi ve askerlere dayanan, ek, tamamlayıcı bir hükümet, bir "denetim" hükümeti.
Bu ikili iktidarın toplumsal kökeni ve sınıfsal anlamı şudur ki, Mart 1917 Rus devriminin, yalnızca çarcı krallığı silip süpürmüş ve tüm iktidarı burjuvaziye teslim etmekle [sayfa 40] kalmamış, proletarya ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğüne de çok yaklaşmıştır. Petrograd ve başka yerlerdeki işçi ve asker vekilleri Sovyetlerinin temsil ettikleri diktatörlük (yani yasaya değil, ama silahlı yığınların doğrudan gücüne dayanan iktidar), bu sınıfların diktatörlüğü olan bir diktatörlüktür işte.
6. Rus devriminin öbür çok önemli özelliği: yerel Sovyetlerin güvenine sahip bulunduğunu her şeyin gösterdiği Petrograd Asker ve İşçi Vekilleri sovyeti, devlet iktidarını burjuvaziye ve onun geçici hükümetine isteye isteye veriyor, bu hükümet ile onu desteklemek için bir anlaşma yaptıktan sonra ona isteye isteye boyun eğiyor, ve Kurucu Meclisin (bugüne değin Geçici Hükümet tarafından tarihi bile saptanmamış bulunan) toplantıya çağrılmasına göz kulak olan gözlemci rolü ile yetiniyor.
Tarihte bu görünüş altında kendini hiç göstermemiş bulunan bu son derece özgün durum, bir iki diktatörlük karışıklığına, bir iki diktatörlük karmasına yol açmıştır: burjuvazi diktatörlüğü (çünkü Lvov ve hempalarının hükümeti bir diktatörlük, yani yasaya, halk iradesinin önceci dışavurumuna değil, belirli bir sınıf tarafından, burada burjuvazi tarafından uygulanan, zora dayanan bir iktidardır) ile proletarya ve köylülük diktatörlüğü (işçi ve asker vekilleri Sovyetleri).
Hiç kuşku yok ki, bu "karışıklık" uzun zaman süremez. Bir devlette iki iktidar olamaz. İkisinden biri yok olacaktır, ve daha şimdiden Rus burjuvazisi, tüm gücüyle, her yoldan ve her yerde, işçi ve asker vekilleri sovyetlerini ortadan kaldırıp güçten düşürmeye, yok etmeye ve burjuvazinin tek başına iktidarını güvence altına almaya çalışıyor.
İktidar ikiliği, devrimin gelişmesinin geçici bir döneminden, onun olağan bir burjuva demokratik devrimin ötesine gittiği, ama "arı durumdaki" bir proletarya ve köylülük diktatörlüğüne henüz varmadığı bir dönemden başka bir [sayfa 41] şey yansıtmıyor.
Bu kararsız geçiş döneminin sınıfsal anlamı (ve sınıfsal açıklaması) şudur: devrimimiz, çarlığa karşı savaşımda, her devrim gibi, yığınlardan kahramanlık ve özveri mucizeleri istedi, ve bundan başka, sayısız küçük-burjuvayı da aynı anda harekete geçirdi.
Her gerçek devrimin başlıca bilimsel, siyasal ve pratik niteliklerinden biri de, siyasal yaşama, devletin örgütlenmesine, etkin olarak, kişisel olarak, pratik olarak katılmaya başlayan küçük-burjuvaların sayısının, olağanüstü bir derecede hızlı, olağanüstü bir derecede birden artışıdır.
Rusya'daki durum budur. Rusya bugün coşkunluk içindedir. On yıldan beri siyasal uyuşukluk içinde yaşayan, çarlığın korkunç boyunduruğu ve büyük toprak sahipleri ve fabrikacılar yararına bir kürek mahkûmu çalışması ile siyasal bakımdan alıklaşmış milyonlarca ve onmilyonlarca insan, uyanmış bulunuyor ve siyasal yaşama can atıyorlar. Peki, kimdir bu milyonlarca ve onmilyonlarca insan? Çoğu bakımından, küçük patronlar, küçük-burjuvalar, kapitalistler ile ücretli işçiler arasında yer alan kişiler. Rusya, Avrupa'nın en küçük-burjuva ülkesidir.
Korkunç bir küçük-burjuva dalgası her şeyi bastırdı; bilinçli proletaryayı yalnızca sayısı ile değil, ama ideolojisi ile de ezdi, yani çok geniş işçi çevrelerini ardından sürükledi, kendi küçük-burjuva siyasal fikirlerini onlara da bulaştırdı.
Küçük-burjuva, burjuvaziye bağımlıdır, çünkü (toplumsal üretimde tuttuğu yer bakımından) o da proleter olarak değil, ama patron olarak yaşar.
Kapitalistler, barış ve sosyalizmin bu en kötü düşmanları karşısında körü körüne kanıcılık - işte Rusya'daki yığınların güncel siyasetini niteleyen şey; işte Avrupa'nın en küçük-burjuva ülkesinin iktisadî ve toplumsal alanında, devrimci bir çabukluk ile gelişmiş bulunan şey. Geçici Hükümet [sayfa 42] ile işçi ve asker vekilleri sovyeti arasındaki "anlaşma"nın (biçimsel bir anlaşmadan çok, iktidarın bırakılmasına götüren fiilî bir desteklemenin, örtük bir uzlaşmanın, körü körüne bir kanıcılığın söz konusu olduğunu belirteyim), Guçkovlara büyük lokmayı, gerçek iktidarı, sovyete ise Kerenskilerin vaatlerini, saygılarını (geçici olarak), pohpohlamalarını, cafcaflı sözlerini, güvencelerini, yerlere kapanmalarını veren anlaşmanın sınıfsal temeli, işte budur.
Rusya proletaryasının sayısal yetersizliği, yetersiz bilinç ve örgütlenme derecesi, madalyanın öteki yüzü de işte bu.
Sosyalist-devrimcilere değin ve sosyalist-devrimciler dahil bütün halkçı partiler, her zaman küçük-burjuva idiler; Örgütlenme Komitesi Partisi de (Çheydze, Çereteli ve hempaları) öyle; partisiz devrimciler (Steklov ve öbürleri) de dalgaya kapıldılar ya da üstesinden gelmediler, gelemediler.
BURAYA DEĞİN SÖYLENENLERDEN ÇIKAN TAKTİĞİN ÖZGÜNLÜĞÜ
7. Bireyleri vb. değil, ama nesnel olguları, yığınları ve sınıfları göz önünde tutması gereken bir marksist için, gerçek durumun yukarda belirtilmiş bulunan özgünlüğü, şu anda izlenecek taktiğin özgünlüğünü zorunlu bir biçimde belirler.
Bu özgünlük, (Partimiz Merkez Komitesinden yoldaşım Teodoroviç'in, dün Petrograd'da toplanan Rusya demiryolları müstahdem ve işçileri kongresinde kullanmış bulunduğu o çok başarılı deyime göre) "devrimci demokratik sözlerin şekerli, suyuna sirke ve safra dökme" zorunluluğunu birinci plana çıkarıyor. Eleştiri çalışması; sosyalist-devrimci ve sosyal-demokrat küçük-burjuva partiler tarafından yapılan yanlışlıkların açıklanması; bilinçli proleter parti, komünist parti öğelerinin hazırlanıp bir araya getirilmesi; "genel" küçük-burjuva sarhoşluk içindeki proletaryanın [sayfa 43] zehirlenmeden kurtarılması.
Propaganda çalışmasından "başka hiç bir şey değil"miş gibi görünür. Gerçeklikte son derece pratik bir devrimci çalışmadır bu; çünkü cafcaflı sözlerle sarhoş olarak durmuş, ve hiç de dış engeller nedeniyle değil, hiç de burjuvazinin uyguladığı zor yüzünden değil (Guçkov henüz askerler yığınına karşı zora başvurma tehdidinden başka bir şey yapmıyor), ama yığınların körü körüne kanıcılığı nedeniyle "yerinde sayan" bir devrim, ileri götürülemez.
Dizginsiz devrimci söz ebeliğinin egemenliğinden, kendimizi yalnızca (ancak fikirler alanında, yaşanmış deneye başvurarak, kardeşçe bir inandırma yoluyla savaşılabilecek ve öyle de savaşılması gereken) bu körü körüne kanıcılık ile savaşarak kurtarabilir ve her yerleşme yerinde, yığınların bilincini, onların gözü pek ve kararından dönmez girişkenliği gibi, proleter bilinci de gerçekten uyarabiliriz; özgürlüklerin, demokrasinin, bütün toprakların tüm halkın mülkü olması ilkesinin kendiliğinden gerçekleşmesini, gelişmesini ve pekişmesini hızlandırabiliriz.
8. Tüm dünyada, burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin hükümetleri, halkı baskı altında tutmak için iki yol bulmuşlardır. Önce şiddet: Nikola Romanov I (Sopacı Nikola) ve Nikola II (Kanlı) Rus halkına bu işkenceci davranışı ile olanaklı olan ve olmayan şeylerin azamisini göstermişlerdir. Ama, en iyi tüm bir büyük devrimler ve yığınların devrimci hareketleri dizisi ile "eğitilmiş" İngiliz ve Fransız burjuvalarının uyguladıkları bir başka yol daha vardır. Esas olanı korumak için yapılan yalan, pohpohlama, tatlı sözler, sayısız vaatler, bir meteliklik sadakalar, işe yaramaz ödünler.
Rusya'da güncel uğrağın özgünlüğünü oluşturan şey, birinci yoldan ikinciye, halk üzerinde uygulanan zordan, pohpohlara ve halkın vaatlerle aldatılmasına, baş döndürücü bir hızla geçiştir. Masaldaki kedi'[28] gibi, Milyukov ve [sayfa 44] Guçkov söyleneni dinliyor ve bildiğini okumaktan başka bir şey yapmıyorlar. İktidarı ellerinde tutuyor, sermayenin çıkarlarını savunuyor, Rus ve İngiliz-Fransız sermayesi yararına emperyalist savaş yapıyor ve tehdit eden, yüreklendiren, yalvaran, rica eden, isteyen, ilân eden Çheydze ve Çereteli gibi "aşçılar"ın söylevlerine, vaatlerde bulunarak yanıt vermekle yetiniyorlar... Kedi dinliyor ve bildiğini okumaktan başka bir şey yapmıyor.
