Viladimir İliç Lenin
Avrupa ve Rusya'daki Tarım Sorunu Konusunda Marksist Görüşler


V. İ. Lenin, "Tarım Sorunları-I" -Sol Yayınları- içinde Mayıs 1976'da Türkçe olarak yayınlanmıştır. [Sayfa numaraları ve Açıklayıcı Notlar bu kitaba aittir.]

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org








AVRUPA VE RUSYA'DAKÎ
TARIM SORUNU KONUSUNDA MARKSİST GÖRÜŞLER
[
64]


DERS PROGRAMI

      I. Ders. Tarım Sorununun Genel Teorisi. Kapitalist tarımın gelişmesi. Ticarî tarımın gelişmesinin farklı biçimleri ve tarımda çalışan ücretli işçiler sınıfının oluşumu. Marx'ın rant teorisi. Toprak sahipleri tarafından toplumdan zorla toplanan haracın varlığım (ünlü azalan verim yasası gibi) doğal yasalarla açıklamaya çabalayan sözde eleştiri okulunun (Bulgakov, Hertz, David, Çernov ve kısmen Maslov ve diğerlerinin) öğretilerinin burjuva niteliği. Tarım kapitalizminin çelişkileri.
      II. Ders. Tarımda Küçük ve Büyük-Ölçekli Üretim. Sözde eleştiri okulunun günümüzün toplumunda küçük üreticinin köleliğini örtme çabaları. Bu okul tarafından tamamıyla [sayfa 314] yanlış yorumlanan moriografik araştırmaların bir incelemesi. (H. Hecht, K. Klawki, Auhagen.)
      III. Ders. Devam. Baden anketi. Bu anketin sonuçlan ile marksist görüşlerin tam olarak doğrulanması. Alman tarım istatistiklerinin genel verileri. Büyük sermayenin latifundia tipi bozulması konusundaki masal. Tarımda makineleşme. Çeki hayvanları soyunun en büyük ölçüde bozulmasının orta-köylü ev yaşantısında [etkisi -ç.]. Tarımda kooperatifler; süt kooperatifleri hakkındaki 1895 yılı Alman genel istatistikleri. Tarım kooperatifleri ile sanayi tröstleri arasındaki biçimsel farklılık ve bu biçimsel farklılığın, tarım kooperatifleri ve sanayi tröstlerinin toplumsal ve ekonomik içerikleri açısından tam özdeşliklerini sözde eleştiri okulunun kavramasını engelleyişi.
      IV. Ders. Rusya'daki Tarım Sorununun Durumu. Narodnik dünya görüşünün ilkeleri ve bunun, tarım demokrasisinin (agrarian democracy) ilkel bir biçimi olarak tarihsel önemi. Köylülük sorununun başlıca önemi (köy komünü ve halk üretimi). Köylülüğün kır burjuvazisi ve kır proletaryası olmak üzere parçalanması. Kapitalist ekonomi sisteminin, angarya sisteminin yerini alması. Narodnik görüşlerin gerici niteliği. İçinde bulunduğumuz tarihsel anın gerektirdikleri: kırsal alanlarda serflik düzeninin kalıntılarının yokedilmesi ve sınıf mücadelesinin serbestçe gelişmesi.
     