Ama kanıcı körlük ve körü körüne kanıcılık, özellikle yaşamın (iktisadî ve toplumsal durumlarının) kapitalistlere güvenmemeyi öğrettiği proleterler ve yoksul köylüler arasında, her gün daha çok un-ufak olup dağılacaktır.
Küçük-burjuvazinin liderleri, halka, burjuvaziye güvenmeyi öğretmek "zorundadırlar". Proleterler ise, ona güvensizliği öğretmek zorunda.
DEVRİMCİ AŞIRICILIK VE BUNUN SINIFSAL ANLAMI
9. Devrimci aşırıcılık, "hemen her şeyi" bastıran küçük-burjuva dalganın, en ciddî, en parlak belirtisi olarak görülmelidir. Rus devriminin gelecekteki ilerlemesinin ve başarısının en kötü düşmanı budur.
Bu noktada sinen ve bundan kendini kurtarmayı bilmeyen herkes, devrim için yitip gitmiştir. Ama yığınlar liderlerden başka türlü sinerler; ve kendilerini başka türlü, bir başka yoldan, bir başka biçimde kurtarırlar.
Bir yandan, devrimci aşırıcılık, yığınların burjuvazi tarafından aldatılmasının meyvesi, köylülerin ve bir bölüm işçinin körü körüne kanıcılığının meyvesidir; öte yandan, Büyük-Rusları öbür halkların cellatları durumuna getirerek, onları bozmuş bulunan çarlığın geleneklerini "dindarca" koruyan, ilhaklar ve banka kazançlarından bir noktaya değin çıkar sağlayan küçük patronun çıkarlarını ve kafa yapısını dışa vurur. [sayfa 45]
Burjuvazi, devrimin halka esinlediği soylu gurur üzerinde oynayarak, halkı aldatır; çarcı krallığın yerine Guçkov-Milyukov'un sözde-cumhuriyetinin geçmesi sonucu, devrimin bu evresinden sonra Rusya için savaşın siyasal ve toplumsal niteliğinin değiştiğine inandırmak ister. Ve halk, özellikle onu Rusya'nın öbür halklarının Büyük-Rusların bir çeşit mülkü ya da hası olduklarını düşünmeye götüren eski önyargılar sonucu, buna -geçici olarak- inanmıştır. Büyük-Rus halkının, ona öbür halkları aşağı halklar, "hukuken" Büyük-Rusya'ya ait halklar olarak görmeyi öğreten çarlık tarafından bu alçakça bozulmasının sonuçları, birden ortadan kalkamazdı.
Savaşın siyasal ve toplumsal niteliğinin, bireylerin ve grupların, ya da hatta halkların "iyi niyeti ile değil, ama savaşı yapan sınıfın durumu ile, bu sınıfın uyguladığı ve savaşın bir uzantısını oluşturduğu siyaset ile, güncel toplumun egemen iktisadî gücü olan sermayenin ilişkileri ile, uluslararası sermayenin emperyalist niteliği ile, İngiltere, Fransa, vb. karşısında Rusya'nın -malî, banker, diplomatik- bağımlılığı ile belirlendiğini yığınlara açıklamasını bilmemiz gerekir. Bunu yığınlara anlaşılır biçimde açıklamasını bilmek kolay iş değildir, ve aramızdan hiç kimse, yanlışlara düşmeden ilk denemede bu görevin üstesinden gelemez. Ama propagandamızın yönelimi, ya da daha doğrusu içeriği bu olmalı, ve başka hiç bir şey olmamalıdır. Devrimci aşırıcılığa verilecek en küçük ödün, bunu doğrulayan güzel sözler ve "pratik" düşünceler ne olursa olsun, sosyalizme karşı bir ihanet, enternasyonalizmin tam bırakılmasıdır.
"Kahrolsun savaş" sloganı elbette doğrudur, ama bugünün özel görevlerini, büyük yığına başka türlü yanaşma zorunluluğunu hesaba katmıyor. Bu slogan, bana kalırsa, "eski güzel günler"in beceriksiz ajitatörlerinin, kendilerine bir temiz sopa attırdıkları kırlarda saf saf ileri sürdükleri [sayfa 46] "Kahrolsun Çar!" sloganına benziyor. Yığın olarak, devrimci aşırıcılık yandaşları, bireyler olarak değil, ama sınıf açısından göz önünde tutulurlarsa, iyi niyetli kişilerdir, çünkü ne ilhaklardan, ne de öbür halkların ezilmesinden gerçekten kazanacak hiç bir şeyi olmayan sınıflardandırlar (işçiler ve yoksul köylülerdendirler). Burjuvalar ve "aydın" baylar için ise, durum bambaşkadır; onlar, sermayenin egemenliğinden vazgeçmeksizin, ilhaklardan vazgeçmenin olanaksız olduğunu çok iyi biliyor, ve güzel sözler, ölçüsüz vaatler, sayısız güvencelikler ile yığınları utanmadan aldatıyorlar.
Yığın olarak, aşırıcılık yandaşları, işi, kötülük olmaksızın, sağduyuya dayanarak değerlendirirler: "Ben ilhak istemiyorum. Alman bana saldırıyor; öyleyse ben hiç de emperyalist çıkarları değil, haklı bir davayı savunuyorum." Bu insanlara, onların kişisel isteklerinin değil, ama bir siyasete, yığınlara ve belirli sınıflara içkin ilişki ve koşulların söz konusu olduğunu; bir yanda savaş, öte yanda da sermaye çıkarları ve uluslararası banka şebekesi arasında bir bağın var olduğunu vb. gene ve gene açıklamak gerekir. Aşırıcılık ile savaşmanın yalnızca bu biçimi ciddidir ve bir başarı, belki çok çabuk olmayacaktır; ama bu, kesin ve sürekli bir başarı vaat eder.
SAVAŞ NASIL SONA ERDİRİLEBİLİR?
10. Savaş "istendiği zaman" sona erdirilemez. Savaşan yanlardan yalnızca birinin kararı üzerine sona erdirilemez. Aşırıcı bir askerin deyimini kullanmak gerekirse, "teslim olunarak" sona erdirilemez.
Savaş, çeşitli ülkeler sosyalistleri arasındaki bir "anlaşma" ile, bütün ülkeler proleterlerinin bir "eylem"i ile, halkların "iradesi" ile vb. sona erdirilemez. Aşırıcı, yarı-aşırıcı, ve yarı-enternasyonalist gazeteler makalelerinin dolup [sayfa 47] taştıkları bu türden bütün sözler, sayısız karar, çağrı ve bildirgeler, asker ve işçi vekilleri sovyeti kararları, küçük-burjuvanın tutarsız, saf, iyi niyetli dileklerinden başka bir şey değildirler. "Halkların barış isteğinin kendini göstermesi", proletaryanın devrimci eylemleri konusundaki sıra (Rus proletaryasından sonra, Alman proletaryasının "sıra"sı), vb. üzerindeki bu sözlerden daha zararlı bir şey yoktur. Tüm bunlar, Louis Blanc'a yeniden başlamak, kendini tatlı düşlere bırakmak, "siyasal kampanyalar" oyunu oynamak, ve gerçekte, kedi ve aşçı masalını yinelemektir.
Savaş, her ne denli, hiç kuşkusuz, yalnızca onların yararına da olsa ve onlardan başka kimseyi zenginleştirmese de, kapitalist açgözlülerin kötü niyetinden doğmamıştır. O, dünya kapitalizminin bir yarım yüzyılı tarafından, bağ ve ilişkilerin sonsuz çokluğu tarafından yaratılmıştır. Sermaye iktidarı devrilmedikçe, iktidar bir başka sınıfa: proletaryaya geçmedikçe, kendini emperyalist savaştan çekip çıkarmak olanaksızdır, zorla dayatılmamış demokratik bir barış elde etmek olanaksızdır.
Şubat-Mart 1917 Rus devrimi, emperyalist savaşın iç savaş durumuna dönüşmesinin başlangıcını gösterdi. Bu devrim, savaşın durdurulmasına doğru ilk adımı attı. Savaşın durdurulmasını, yalnız ikinci adım -iktidarın proletaryaya geçişi- sağlayabilir. Bu bütün dünyada "cephenin yarılması"nın -sermayenin çıkarları cephesinin yarılmasının- başlangıcı olacaktır, ve proletarya, ancak bu cepheyi yararak insanlığı savaşın korkunçluğundan kurtarabilir, ona sürekli bir barışın iyiliklerini sağlayabilir.
Ve, işçi vekilleri sovyetlerini yaratarak, Rus devrimi, Rusya proletaryasını, daha şimdiden bu sermaye "cephesini yarma" işini yapabilecek bir duruma getirmiştir. [sayfa 48]
DEVRİMİMİZİN YARATTIĞI YENİ DEVLET TİPİ
11. İşçi, asker, köylü, vb. vekilleri Sovyetleri, çoğu kişinin sınıfsal anlamı üzerine, Sovyetlerin Rus devrimi içindeki rolü üzerine açık bir fikir edinmediği anlamında, anlaşılmamış bulunuyorlar. Ama, onların yeni bir devlet biçimi, ya da daha doğrusu yeni bir devlet tipi temsil ettikleri de anlaşılmıyor.
En yetkin, en gelişmiş burjuva devlet tipi, parlamenter demokratik cumhuriyettir: iktidar bu devlet tipinde parlamentoya aittir; devlet makinesi, yönetim aygıt ve organı, her zamankilerdir: sürekli ordu, polis, pratik olarak görevden geri alınamaz, ayrıcalıklı, halkın üstüne konmuş memurlar topluluğu.
Ama 19. yüzyıl sonlarından bu yana, devrimci dönemler, demokratik devletin üstün bir tipini, Engels'in deyimine göre, daha şimdiden birçok bakımdan bir devlet olmaktan çıkan, '"artık terimin gerçek anlamında bir devlet olmayan"[29] bir devleti gösteriyorlar. Bu devlet, halktan ayrı ordunun ve polisin yerine, halkın kendisinin doğrudan ve dolaysız silahlanmasını geçiren Paris Komünü tipi bir devlettir. Burjuva yazarlar tarafından kötülenen ve karaçalınan, ve başka şeyler arasında, haksız yere birdenbire sosyalizmi "sokma" niyeti yüklenen Komünün özü, işte budur.
Rus devriminin 1905'te ve 1917'de kurmaya başladığı devlet, işte bu tipte bir devlettir. Rusya halkı temsilcilerinin Kurucu Meclis olarak, ya da Sovyetler Konseyi vb. olarak bir araya geldiği, bir işçi, asker, köylü, vb. vekilleri Sovyetleri Cumhuriyeti, - kadet profesör efendilerin bir burjuva parlamenter cumhuriyet için kendi yasa tasarılarını kaleme almalarını, ya da Bay Plehanov ve Kautsky gibi küçük-burjuva "sosyal-demokrat" bilgiç ve görenekçilerin, marksist devlet teorisini tahrif etmekten vazgeçmelerini beklemeden, kendi tarzlarında bir demokrasiyi kendiliğinden [sayfa 49] yaratan halk yığınlarının girişkenliği üzerine, şu anda ülkemizde doğmakta bulunan şey, işte bu.
Marksizm, anarşizmden, genel olarak devrimci dönem, ve özel olarak da kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi boyunca devletin ve bir devlet iktidarının zorunluluğunu kabul etmesi ile ayrılır.
Marksizm, Bay Plehanov, Bay Kautsky ve hempalarının küçük-burjuva, oportünist "sosyal-demokratizm"lerinden, bu aynı dönemler için, olağan bir burjuva parlamenter cumhuriyeti olmayan, ama Paris Komününün olduğu gibi bir devletin zorunluluğunu tanıması ile ayrılır.
Bu devlet tipini eskisinden ayıran başlıca özellikler şunlardır:
Burjuva parlamenter cumhuriyetten krallığa dönüş çok kolaydır (tarih bunu gösterdi), çünkü tüm baskı aygıtı: ordu, polis, bürokrasi, olduğu gibi kalır. Komün ve, işçi, asker, köylü, vb. vekilleri Sovyetleri, bu aygıtı parçalar ve kaldırır.
Burjuva parlamenter cumhuriyet, yığınların kendi öz siyasal yaşamını, dipten doruğa tüm devlet yaşamının demokratik örgütlenmesine doğrudan doğruya katılmalarını engeller, boğar. İşçi, asker, köylü, vb. vekilleri Sovyetleri ise, bunun tam tersini yapar.
Bu Sovyetler, Paris Komünü tarafından hazırlanan ve Marx'ın "emekçilerin iktisadî kurtuluşunun kendisi aracıyla gerçekleşebileceği en sonu bulunmuş siyasal biçim"[30] olarak adlandırdığı devlet biçimini yeniden ortaya koyarlar.
Genellikle Komünün "kabul"ü için Rus halkının henüz olgun olmadığı ileri sürülür. Köylülerin özgürlük için olgun olmadıklarını ileri süren feodallerin kanıtıdır bu. Komün, yani işçi ve köylü vekilleri Sovyetleri, herhangi bir reformu, iktisadî gerçeklikte olduğu kadar engin halk çoğunluğunun bilincinde de adamakıllı olgunlaşmadan önce, hiç bir [sayfa 50] reformu "gerçekleş"tirmez, hiç bir reformu "gerçekleştirme" niyeti yoktur ve gerçekleştirmemelidir de. Savaş tarafından yol açılan iktisadî yıkım ve bunalım ne kadar ağırlaşırsa, savaş tarafından insanlıkta açılan korkunç yaraların iyileşmesini kolaylaştırmaya özgü, olabildiğince yetkin bir siyasal biçim zorunluluğu kendini o kadar çok dayatır. Rus halkının örgütlenme alanında ne kadar az deneyimi varsa, yalnızca burjuva siyasetçileri ve "arpalık"1arla donatılmış memurlar değil, ama halkın kendisi, örgütlenmeye o kadar gözü pek bir biçimde girişmelidir.
Sözde marksizmin, Bay Plehanov, Bay Kautsky ve hempaları tarafından çarpıtılan marksizmin eski önyargılarından ne kadar erken kurtulursak, işçi ve köylü vekilleri sovyetlerini şimdiden ve her yerde kurmaları ve, onlar aracılığı ile, ulusun tüm yaşamını ellerine almaları için, halka yardımda ne kadar çaba gösterirsek, Bay Lvov ve hempaları Kurucu Meclisin çağrılmasını ne kadar geciktirirlerse, halkın bir işçi ve köylü vekilleri Sovyetleri cumhuriyeti yararına (Kurucu Meclis ile, ya da, eğer Lvov onu çağırmakta gecikirse, onsuz) seçimini yapması, o kadar kolay olacaktır. Halk yeni yaşamı kendisi örgütlemeye girişince, yanılgılar başlangıçta kaçınılmaz şeylerdir; ama bazı yanlışlıklar yapmak ve ilerlemek, Bay Lvov tarafından bir araya getirilmiş bilgin hukukçuların, Kurucu Meclisi toplantıya çağırmak ve burjuva parlamenter cumhuriyeti sürdürüp götürmek için, işçi ve köylü vekilleri sovyetlerini boğmak için yasalar kaleme almalarını beklemekten çok daha iyidir.
Eğer örgütlenir ve propagandamızı akıllıca yürütürsek, proleterler, ama köylülüğün onda-dokuzu da, polisin yeniden kurulmasına, görevden alınamaz ve ayrıcalıklı memurlar topluluğuna, halktan ayrı orduya karşı olacaklardır. Yeni tip devlet de, işte yalnızca buna dayanır.
12. Polisin yerine bir halk milisinin geçirilmesi, devrimin tüm gidişi tarafından zorla dayatılan ve Rusya'nın çoğu [sayfa 51] bölgelerinde gerçekleşme yolunda bulunan bir reformdur. Olağan tipteki burjuva devrimlerin çoğunda bu reformun gelip geçici olduğunu, ve burjuvazinin, hatta en demokratik ve en cumhuriyetçisinin bile, eski tipte, çarcı, halktan ayrı, burjuvalar tarafından yönetilen ve halkı bin türlü ezmeye yetenekli polisi, her zaman yeniden kurmuş bulunduğunu, yığınlara açıklamalıyız.
Polisin yeniden kurulmasını engellemek için, yalnızca bir yol var: ordu (sürekli ordu yerine geçen halkın genel silahlandırılması) ile bir bütün oluşturan bir halk milisi kurmak. Yaşları 15-65 arasında olan erkek-kadın tüm yurttaşlar, istisnasız, bu milise katılacaklardır. Bu yaklaşık yaş sınırları, yalnızca yeniyetmeler ile yaşlıların katılmalarını göstermek içindir. Kapitalistler, milisteki yurttaşlık görevine ayrılmış günler için, ücretli işçilere, hizmetkârlara vb., ücretlerini ödeyeceklerdir. Kadınlar yalnızca genel siyasal yaşama doğrudan doğruya katılmaya değil, ama sürekli ve genel bir yurttaşlık ödevini yapmaya da çağrılmadıkları sürece, ne sosyalizm, hatta ne de tam ve sürekli bir demokrasi söz konusu olabilir. Oysa, hastalara ve yüzüstü bırakılmış çocuklara yardım, yiyeceklerin denetimi vb. gibi "polis" görevleri, kadınlar, eşitliği yalnızca kâğıt üzerinde değil, ama gerçekte de elde etmedikleri sürece, doyurucu bir biçimde sağlanamazlar,
Polisin yeniden kurulmasını engellemek; tüm halkın hizmet göreceği bir milis kurmak için halkın örgütleyici dehasına başvurmak: devrimi kurtarmak, pekiştirmek ve geliştirmek için, proletaryanın yığınlar içinde yayması gereken amaçlar, işte bunlardır.
TARIM PROGRAMI VE ULUSAL PROGRAM
13. Şu anda, güçlü bir tarım devriminin Rus kırlarında pek yakında gelişip gelişmeyeceğini kesinlikle bilemeyiz. [sayfa 52]
Köylülük içinde şu zor zamanlarda söz götürmez bir biçimde daha belirgin bir duruma gelmiş bulunan, bir yandan mevsimlik ya da sürekli tarım işçileri ve yoksul köylüler ("yarı-proleterler"), ve öte yandan zengin ve orta köylüler (büyük ve küçük kapitalistler) durumundaki sınıf ayrımlaşmasının derinliğini ölçemeyiz. Bu sorunları ancak deneyim çözebilir ve ancak deneyim çözecektir.
Ama proletarya partisi olarak, biz, daha bugünden, bir tarım programından başka, hemen gerçekleştirilebilir ve Rusya'da köylü tarım devrimi çıkarları tarafından buyrulan pratik önlemler önermek mutlak görevine de sahibiz.
Ülkede tüm toprakların ulusallaştırılmasını, yani onların tüm mülkiyetinin merkezî iktidara verilmesini istemeliyiz. Bu iktidar yerleşme alanının genişliğini vb. belirleyecek, ormanların korunması ve toprakların iyileştirilmesi vb, için yasalar çıkaracak; toprağın sahibi, yani devlet ile, kiracısı, yani çiftçi arasındaki her türlü aracılığı kesinlikle dıştalayacaktır (toprağın her türlü yeniden kiralanmasının yasaklanması). Toprağa tamamen ve tek başına sahip olacak ve elde bulundurma ve yararlanmanın yerel koşullarını saptayacak olanlar, köylü vekillerinin bölgesel ve yerel sovyetleridir - yoksa bürokrasi, memurlar değil.
Buğday üretimi tekniğini iyileştirmek ve buğday üretimini artırmak için, büyük ussal tarım işletmesini geliştirmek ve onun toplum tarafından denetimini sağlamak için, köylü komiteleri içinde, kamulaştırılmış bulunan her büyük yurtluğun, tarım ücretlileri vekilleri Sovyetlerinin denetimi altına konmuş geniş bir örnek, işletme durumuna gelmesi sonucuna erişmeye çalışmalıyız.