BİRİNCİ DERSİN ÖZETİ
      GENEL TEORÎ

      Marx'ın kapitalist üretim biçiminin gelişmesi konusundaki teorisi tıpkı sanayide olduğu gibi tarımda da geçerlidir. Kapitalizmin temel nitelikleri ve tarım ile sanayideki farklı biçimleri, birbirine karıştırılmamalıdır.
      Tarımda kapitalist sistemi oluşturan sürecin kendine özgü biçimlerini ve karakteristik temel özelliklerini inceleyelim. [sayfa 315] Bu sürecin ortaya çıkışının iki nedeni vardır: 1) meta üretimi, ve 2) ürünün değil ama işgücünün bir meta olduğu gerçeği. Bu işgücü alışverişin içine çekilip alındığı zaman üretimin tümü kapitalist nitelik kazanır ve kendine özgü bir sınıf, proletarya yaratılır. Tarımda meta üretimin büyümesi ve ücretli emeğin gelişmesi, sanayide olduğundan çok daha farklı bir biçimde yer alır ve bu nedenle burada, Marx'ın teorisinin uygulanması yanlış gibi görülebilir; bununla birlikte, tarımın kapitalistleşme biçimini bilmek gerekir. Bu sonuca ulaşabilmek için ilkönce iki olguyu belirlemek zorunludur:
      I. — Ticarî tarım nasıl gelişmektedir? ve
      II. — îşçi sınıfının oluşumu kendisini nasıl göstermektedir?
      I. — Bu sürecin başlıca özelliği, sanayideki nüfusun hızlı büyümesi ve ürünlerin pazarda satılmasıdır. Dolayısıyla, meta tarımının yaygın bir biçimde gelişmesi için tarım-dışı bir nüfusun yaygın olarak büyümesi gereklidir. Bu süreç farklı biçimler gösterir ve tahıl ithalât ve ihracatı yapan ülkelerde gözlenmelidir. Sanayideki nüfusun hızlı büyümesi, kendi yönünden, sanayi ülkelerinde tahıl kıtlığı yaratır, yani teknolojik sistem değişmeden kaldığı takdirde tahıl ithal etmeksizin idare etmeyi olanaksız hale getirir. Toprağın özel mülkiyeti altında tahıl için giderek büyüyen talep, tekel fiyatlarının oluşumuna yol açar.
      Bu, rantın açıklanması açısından önemlidir.
      Ticarî tarımın oluşum sürecinin kendisi, kesinlikle fabrika sanayiindeki gibi işlemez: sanayide bu süreç basit ve doğrudan bir tarzda yer alır, tarımda ise farklı bir duruma tanık oluruz: ticarî Ve ticarî-olmayan tarımın karışımının egemenliği. Burada birbirinden farklı biçimlerin bir araya gelişini görüyoruz. Aslında, belli bir bölgede tek bir ürün pazara götürülür. Toprakbeyinin topraklarından ve özellikle köylünün toprağından üretim, bir yandan meta üretimi [sayfa 316] olurken, öte yandan tüketici niteliğini korur.
      Para elde etme zorunluluğu, doğal ekonomiden ticarî ekonomiye geçişi doğurur. Sadece Batı-Avrupa'da değil, ama aynı zamanda Rusya'da da, paranın gücü, köylülerin omuzlarım çökertmektedir. Zemstvo istatistikleri, ataerkil ekonominin kalıntılarının halen çok güçlü olduğu yerlerde bile köylünün pazara bağımlılığının çok büyük oranlara ulaştığım göstermektedir.
      II. — Ücretli işçiler sınıf mm oluşum süreci, köylülüğün iki gruba bölünmesini içerir: 1) tarıma bir sanayi olarak bakan çiftçiler, ve 2) ücretli işçiler. Bu süreç sık sık köylülüğün farklılaşması olarak tanımlanır. Özel olarak Rusya'da bu süreç çok açık bir biçimde oluşmuştur. 'İktisatçılar" bu süreci feodal sistem dönemlerinden bu yana izlemişlerdir.
      Oluşumun kendine özgü nitelikleri.
      Bu süreç düzenli bir tarzda yürümemiştir. Bir ücretli işçiler sınıfının doğuşunun yanısıra, ataerkil sistemin varlığını ve yeni kapitalist sistemin oluşumunu görüyoruz. Ücretli işçiler sınıfı, şu ya da bu şekilde toprak ile ilişkili durumdadır: sonuç olarak bu sürecin biçimleri çok çeşitli olacaktır.
     