Sosyalist-devrimciler arasında, özellikle onların "tüketim" ya da "iş" normu üzerindeki "toprağın toplumsallaşması" vb, üzerindeki gevezeliklerinde egemen olan küçük-burjuva söz ebeliğine ve küçük-burjuva siyasetine karşıt olarak, proletarya partisi, meta üretimi rejiminde, küçük [sayfa 53] işletme sisteminin, insanlığı, yığınları, yoksulluk ve baskıdan kurtaramayacağını tanıtlamaya dört elle sarılmalıdır.
Köylü vekilleri sovyetlerinde hemen ve zorunlu bir bölünme meydana getirmek için çalışmaksızın, proletarya partisi, tarım ücretlileri vekilleri ile yoksul köylüler (yarı-proleterler) vekillerinin ayrı ayrı Sovyetleri, ya da en azından, bu toplumsal kategoriler vekillerini, köylü vekillerinin ortak Sovyetleri içindeki ayrı bölüntü ya da partiler biçimi altında bir araya getiren sürekli konferanslar zorunluluğunu tanıtlamalıdır. Yoksa, halkçıların genel olarak köylülük üzerindeki iyilik taslayan küçük-burjuva söz ebeliği, varlıksız yığının, kapitalistlerin bir çeşidinden başka bir şey olmayan zengin köylülük tarafından aldatılmasına paravana hizmeti görecektir.
Köylülere, büyük toprak sahiplerinin topraklarına el koymamalarını, Kurucu Meclisin toplantıya çağrılmasından önce tarım reformuna girişmemelerini öğütleyen birçok sosyalist-devrimci ve işçi ve asker vekilleri sovyetinin kendilerini kaptırdıkları burjuva liberal ya da salt bürokratik vaazlara karşıt olarak, proletarya partisi, köylüleri, kimseden izin almaksızın, tarım reformunu hemen gerçekleştirmeye ve köylü vekillerinin kararı uyarınca, büyük toprak sahiplerinin malı olan toprakların zoralımına hemen girişmeye çağırmalıdır.
Bunu yaparken, cephedeki askerler için ve kentler için besin maddeleri üretimini artırmak, sürü hayvanlarına verilecek her zararın, aletlerin, makinelerin, yapıların vb., vb. her bozulmasının, kesinlikle kabul edilmez olduklarını belirtmek zorunluluğu üzerinde özellikle durmak uygun olur.
14. Ulusal sorunda, proletarya partisi, her şeyden önce, çarlık tarafından ezilen ve Rus devlet çerçevesine zorla bağlanmış ya da bu çerçeve içinde zorla tutulan, yani ilhak edilmiş bulunan bütün uluslar ve ulusal-topluluklar için Rusya'dan ayrılma gerçek ve mutlak özgürlüğünün hemen ilân [sayfa 54] edilip verilmesini istemelidir.
İlhaklardan vazgeçilmesi üzerindeki bildirim, bildirge ve açıklamalar, eğer gerçek ayrılma özgürlüğü ile birlikte bulunmuyorlarsa, halkın burjuvazi tarafından aldatılması ya da küçük-burjuvaların bönce dileklerinden başka bir şey değildirler.
Proletarya partisi olanaklı olduğunca geniş bir devletin kurulmasını çok ister, çünkü emekçilerin çıkarı bunu gerektirir; proletarya partisi ulusların yaklaşmasını, sonra da kaynaşmasını çok ister; ama o, buna, zor yoluyla değil, tüm uluslar işçi ve emekçi yığınlarının özgür ve kardeşçe birliği ile ulaşmak ister.
Rusya Cumhuriyeti ne kadar demokratik olursa, işçi ve asker vekilleri Sovyetleri cumhuriyeti biçiminde örgütlenmesini o kadar iyi bilecek, ve bütün uluslar emekçi yığınlarını ona doğru özgürce getirecek çekim gücü o kadar etkili olacaktır.
Tam ayrılma özgürlüğü, en geniş yerel (ve ulusal) özerklik, ulusal azınlıklar haklarının inceden inceye hazırlanmış inancaları: devrimci proletaryanın programı, işte budur.
KAPİTALİST BANKA VE SENDİKALARIN ULUSALLAŞTIRILMASI
15. Proletarya partisi, nüfusun engin çoğunluğu sosyalist bir devrimin zorunluluğunun bilincine varmadıkça, bir küçük köylüler ülkesinde hiç bir biçimde sosyalizmi "sokma"ya niyetlenemez.
Ama yalnızca "sözde-marksist" sözcükler arkasına sığınan burjuva safsatacıları, bu gerçekten, savaş sırasında birçok burjuva devlet tarafından birçok durumda gerçekleştirilmiş ve bütünsel iktisadî dağılma ve yaklaşan açlık ile savaşmak için kesinlikle zorunlu bulunan, pratik olarak iyiden iyiye olgunlaşmış ivedi devrimci önlemleri erteleyecek bir siyasetin doğrulanması sonucunu çıkarabilirler. [sayfa 55]
Toprağın, tüm bankalar ve tüm kapitalist sendikaların ulusallaştırılması, ya da en azından bu kurumlar üzerinde işçi ve öteki vekiller Sovyetlerinin ivedi bir denetimi gibi, sosyalizmin "sokulması" ile hiç bir ilgisi olmayan önlemlerin mutlak olarak istenmesi ve elden geldiğince, devrimci yoldan gerçekleştirilmesi gerekir. Sosyalizme doğru ilk adımları oluşturan ve iktisadî bakımdan pekâlâ gerçekleşebilir bir nitelik taşıyan bu önlemler alınmaksızın, savaş tarafından açılan yaraların sarılması ve yaklaşan yıkımın önlenmesi olanaksızdır. Ve devrimci proletaryanın partisi, salt "savaş sonucu" adamakıllı yüz kızartıcı bir biçimde zenginleşen kapitalist ve bankacıların aşırı kârlarına ekmek doğramakta da hiç bir zaman duraksamayacaktır.
SOSYALİST ENTERNASYONALDEKİ DURUM
16. Rusya işçi sınıfının uluslararası yükümlülükleri, özellikle bugün, birinci planda yer almaktadırlar.
Artık çağımızda enternasyonalizmden aşağısı kurtarmıyor. enternasyonalist olduklarını söyleyen aşırıcı şovenlere değin, Plehanov ve Potresov efendilere değin, Kerenski'ye değin, bu böyle. Proletarya partisinin de, sözde kalan enternasyonalizm karşısına, kesin bir açıklık, kesin bir belginlik, kesin bir seçkinlikle gerçek enternasyonalizmi çıkarma yolunda bir o kadar buyurgan bir ödevi var.
Tüm ülkeler işçilerine platonik çağrılar; enternasyonalizme boş bağlılık protestoları; çeşitli savaşan ülkelerdeki devrimci proletaryanın eylemi için doğrudan ya da dolaylı bir "sıra" saptama girişimleri; devrimci savaşım konusunda savaşan ülkeler sosyalistleri arasında emek isteyen bir "anlaşma" araştırması: bir barış kampanyası ereği ile sosyalist kongreler yöresinde kargaşalık, vb., vb. - bu fikirlerin, bu girişim ya da bu planların elebaşları ne denli içten olurlarsa olsunlar, bütün bunlar, nesnel olarak, boş [sayfa 56] sözlerden, ya da, en iyi durumda, yalnızca yığınların şovenler tarafından aldatılmasını maskelemeye yarayan saf ve iyi niyetli dileklerden başka bir şey değildir. Ve parlamenter oyunbazlıklarda son derece usta, son derece eli yatkın bulunan Fransız sosyal-şovenleri, bir yandan görülmemiş bir utanmazlıkla sosyalizme ve enternasyonale ihanet ederken, emperyalist savaşı yürüten hükümetlere katılırken, ödenek ya da ödünçlere oy verirken (son zamanlarda Rusya'da Çheydze, Skobelev, Çereteli ve Steklov'un da yaptıkları gibi), kendi ülkelerinde devrimci savaşıma karşı çıkarken, vb., vb. bir yandan da son derece tumturaklı ve cafcaflı barışçıl ve enternasyonalist sözler etme sanatında, uzun zamandan beri tüm rekorları kırmış bulunuyorlar.
Saf insanlar çoğu kez emperyalist dünya savaşının yırtıcılık, kan dökücülük havasını unutuyorlar. Boş söz kabul etmeyen, saf ve yavan dilekleri umursamayan havasını.
Yalnızca bir, ve tek gerçek enternasyonalizm vardır: o da insanın kendi öz ülkesinde devrimci hareket ve devrimci savaşımın gelişmesi için özveri ile çalışmasına, istisnasız tüm ülkelerde, bu aynı savaşımı, bu aynı çizgiyi, ve yalnızca onu (propaganda, yakınlık, maddî bir yardım aracıyla) desteklemesine dayanır.
Tüm geri kalanı, yalandan ve manilovizmden[31] başka bir şey değildir.
Savaşın sürdüğü iki yılı aşkın bir süreden bu yana, uluslararası sosyalist ve işçi hareketi içinde, tüm ülkelerde üç eğilim gelişmiş bulunuyor. Ve gerçeklik alanından uzaklaşan, bu üç eğilimin varlığını görmekten, onları çözümlemekten, ve gerçekten enternasyonalist eğilim için tutarlı bir biçimde savaşmaktan kaçınan herkes, kendi kendini etkisizliğe, güçsüzlüğe ve yanılgıya mahkûm eder.
Bu üç eğilim, şunlardır:
1. Emperyalist bir savaşta (ve her şeyden önce de güncel emperyalist savaşta) "yurt savunması"nı kabul eden, [sayfa 57] sözde sosyalist, gerçekte şoven, sosyal-şovenler.
Bunlar bizim sınıf düşmanlarımızdırlar. Burjuvazi saflarına geçmişlerdir bunlar.
Tüm ülkelerdeki resmî sosyal-demokrasinin resmî önderlerinden çoğu böyledir. Rusya'da B. Plehanov ve hempaları, Almanya'da Scheidemann'lar; Fransa'da, Renaudel, Guesde, Sembat; İtalya'da Bissolati ve hempaları; İngiltere'de Hyndman, fabyenler[32] ve "emekçiler" ("işçi partisi" önderleri);[33] İsveç’te Branting ve hempaları; Hollanda'da Troelstra ve partisi; Danimarka'da Stauning ve partisi; Birleşik-Devletler'de Victor Berger ve öbür "yurt savunucuları", vb..
2. İkinci eğilim, "merkez" denilen, ve sosyal-şovenler ile gerçek enternasyonalistler arasında duraksayan eğilimdir.
"Merkez", marksist, enternasyonalist olduğuna, barıştan yana, hükümetler üzerindeki tüm "baskı"lardan yana, kendi öz hükümetini "halkın barış iradesini gösterme"ye zorlamaya yönelen tüm "istemler"den yana, barıştan yana olanaklı ve düşünülebilir her türlü kampanyadan yana, ilhaksız barıştan yana vb., vb., ve sosyal-şovenler ile barıştan yana olduğuna yemin billah eder. "Merkez", birlikten yanadır, bölünmenin düşmanıdır merkez.
"Merkez" demek, tıka basa iyi niyet dolu küçük-burjuva söz ebeliğinin, sözde enternasyonalizm, gerçekte ödlek oportünizm ile sosyal-şovenler için gönül hoşluğunun egemenliği demektir.
Sorunun özü şudur ki, "merkez", kendi öz hükümetine karşı bir devrimin zorunluluğuna inanmış değildir, bunu doğru bulmaz, uzlaşmaz bir devrimci savaşım yürütmez, kendini bu savaşımdan kurtarmak için, çok "marksist" de çınlasa, en yavan kaçamakları icat eder.
Sosyal-şovenler bizim sınıf düşmanlarımız, işçi hareketi içindeki burjuvalardırlar. Onlar, bu hareket içinde bir [sayfa 58] katmanı, burjuvazi tarafından nesnel olarak satın alınmış (en iyi ücretler, saygın görevler, vb.), ve küçük ve güçsüz halkları soymak ve boğmakta, kapitalist ganimetin paylaşımı için savaş yapmakta kendi burjuvazilerine yardım eden işçi gruplarını, işçi çevrelerini temsil ederler.
"Merkez" demek, çürümüş bir yasalcılık tarafından kemirilmiş, parlamentarizm havası vb. tarafından bozulmuş görenekçiler, arpalıklara ve bir "yan gelip yatma" işine alışmış memurlar demektir. Tarihsel ve iktisadî bakımdan konuşmak gerekirse, bunlar ayrı bir toplumsal katmanı temsil etmezler. Yalnızca işçi hareketinin geçmiş bir evresi, özellikle proletarya için zorunlu olan, büyük ve çok büyük bir ölçüde, yavaş, bozulmaz, sistemli örgütlenme sanatında çok şey vermiş bulunan 1871-1914 evresi ile, toplumsal devrim çağını açmış bulunan birinci emperyalist dünya savaşından sonra nesnel olarak zorunlu bir duruma gelen yeni bir evre arasındaki geçişi temsil ederler.
"Merkez"in başta gelen lider ve temsilcisi, II. Enternasyonal (1889-1914) içinde en yüksek yetke (otorite) olan ve 1914 Ağustosundan sonra, marksizmin tam bir yadsınması, görülmemiş bir gevşeklik, içler acısı duraksama ve ihanetler örneği veren Karl Kautsky'dir. "Merkez" eğilimi demek, Kautsky, Haase, Ledebour, Reichstag'daki "işçi ya da Emek Birliği";[34] Fransa'da, Longuet, Pressmane ve genel olarak "azmlıkçılar";[35] İngiltere’de, Philip Snovden, Ramsay Mac Donald ve "Indepehdent Labour Party"nin[36] birçok başka lideri, ve kısmen de Britanya Sosyalist Partisi;[37] Birleşik-Devletler'de Moris Hillquit ve başka birçokları; İtalya'da Turati, Treves, Modigliani, vb.; İsviçre'de Robert Grimm; Avusturya'da Victor Adler ve hempaları; Rusya'da Örgütlenme Komitesi Partisi, Akselrod, Martov, Çheydze, Çereteli ve hempaları, vb. demektir.
Bazılarının, bazen, farkında olmaksızın, sosyal-şovenizmden "merkez"e geçtikleri, ve [sayfa 59] bazan da bunun tersi olduğu kendiliğinden anlaşılır. Bireyler özgürce bir sınıftan öbürüne geçerlerken, sınıfların birbirlerinden ayrı olarak kaldıklarını her marksist bilir. Bunun gibi, eğilimlerin birleşmesine yol açmak için girişilen girişim ve gösterilen çabalara karşın, bireyler özgürce bir eğilimden bir başkasına geçerlerken, siyasal yaşamda, bu eğilimler kendi aralarında birbirlerinden ayrılırlar.
3. Üçüncü eğilim, en iyi "Zimmerwald solu'nun[38] temsil ettiği gerçek enternasyonalistler eğilimidir (okurun bu eğiliminin nasıl doğduğunu gerçek bir belge aracıyla öğrenmesi için, ekte onun 1915 eylül bildirgesini veriyoruz). Başlıca ayırt edici nitelik: sosyal-şovenizmden olduğu kadar, "merkez"den de tam bir kopma. Kendi öz emperyalist hükümetine ve kendi öz emperyalist burjuvazisine karşı uzlaşmaz devrimci savaşım. İlke: "Baş düşman bizim kendi ülkemizdedir". Sosyal-pasifistlerin (sosyal-pasifist, sözde bir sosyalist, gerçekte bir burjuva pasifisttir; burjuva pasifistler, sermaye boyunduruğu ve sermaye egemenliğinin alaşağı edilmesi olmaksızın, sonsuz bir barışın kurulması düşünü görürler) tatlı sözlerine ve güncel savaşla bağlı olarak, proletaryanın devrimci bir savaşımının ve proleter devrimin olanak, doğruluk ya da elverişliliğini yadsımaya yönelen her çeşit kaçamak sözlere karşı amansız savaş.
Bu eğilimin en belirli temsilcileri: Almanya'da Karl Liebknecht'in içinde bulunduğu "Spartaküs grubu" ya da "Enternasyonal grubu"dur.[39] Karl Liebknecht, bu eğilimin, ve gerçek proleter enternasyonal olan yeni enternasyonalin en ünlü temsilcisidir.
Karl Liebknecht, Almanya işçi ve askerlerini, silahlarını kendi öz hükümetlerine karşı çevirmeye çağırdı. O, bu işi, açıkça, Parlamento (Reichstag) kürsüsünden yaptı. Sonra, gizlice basılmış bildirilerle birlikte, "Kahrolsun hükümet!" sloganını ileri sürerek, Berlin'in en geniş alanlarından [sayfa 60] biri olan Potsdam alanında düzenlenen bir gösteriye katıldı. Tutuklandıktan sonra, kürek cezasına mahkûm oldu. Şimdi, savaşa karşı savaşım vermiş olmaktan ötürü hapse atılmış bulunan, Almanya'nın, eğer binlerce değilse, yüzlerce gerçek sosyalist gibi, bir zindandadır.
Karl Liebknecht, konuşmalarında ve mektuplarında, yalnızca ülkesinin Plehanov ye Potresovları (Schidemann'lar, Legien'ler, Davidler ve hempaları) ile değil, ama merkezciler ile de, ülkesinin Çheydze ve Çeretelileri (Kautsky, Haase, Ledebour ve hempaları) ile de amansızca savaştı.
Karl Liebknecht ve dostu Otto Rükle, yüzon milletvekili içinde yalnız ikisi, disiplini bozdu, "merkez" ve şovenler ile "birlik"i parçaladı; herkese karşı yalnız ikisi kafa tuttu. Sosyalizmi, proletarya davasını, proleter devrimi yalnız Liebknecht temsil ediyor. Alman sosyal-demokrasisinin tüm geri kalanı, (kendisi de "Spartaküs grubu"nun üyesi ve önderlerinden biri olan) Rosa Luxembourg'un çok haklı deyişine göre, kokmuş bir cesetten başka bir şey değildir.
Almanya'da bir başka gerçek enternasyonalistler grubu da, Bremen'de yayımlanan Arbeiterpolitik gazetesi ekibidir.
Fransa'da, gerçek enternasyonalistlere en çok yaklaşanlar, Cenevre'de Demain ("Yarın") dergisini yayımlayan Fransız Henri Guilbeaux gibi, Loriot ve dostlarıdırlar (Bourderon ile Merrheim, sosyal-pasifizm içine düştüler). İngiltere'de, The Trade-Unionist gazetesi ile Britanya Sosyalist Partisi ve Independent Labour Party üyelerinin bir bölümü (örneğin, açıkça dönek sosyalizm önderlerinden kopma çağrısında bulunan William Russel), savaşa karşı devrimci savaşımı yüzünden İngiliz burjuva hükümeti tarafından kürek cezasına mahkûm olmuş öğretmen, İskoç sosyalistleri Maclean; bu aynı suçlardan ötürü yüzlerce İngiliz sosyalisti hapiste yatıyor. Onlar ve yalnızca onlar, gerçek enternasyonalistlerdir. Birleşik-Devletler'de, "Sosyalist İşçi Partisi"nin[40] ve oportünist "Sosyalist Parti"nin[41] Ocak 1917'den bu yana [sayfa 61] The Internationalist gazetesini yayımlayan öğeleri; Hollanda'da, De Tribüne gazetesini yayımlayan "tribüncüler"[42] partisi (Pannekoek, Herman Gorter, Winjkoop, Zimmerwald'de merkezden olan ve şimdi bize gelmiş bulunan Henriette Ronald-Holst); İsveç'te, Lindhagen, Ture Nerman, Karlsson, Ström ve Zimmerwald'de "Zimmerwald solu"nun kurulmasına kişisel olarak katılmış ve şimdi de savaşa karşı devrimci savaşımı yüzünden hapse mahkûm edilmiş bulunan Z. Höglund gibi liderler ile, gençler ya da sollar partisi;[43] Danimarka'da, başta bakan Stauning, tamamen burjuvalaşan Danimarka "sosyal-demokrat" partisinden ayrılmış bulunan Trier ve dostları; Bulgaristan'da, "Darlar";[44] İtalya'da, en yakın olanlar parti sekreteri Constantin Lazzari ile, merkez organ Avanti[45] başyazarı Serrati; Polonya'da, Radek, Hanecki ve "Ulusal Büro" çevresinde toplanmış öbür sosyal-demokrat liderler, Rosa Luxembourg, Tyska ve "Genel Büro" çevresinde toplanmış öbür sosyal-demokrat liderler; İsviçre'de, kendi ülkelerinin sosyal-şovenleri ile "merkez"ine karşı savaşım için "referandum" gerekçelerini yazmış (Ocak 1917) ve 11 Şubat I917'de Toess'de toplanan Zürih kantonu sosyalist kongresine devrimci ilkelerden esinlenen ve savaşa karşı yönelen bir karar[46] sunmuş bulunan sollar; Avusturya'da, bir bakana, düşüncesizce de olsa, kahramanca sıktığı kurşundan ötürü Friedrich Adler'i ölüme adayan aşırı-gerici Avusturya hükümeti tarafından bugün kapatılmış bulunan Viyana "Karl Marx" klübünde belli bir ölçüde savaşım vermiş olan Friedrich Adler'in genç sol dostları, vb., vb.