KAPİTALİST TARIMIN EGEMENLİĞİ
     
      R a n t

     
      Kapitalist bir ülkede yaşayanlar üç sınıfa ayrılmıştır: 1) ücretli işçiler, 2) toprak sahipleri ve, 3) kapitalistler. Sistemin incelenmesinde, bu kesin ayrımın henüz var olmadığı, kendine özgü, yerel özelliklerin ihmal edilmesi zorunlu olacaktır.
      Marx'a göre, bir ürün, başlıca, gerekli-ürün ve artı-ürün olmak üzere ayrılır. Bu artı-ürünün belli bir bölümü, toprak rantını, yani sermaye üzerinden ortalama kâr çıkarıldıktan sonra geriye kalanı içerir. Gelişmiş bir kapitalist ülkede, [sayfa 317] ortalama kâr, kapitalistler arasında, artı-ürünü, işçilerin sayısı ile orantılı olarak değil, belli bir girişime yatırılan sermayenin toplam miktarı ile orantılı olarak paylaştıran rekabetin etkisi altında oluşur.
      Ortalama kârın oluşum süreci, Marx tarafından Kapital‘in III. cildinde incelenmiştir. Sermaye, verimlilikleri farklı olan topraklar için birbirinden farklı kârlar getirecektir; daha kısır olan toprak daha az, daha iyi olan toprak daha fazla, ek kâr getirecektir.v (Rant teorisi Marx'tan önce Ricardo tarafından kurulmuştur.) Tahıl pazar inin tekel fiyatları ve genel tahıl kıtlığı nedeniyle, fiyatlar, en kısır olan toprak parçası tarafından belirlenir. Marx'a göre, daha kısır olan ve daha uzak bir yerleşime sahip olan toprağa oranla daha iyi olan ya da pazara daha yakın bir yerleşime sahip olan topraktan alınan fazladan kâra, farklılık rantı (diferansiyel rant) adı verilir.
      Rant, toprak sahipleri tarafından çiftçilerden alınır.
      Fazla-kârın çeşitli miktarları iki çeşittir: 1) verimliliğin farklılığına bağlı olan kâr, ve 2) sermayenin farklı uygulanmasına bağlı olan kâr. Dahası var. Toprağın özel olarak ekiliş tekeline ek olarak, toprağın özel mülkiyet tekeli vardır: toprağın sahibi, tahıl fiyatı yükselinceye dek, toprağını, çiftçiye vermeyebilir ve daha sonra bir başlangıç tekeli olan mutlak rantı alır. Bu: 1) saf bir tekel olabilir (bu durumda, kesin olarak söylemek gerekirse, buna rant dememek gerekir), 2) mutlak rant, aşağıdaki olay nedeniyle tarım sermayesinden gelen fazla-kârdan alınabilir. Tarımda, teknik araç-gereçlerin daha fakir olması açısından, değişen sermayenin [değişmeyen sermayeye göre — ç.] payı (ki kârı yaratan odur) sanayide olduğundan daha yüksektir. Bu nedenle, kârın payı da, aynı şekilde, tarımda, sanayiden daha yüksek olacaktır. Bununla birlikte, toprak sahipliği tekeli, tarımdaki yüksek kâr ile sanayideki düşük kârın aynı düzeye getirilmesini engeller. Ve sözcüğün tam anlamıyla mutlak rant, [sayfa 318] düzeyi ayarlanmamış olan yüksek tarımsal kârdan alınır. Mutlak rantın kaynağı, daha yüksek olan tahıl fiyatlarıdır, öte yandan, farklılık rantı üründen alınır. Yeni ülkelerin etkin biçimde ticarete sokulmasıyla karakterize olan son yıllar, bir bunalıma yol açmıştır.
      Toprağın fiyatı, hesaplanmış olan, beklenen ranttır. Bu nedenle, belli bir sermayeden elde edilen gelir olarak işlem görür. Toprak satın alınması için harcanacak sermaye, ortalama bir rant geliri getirir. Sonuç olarak, sanayiin hızlı gelişmesi, Avrupa'da, rantı, büyük ölçüde enflasyona uğratmış ve oturtmuştur.
      Maslov'un, yakın zamanlarda Rusya'da Tarımın Gelişme Koşulları başlığı altında yayımlanan kitabının büyük bir bölümü, rant teorisiyle ilgilidir ve bu sorun konusunda, Maslov, tamamen yanlış bir görüşaçısına bağlanmakta ve Bay Bulgakov ve diğerleri gibi sözde Marx’ın "eleştirmenler"! olan burjuvaların tezlerini yinelemektedir. Marx, eski İngiliz ekonomi politiğinin bu sorunu çok basit bir açıdan ele aldığını ortaya koydu; sorun, özel tarihsel koşulları yaratan bir süreç olarak değil, ama doğal koşulları yaratan bir süreç olarak ele alındı ve bu nedenle şu sonuca ulaşıldı: rant, daha iyi toprak parçalarından daha kısır olanlara geçiş zorunluluğu nedeniyle oluşmuştur. Bununla birlikte ilerlemeler kaydedildikçe, bunun tersi yönünde değişimler de yer alabilir. Eleştirmenler Marx'tan burjuva ekonomisine doğru geri çekilmişlerdir.