Sollar arasında var olabilecek ayırtılar (nüanslar) o kadar önemli değil. Asıl önemli olan, genel eğilim. Gerçek şu ki, bu korkunç emperyalist savaş çağında gerçekten enternasyonalist olmak kolay değil. Bu insanların sayısı çok değil, ama sosyalizmin geleceği yalnızca onlar, yığınların bozucuları değil, ama yol göstericileri yalnızca onlardır. [sayfa 62]
Sosyal-demokratlar içinde, genel olarak sosyalistler içinde, reformistler ile devrimciler arasındaki ayrım, emperyalist savaş koşulları içinde zorunlu olarak değişecekti. Burjuva hükümetlerden barışı imzalamalarını ya da "halkların barış iradesini göstermeleri"ni vb. "istemek" ile yetinen herkes, gerçekte reformizme doğru kayar. Çünkü, nesnel olarak, savaş sorunu kendini ancak devrimci planda koyar.
Savaştan çıkmak ve zorla dayatılmamış demokratik bir barış imzalamak için; "savaş sonucu" zenginleşmiş bulunan kapitalist baylara ödenecek, milyarlarla ölçülen kazanç payları köleliğinden halkları kurtarmak için, proleter devrimden başka çıkış yolu yoktur.
Burjuva hükümetlerden çok çeşitli reformlar istenebilir ve istenmelidir de; ama bir kuruntucu, bir reformist olmadıkça, emperyalist sermayeye binlerce bağla bağlanmış bulunan bu adamlar ve bu sınıflardan, bu bağları koparmaları istenemez. Oysa, bu kopma olmadıkça, savaşa karşı savaş üzerindeki bütün sözler, boş ve aldatıcı sözlerden başka bir şey değildirler.
"Kautskiciler", "merkez" sözde devrimci, gerçekte reformisttirler; sözde enternasyonalist, gerçekte sosyal-şovenizmin suç ortaklarıdırlar.
ZİMMERWALD ENTERNASYONALİ BAŞARISIZLIĞA UĞRADI
III. ENTERNASYONALİ KURMAK GEREKİR
17. Zimmerwald Enternasyonali daha başlangıçta, kararsız, "kautskici", "merkezci" bir tutum aldı, ve bu da zimmenvald solunu hemen onunla dayanışmadan vazgeçme, ondan ayrılma, ve (İsviçre'de Rus, Alman ve Fransız dillerinde basılmış) kendi öz bildirgesini yayınlama zorunda bıraktı.
Zimmerwald Enternasyonalinin başta gelen kusuru, başarısızlık nedeni (çünkü o ideolojik ve siyasal bakımdan başarısızlığa uğramış bulunmaktadır), bütün öbür sorunları pratik olarak belirleyen esas sorundaki: sosyal-şovenizmden [sayfa 63] ve La Haye'de (Hollanda) Vandervelde ve Huysmans vb. tarafından yönetilen eski sosyal-şoven enternasyonalden bütün bütüne kopma sorunundaki dalgalanmaları ve kararsızlığıdır.
Zimmerwald çoğunluğunu oluşturanların kaııtskicilerin ta kendileri oldukları bizde henüz bilinmiyor. Bununla birlikte bu, göz önünde tutulması gerekli olan ve şimdi Batı Avrupa'da herkesin bildiği çok önemli bir olgudur. Hatta aşırı-şoven Chemnitzer Zeitung'un yöneticisi ve Parvus'ün aşırı-şoven Die Glocke'sinin[47] yazarı şoven, Alman ultra-şoveni Heilmann bile (Heilmann, kolayca anlaşılacağı gibi, "sosyal-demokrat" ve sosyal-demokrasinin "birlik"inin acar bir yandaşıdır), merkez ya da "kautskicilik" ile Zimmerwald çoğunluğunun aynı şey olduğunu açıkça kabul etme zorunda kaldı.
Oysa, 1916 sonu ile 1917 başı, bu olguyu kesinlikle tanıtladı. Kienthal Bildirgesi[48] tarafından sosyal-pasifizmin yargılanmasına karşın, tüm Zimmerwald sağı, tüm Zimmerwald çoğunluğu: 1917 ocak ve şubatındaki bir dizi bildirilerinde, Kautsky ve hempaları; Bourderon ve Merrheim, Fransa'da, sosyal-şovenler ile birlikte, sosyalist parti (aralık 1916) ve Genel Emek Konfederasyonunun (yani ulusal Fransız sendikaları örgütünün, gene 1916 aralığındaki) pasifist önergelerini oylayarak; tüm partinin sosyal-pasifist bir tutumu benimsediği ve Turati'nin kendisinin de "sendelediği" (elbette rastlantı sonucu değil) ve 17 Aralık 1916 günlü konuşmasında, emperyalist savaşı ülküleştiren milliyetçi sözler söylemeye değin gittiği İtalya'da Turati ve hempaları, sosyal-pasifizm içine düşmüştür.
Zimmerwald ve Kienthal başkanı Robert Grimm, 1917 ocağında, kendi partisinin sosyal-şovenleri (Greulich, Pflüger, Gustav Müller vb.) ile, gerçek enternasyonalistlere karşı bir blok kurdu.
Çeşitli ülkeler zimmerwaldçıları tarafından 1917 Ocak [sayfa 64] ve şubatında toplanan iki konferans sırasında, Zimmerwald çoğunluğunun bu ikili ikircil oyunu, birçok ülkenin sol enternasyonalistleri: Uluslararası Gençler Örgütü sekreteri ve iyinin iyisi enternasyonalist bir gazete olan Internationale des Jeunes'in[49] yöneticisi Münzenberg; partimizin Merkez Komite temsilcisi Zinovyev; Polonya Sosyal-Demokrat Partisinden ("Ulusal Büro") K. Radek; "Spartaküs" grubu üyesi, Alman sosyal-demokrat Hartstein tarafından, kesin olarak damgalandı.
Rus proletaryasına çok şey verilmişti; dünyanın hiç bir yerinde işçi sınıfı henüz Rusya'da olduğu kadar devrimci gözü peklik gösteremedi. Ama çok şey verilmiş olandan, çok şey istenecektir.
Zimmerwald batağına daha çok hoşgörü gösterilemez. Zimmerwald "kautskicileri" nedeniyle, Plehanov ve Scheidemann'ların şoven enternasyonali ile daha uzun zaman yarı-bağlılık içinde kalınamaz. Bu enternasyonalden hemen kopmak gerekir. Zimmerwald'de yalnızca gözlemci olarak kalmak gerekir.
Gecikmeden yeni bir enternasyonal, devrimci, proleter bir enternasyonal kurmak, açıkça bize, açıkça bugünkü güne düşüyor; daha doğrusu, bu enternasyonalin zaten kurulmuş olduğunu ve çalıştığını açıkça ilân etmekten çekinmemeliyiz.
Yukarda saymış bulunduğum "gerçek enternasyonalistler"in enternasyonalidir bu. Onlar, ve yalnızca onlar, devrimci enternasyonalist yığınların, bozucuları değil, temsilcileridirler.
Bu sosyalistlerin sayıları azdır. Ama her Rus işçisi, 1917 şubat-mart devriminin öngününde, Rusya'da bilinçli çok devrimci olup olmadığını kendi kendine bir sorsun.
Önemli olan sayı değil, gerçekten devrimci proletaryanın siyaset ve fikirlerinin doğru dışavurumudur. Asıl önemli olan enternasyonalizmi "ilân etmek" değildir; asıl önemli [sayfa 65] olan, en güç zamanlarda, gerçek enternasyonalistler olmasını bilmektir.
Uluslararası anlaşmalar ve kongreler üzerine kuruntuya kapılmayalım. Emperyalist savaş sürdükçe, uluslararası ilişkiler, emperyalist burjuvazi tarafından uygulanan askerî diktatörlüğün demirden mengenesi içinde sıkışıp kalırlar. Eğer 2 nolu hükümet olan işçi vekilleri sovyetini hoşgörü ile karşılama zorunda bulunan "cumhuriyetçi" Milyukov bile, 1917 nisanında, partisinin sekreteri, enternasyonalist, Zimmerwald ve Kienthal'e katılan isviçreli sosyalist Fritz Platten'e, her ne denli bir Rus kadını ile evli olan bu adam, karısının akrabalarını ziyarete gelmiş, her ne kadar Riga'da 1905 devrimine katılmış, bundan ötürü bir Rus hapishanesine atılmış ve hapisten salıverilmek için, çarlık hükümetine, onun ödenmesini istediği bir inanca akçesi ödemişse de, Rusya'ya girme izni vermemiş ise, - eğer, diyorum, "cumhuriyetçi" Milyukov 1917 nisanında Rusya'da bu biçimde davranabilmiş ise, burjuvazinin ilhaksız barış vb. üzerindeki vaat ve inancalarının, söz ve bildirimlerinin kaç para ettikleri kolay anlaşılır.
Ya Trotski'nin İngiliz hükümeti tarafından tutuklanması? Ya Martov'un İsviçre'den ayrılmasına izin verilmemesi, onu, kendisini Trotski'nin yazgısının beklediği İngiltere'ye çekmek için çevrilen dolaplar?
Kuruntuya kapılmayalım. Kendimizi aldatmayalım.
Stockholm'den bile, bize ne enternasyonalizme bağlı sosyalistlerin, ne de hatta, yırtıcı bir askerî sansürün varlığına ve onun sağladığı bütün olanaklara karşın, onların mektuplarının hile gelmesine izin verilmediği tanıtlanmış bulunduğuna göre, uluslararası konferans ya da kongreleri "beklemek", enternasyonalizme ihanet etmek demektir.
Partimiz "beklememeli"dir; hemen III. Enternasyonali kurmalıdır; Almanya ve İngiltere'de hapse atılmış bulunan yüzlerce sosyalist o zaman rahat bir soluk alacaklardır; [sayfa 66] grev ve gösterileri bugün şu sefil, şu dalavereci Guillaume'u tir tir titreten binlerce ve binlerce Alman işçisi, yasadışı gazetelerde, kararımızdan haberdar olacaklardır; Karl Liebknecht'e, ve yalnızca ona nasıl kardeşçe bir güven beslediğimizi bileceklerdir; bizim, "devrimci aşırıcılık"a karşı, şimdi de savaşım verme irademizi öğreneceklerdir; ve bu da onları devrimci enternasyonalizmlerinde doğrulayacaktır.
Çok verilenden, çok istenecektir. Dünyanın hiç bir ülkesinde bugün Rusya'daki kadar özgürlük yoktur. Bu özgürlükten, burjuvazinin ya da burjuva "devrimci aşırıcılık"ın desteklenmesini öğütlemek için değil, ama hem sosyal-şoven döneklerin, hem de kararsız "merkezci"lerin yenilmez düşmanı olan III. Enternasyonali, çekinmeden, dürüstçe, proleter olarak, Liebknecht'e yaraşır biçimde kurmak için yararlanalım.
18. Bu söylenenlerden sonra, Rusya'da sosyal-demokratların birleşmesinin söz konusu olamayacağını tanıtlamak için uzun söylevlere hiç bir gereksinme yok. Liebknecht gibi ikiye bölünmüş kalmak. Örgütlenme Komitesi partisi ile, Raboçaya Gazeta'da Potresov'la blok kurmayı hoş gören, işçi vekilleri Sovyeti Yürütme Komitesinde ödünç (istikraz) lehinde oy veren,[50] "aşırıcılık" içine batan Çheydze ve Çereteli ile birleşme fikrini bir an bile kabul etmekten iyidir - çünkü devrimci proletarya ile kalmak demektir bu.
Bırakalım ölüler kendi ölülerini gömsün. Kararsızlara yardım etmek isteyen herkes, ilkin kendisi duraksamaktan vazgeçmeli.
BİLİMSEL BAKIMDAN DOĞRU OLMAK VE PROLETARYANIN
SİYASAL BİLİNCİNİ AYDINLATMAK İÇİN PARTİMİZİN
ADI NE OLMALI?
19. Şimdi son soruna, partimizin adı sorununa geliyorum. Marx ve Engels'in yapmış bulundukları gibi, kendimizi [sayfa 67] Komünist Partisi olarak adlandırmalıyız.
Marksist olduğumuzu ve temel olarak Komünist Manifesto'yu aldığımızı bir kez daha ilân etmeliyiz. Komünist Manifesto, sosyal-demokrasi tarafından başlıca iki noktada bozulmuş ve ihanete uğramıştır: 1. İşçilerin yurdu yoktur: emperyalist savaşta "yurdu savunmak" demek, sosyalizme ihanet etmek demektir; 2. marksist devlet teorisi, II. enternasyonal tarafından çarpıtılmıştır.
"Sosyal-demokrasi" adlandırması, Marx'ın birçok kez, özellikle 1875'te Gotha Programının Eleştirisi'nde göstermiş olduğu, ve Engels'in de 1894'te daha popüler bir açıklamasında[51] yinelemiş bulunduğu gibi, bilimsel bakımdan doğru değildir. İnsanlık, kapitalizmden, doğrudan doğruya ancak sosyalizme, yani üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyeti ile ürünlerin herkesin emeğine göre bölüşümüne geçebilir. Bizim partimiz daha uzağı görüyor: sosyalizm, kaçınılmaz olarak, yavaş yavaş, bayrağı üzerinde: "Herkesten yeteneklerine göre, herkese gereksinmelerine göre" yazan komünizme dönüşecektir.
Birinci kanıtım, bu.
Ve işte ikincisi: adımızın ikinci bölümü de (sosyal-demokrat), bilimsel bakımdan doğru değildir. Demokrasi, devlet biçimlerinden biridir. Oysa, biz marksistler, biz her türlü devlete karşıyız.
İkinci Enternasyonal (1889-1914) önderleri, B. Plehanov, Kautsky ve benzerleri, marksizmi alçalttılar ve bozdular.
Marksizm, anarşizmden sosyalizme geçmek için bir devletin zorunluluğunu kabul etmesi ile ayrılır, ama (ve onu Kautsky ve hempalarından işte bu ayırır) 1871 Paris Komünü gibi, 1905 ve 1917 işçi vekilleri Sovyetleri gibi bir devlet, yoksa alışılmış tipteki burjuva demokratik cumhuriyet gibi bir devlet değil.
Üçüncü kanıtım: yaşam, devrim, terimin gerçek anlamında bir devlet olmayan bu yeni "devlet"in ta kendisini, [sayfa 68] henüz kararsız bir biçim altında da olsa, gerçekte ülkemizde daha önce yaratmış bulunmaktadır.
Bu daha şimdiden yalnızca bir önderler teorisi değil, yığınların pratik etkinliğine bağlı bir sorundur.
Devlet, sözcüğün tam anlamıyla, halktan ayrı, silahlı insan müfrezeleri tarafından yığınlar üzerinde uygulanan buyurganlık demektir.
Bizim doğmakta olan yeni devletimiz de bir devlettir, çünkü bize silahlı insan müfrezeleri gerek, bize sıkı bir düzen gerek, bize, çarcı olduğu kadar guçkovcu tüm karşıdevrim girişimlerini acımasızca bastırmak için zor kullanmak gerek.
Ama bizim doğmakta olan yeni devletimiz, sözcüğün tam anlamıyla daha şimdiden artık bir devlet değildir, çünkü Rusya'nın birçok yerinde bu silahlı insan müfrezeleri, yığının kendisidir, tüm halktır, yoksa halkın üstünde, ondan ayrı, ayrıcalıklı, pratik olarak görevden geri alınamaz biri değil.
Geriye, eski kralcı yönetim örgenlikleri, polis, ordu, bir memurlar kastı aracıyla burjuvazinin egemenliğini pekiştirmeye çalışan alışılmış burjuva tipteki demokrasiye doğru değil, ileriye bakmak gerek.
İleriye, doğmakta olan, daha şimdiden bir demokrasi olmaktan çıkan, -çünkü demokrasi, halk egemenliği demektir, ve silahlı halk kendi kendisi üzerinde egemenlik uygulayamaz- yeni demokrasiye doğru bakmak gerek.
Demokrasi terimi, komünist partiye uygulandığı zaman, yalnızca bilimsel açıdan doğru olmamakla kalmaz. Bugün, 1917 martından sonra, bu terim, devrimci halkın gözlerine takılmış, onu yeniyi özgürce, çekinmeden ve kendi öz girişkenliği ile yapmaktan, yani "devlet" içinde tek iktidar olarak, her türlü devletin "solmasının" habercileri olarak işçi, köylü ve başkalarının vekilleri sovyetlerini örgütlemekten engelleyen bir gözbağı demektir.
Dördüncü kanıtım: sosyalizmin tüm dünyadaki nesnel [sayfa 69] durumunu hesaba katmak gerek.
Bu durum artık 1871-1914'teki, Marx ve Engels'in, doğru olmayan, oportünist "sosyal-demokrasi" terimine bile bile boyun eğdikleri dönemdeki durum değil. Çünkü, o dönemde, Paris Komününün yenilgisinden sonra, tarih, gündeme yavaş örgütlenme ve eğitim çalışmasını koymuştu. Gündemde başka bir madde yoktu. Anarşistler, teorik açıdan olduğu kadar iktisat ve siyaset konusunda da adamakıllı haksızdılar (ve gene de haksızdırlar). Dönem üzerine yanlış bir fikir besliyor, uluslararası durumu anlayamıyorlardı: oysa, İngiliz işçisi emperyalist kârlar yüzünden bozulmuş, Paris Komünü ezilmiş, burjuva ulusal hareket Almanya da daha yeni zafer kazanmış (1871), yarı-feodal Rusya yüzyıllık uykusunu uyumakta bulunuyordu.
Marx ve Engels, bu dönemin doğru bir değerlendirmesini verdiler; o zamanki uluslararası durumu, toplumsal devrimin yavaş bir hazırlık zorunluluğunu anladılar.
Biz de, yeni dönemin görev ve özelliklerini anlamasını bilelim. Marx'ın kendileri için: "Ejderha ektim, pire biçtim"[52] dediği o sözde-marksistlere öykünmeyelim.
Emperyalizm durumuna gelmiş kapitalizmin nesnel zorunluluğu, emperyalist savaşı doğurdu. Savaş, tüm insanlığı, uçurumun, tüm uygarlığın yıkıma uğramasının, barbarlığın kıyısına getirdi; milyonlarca yeni insanı ölüme sürüklemekle tehdit ediyor.
Proleter devrimden başka çıkış yolu yoktur.
Ve bu devrim başladığı, çekingen, güvensiz ilk adımlarını attığı, burjuvaziye karşı henüz bilinçsiz ve çok kanağan olduğu anda, "sosyal-demokrat" önderlerin, "sosyal-demokrat" parlamenterlerin, "sosyal-demokrat" gazetelerin -çünkü yığınlar üzerindeki etki araçları işte bunlardır- çoğu (doğrusu bu, bu bir olgu) sosyalizmi bıraktı, sosyalizmden döndü, "kendi" ulusal burjuvazilerinin saflarına geçti. [sayfa 70]
Yığınlar bu önderler tarafından şaşırtılmış, saptırılmış, aldatılmışlardır.
Ve biz, II. Enternasyonalin kendisi kadar çürümüş bulunan günü geçmiş eski adlandırmayı korumakla, bu yutturmacayı yüreklendirmiş, onu kolaylaştırmış oluruz!
"Birçok" işçi, sosyal-demokrasiyi istediği kadar iyi anlamda anlasın! Ama öznel ile nesnel arasında ayrım yapmayı öğrenmenin zamanıdır.
Öznel olarak, bu sosyal-demokrat işçiler, proleter yığınların candan yürekten bağlı yol göstericileridirler.
Ama dünyadaki nesnel durum öyledir ki, partimizin eski adı yığınların aldatılmasını kolaylaştırır, ileriye doğru hareketi engeller. Çünkü, yığın her adımda, her gazetede, her parlamenter bölüntüde, önderleri, yani sözü en iyi dinlenen, davranışı çok uzaktan görülen adamları görür; ve onların hepsi "kendileri de sosyal-demokrat"tırlar, hepsi sosyalizm dönekleri sosyal-şovenler ile "birlikten yana"dırlar; hepsi "sosyal-demokrasi" tarafından eskiden çekilmiş poliçeleri ödetmeye çalışırlar...
Ya karşı kanıtlar?... "Bizi anarşist komünistler ile karıştıracaklar"...
Peki, Fransız Cumhuriyetinin bütün burjuva partileri içinde, yığınları burjuvazi yararına aldatma sanatında en ileri gitmiş ve en uzmanlaşmış olan ulusal sosyalistler, liberal sosyalistler ya da radikal-sosyalistler ile karıştırılmaktan neden korkmuyoruz?... "Yığınlar kendi sosyal-demokrat partilerine alışmışlardır, işçiler bu partiye 'bağlıdırlar"...
İşte tek kanıt, bu. Evet, ama, bu kanıt ne marksist bilimi hesaba katıyor, ne yarın devrimin karşısına çıkacak görevleri, ne sosyalizmin bütün dünyadaki nesnel durumunu, ne II. Enternasyonalin yüz kızartıcı iflasını, ne de proleterleri çevreleyen "kendileri de sosyal-demokrat" sürüler tarafından davaya pratik olarak verilen zararı. [sayfa 71]
Göreneğin kanıtı, aşırı uyuşukluğun kanıtı, durgunluğun kanıtı bu.
Oysa biz dünyayı yeniden kurmak istiyoruz. Yüz milyonlarca insanın sürüklendiği, yüzlerce ve yüzlerce milyonlarla ölçülen sermaye çıkarlarının karıştığı emperyalist dünya savaşına, insanlık tarihinin şimdiye değin gördüğü devrimlerin en büyüğü olan proleter devrim gerçekleştirilmedikçe, gerçekten demokratik bir barış ile bitirilmesi olanaksız olan savaşa son vermek istiyoruz biz.
Ve biz kendi kendimizden korkuyoruz. "Sevdiğimiz", "alıştığımız" kirli gömleğimizden ayrılamıyoruz!...
Kirli gömleği atmanın zamanıdır, temiz çamaşır giymenin zamanıdır.
Broşürüm, iktisadî bozukluk ve Petersburg basımevlerinin kötü çalışması sonucu eskidi. 10 Nisan 1917'de yazılmış olduğu halde, bugün, 28 mayıs, hâlâ yayımlanmadı!
Bu broşür, partimizin, Rusya Sosyal-Demokrat Bolşevik işçi Partisinin Konferansı öngününde, fikirlerimin propagandası için platform taslağı olarak yazılmıştı. Daktiloda yazılmış ve konferans öncesinde ve konferans sırasında parti üyelerine dağıtılmış bulunan bir broşür, her şeye karşın rolünü kısmen oynamıştır. Ama o zamandan beri, 24-29 Nisan 1917 günlerinde konferans toplandı,[53] kararları uzun zaman önce yayımlandı (Soldatskaya Pravda'nın[54] 13. sayısı ekine bakınız), ve dikkatli okur broşürümün çoğu kez bu kararların ilk taslağı olduğunu saptamakta hiç bir güçlük çekmeyecektir.
Artık bana, bu broşürün, bu kararlar ile ilişkili olarak, açıklama niteliğiyle gene de yararlı olacağı umudunu dile [sayfa 72] getirmek, ve sonra iki nokta üzerinde durmaktan başka bir şey kalmıyor.
Broşürün 27. sayfasında,[55] Zimmerwald'de ancak gözlemci olarak kalmayı öneriyorum. Konferans bu nokta üzerinde beni izlemedi, ve ben de enternasyonale ilişkin karara karşı oy verme zorunda kaldım. Bundan böyle konferansın bir yanlışlık yaptığı, ve bu yanlışlığın olayların gidişi tarafından çok geçmeden düzeltileceği açıktır. Zimmerwald'de kalarak, III. Enternasyonalin kuruluşunu geciktirmeye (istemeyerek de olsa) katkıda bulunuyoruz; artık ideolojik ve siyasal bakımdan ölmüş bulunan Zimmerwald'in temsil ettiği bu prangaya bağlı kalarak III. Enternasyonali dolaylı biçimde engelliyoruz.
Partimizin, tüm dünyanın bütün işçi partileri karşısındaki durumu bugün öyledir ki, III. Enternasyonali hemen kurma zorunda bulunuyoruz. Bu işi bugün bizden başka kimse yapamaz, ve her türlü savsaklama da zararlıdır. Eğer biz Zimmerwald'de yalnızca gözlemci olarak kalmış olsaydık, III. Enternasyonali kurmak için ellerimiz hemen özgür kalırdı (bir yandan da, koşullar uygun olduğu ölçüde, Zimmerwald'den yararlanacak durumda olurduk).
Oysa şimdi, konferans tarafından yapılan yanlışlık yüzünden, hiç değilse 5 Temmuz 1917'ye değin (Zimmerwald Konferansının toplanmaya çağrıldığı tarih; eğer yeniden ertelenmezse ne mutlu! Daha önce bir kez ertelenmişti...) eli kolu bağlı bekleme zorundayız.
Ama konferanstan sonra Partimiz Merkez Komitesi tarafından oybirliği ile alınmış, ve 12 mayıs günlü Pravda'nın 55. sayısında yayımlanmış bulunan karar, bu yanlışlığı yarı yarıya düzeltti: eğer bakanlarla görüşürse, Zimmerwald'den ayrılacağımız kararlaştırıldı. Uluslararası birinci "sollar" ("üçüncü eğilim", "gerçek enternasyonalistler", yukarda s. [sayfa 73] 23-25’e 23-25'e bakınız[56]) konferansını toplantıya çağırdığımızda, yanlışlığın öbür yarısının da çok yakında düzeleceği umudunu dışa vurmakta bir sakınca görmüyorum.
Üzerinde durulması gereken ikinci nokta, 6 Mayıs 1917 günü bir "koalisyon hükümeti"nin kurulmasıdır. İnsana broşür en çok, işte tam da bu noktada eskimiş gibi gelebilir.
Gerçeklikte, işte tam da bu noktada hiç mi hiç eskimemiştir. Broşür, her şeyi, on kapitalist bakana tutak (rehine) olarak altı bakan vermiş bulunan menşevikler ile narodniklerin ateşten korkar gibi korktukları bir sınıf tahlili üzerine oturtuyor. Ve her şeyi bir sınıf tahlili üzerine oturttuğu içindir ki, eskimemiştir, çünkü Çereteli, Çernov ve hempalarının hükümete girmesi, Petrograd Sovyeti tarafından kapitalistler hükümeti ile yapılan anlaşmanın yalnızca biçimini, o da çok küçük bir derecede değiştirmekten başka bir sonuç vermemiştir; oysa ben, broşürümde, 8. sayfada, "biçimsel bir anlaşmadan çok, fiilî bir desteğin söz konusu olduğunu"[57] özellikle belirtmiştim.
Çereteli, Çernov ve hempalarının, kapitalistlerin tutaklarından başka bir şey olmadıkları; "yenilenmiş" hükümetin, ne dış siyaset, ne de iç siyasette, tumturaklı sözlerden hiçbirini ne tutmak istediği, ne de tutabileceği her gün biraz daha açık bir duruma geliyor. Çernov, Çereteli ve hempaları siyasal bakımdan kendi kendilerini öldürmüşlerdir; kapitalistlerin yardımcıları olarak ortaya çıkmışlardır ve gerçekte devrimi engellemektedirler: Kerenski, yığınlara karşı zor kullanacak kadar ileri gitmiştir (broşürümün 9. sayfasına bakınız. "Guçkov henüz yığınlara karşı zora başvurma tehdidinden başka bir şey yapmıyor";[58] Kerenski ise bu tehditleri uygulamaya sürüklendi ...). Çernov, Çereteli ve hempaları, siyasal olarak, kendi ölüm kararları [sayfa 74] ile partilerinin, menşevik ve sosyalist-devrimci partilerin ölüm kararını imzalamış bulunuyorlar. Halk her gün bunu daha iyi anlayacak.
Koalisyon hükümeti, broşürümde kısaca tahlil edilmiş bulunan devrimimizin başlıca sınıf çelişkilerinin gelişmesinde bir evreden başka bir şey değildir. Böyle bir durum uzun zaman süremez. Ya geriye, tüm cephe üzerinde karşı-devrime doğru dönmek, ya ileriye, iktidarın başka sınıfların ellerine geçmesine doğru gitmek gerekecektir. Emperyalist savaş tüm dünyada kudurmuşçasına sürerken, devrim döneminde olduğu yerde kalmak olanaksızdır.
İlk kez, 1917 eylülünde
"Priboy" yayınlarında broşür
olarak yayımlanmıştır.
İmza: N. Lenin. [sayfa 75]