      Rant teorisi konusundaki başka bir dargörüş ise, farklılık rantının oluşumunu yöneten yasa ile tek ve aynı toprak parçası üzerinden elde edilen kârların azaldığını iddia eden azalan verim yasasını birleştiren görüştür. Ricardo, daha iyi toprak parçalarından, daha kısır olanlara doğru geçişi, giderek artan miktarlarda sermaye uygulamanın olanaksızlığı ile açıklamaktadır. Bütün diğer sorunlar konusunda bir marksist olarak kalmak isteyen Maslov gibi, bütün Rus [sayfa 319] "eleştirmenler", azalan verim yasasının savunmasını üstlenmişlerdir. Ama bu teorinin savunması yönündeki tezler, zekice düşüncelerden öteye gitmemiştir. Örneğin, bunlardan birisi, bu teori tanınmayacak olursa bir toprak parçasının veriminin bütün bir devleti doyurmaya yeterli olduğunu kabul etmenin gereğini iddia etmektedir.
      Marx bu teoriye karşı mücadele etmiştir. Bu teori, sermaye harcamasına karşı aritmetik bir yaklaşım benimsemekte ve genel ekonomik koşulları önemsemediğinden hataya düşmektedir. Eğer daha büyük sermaye miktarlarının uygulanmasının daima olanaklı olduğunu varsayarsak, o zaman bu teori doğru olabilirdi, ama bu, sistemlerin dönüşmesini öngörmektedir. Ama, tarım sistemleri çok uzun zaman süregelirler, bu ise sermayenin uygulanmasını belirli sınırlar içine hapseder. Teknikler değişmediği takdirde, sermayenin daha ileri uygulaması olanaksızdır ya da dar sınırlar içinde olanaklıdır. Marx, sanayide de üretimin belli bir toprak parçası üzerinde sonsuza dek gelişemeyeceğini belirtti: eğer belli bir alanı, bir girişim ele geçirmişse ve bu alanın geliştirilmesi isteniyorsa, o zaman, onun genişletilmesi gerekir. Öte yandan eğer toprak rasyonel olarak ekilmiş ise, bu, ancak üretimi geliştirir ve bu nedenle Mar!x, böyle bir toprağın kullanımının, bir dezavantaj olmanın ötesinde, tam tersine, kârlı olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Kesinlikle bu "eğer", Marx'ın teorisine karşı çıkanlarca gözden uzak tutulmuştur. Sonuçta, sözde bir marksist olan Maslov, bu sorun üzerindeki görüşleriyle birçok kimseyi yanlışa yöneltebilir. Kitabı, günümüzde raslanan bir eğilimin sayısız örneklerinden birisidir, îleri gitmek yerine geriye gitmek.
      Tarımsal nüfusta mutlak bir gerileme vardır, ama tarımsal nüfus ilerleme kaydetmektedir. 19. yüzyılda bu ilerleme, meta üretiminin büyümesi ile sıkı sıkıya bağıntılı idi. Günümüzde ise, nüfusun farklılaşmasında, tarımda rekabetin gelişmesinde ve onun için pazar yaratılmasında kendini gösteren, [sayfa 320] kapitalist sistemin başlıca özelliklerinden birisini doğurur. Bu ilerleme, tarımın gelişmesi doğrultusunda güçlü bir dürtüde bulunmuştur ama bu ilerlemenin her adımı, yeni bilimsel tarımın üretici güçlerinin tümünün kullanılmasını olanaksız kılan çelişkilerin doğuşu ile birlikte yürür. Toprağın üretici güçlerinin bol miktarda kullanım ile birlikte giden büyük-ölçekli üretimi ve rekabeti, kapitalizmi yaratır. Nüfusun kentlerde birikmesi, nüfusları azalan bölgeler ve anormal bir metabolizma yaratır. Toprağın ekilmesi gelişmemiştir ya da olması gerektiği kadar gelişmemiştir.
      Sosyalist eleştirmenler çok uzun zaman önce (Marx) bu olguya dikkatlerini yöneltmişlerdi. Burada, Rusya'da, Bay Hertz ve sonraları Bulgakov, Çernov ve Struve Beyler, Liebig'e dayanan Marx'ın teorisinin zamanının geçmiş olduğunu iddia ettiler. "Eleştirmenlerdin bu düşüncesi epey hatalıdır. Kapitalizmin, toprağın kullanımı ile toprağın gübrelenmesi arasındaki dengeyi (kent ile köyün birbirinden ayrılmasının rolünü) altüst .ettiği kuşkusuzdur. Marksist teorinin kendisinden çok "eleştirisi ile ilgilenen birçok yazarın kendi verileri kendilerini yalanlamaktadır. Nossig bir örnektir. Onun verilerine bakılacak olursa, toprağın üretici güçleri tekrardan yerine konulmaz, toprak kendisinden alınanı geri almaz gibi görünebilir. Hem doğal ve hem de yapay gübre gerekmektedir. Hektar başına kullanılan ortalama 60.000 kilo gübrenin üçte-birinin doğal gübre olması gereklidir, ama yürürlükteki tarım düzeyinde bunu sağlamak olanaksızdır.
      Dolayısıyla kapitalizmin tarıma etkisini şöyle açıklayabiliriz:
      Kapitalizm, ücretli işçinin özgürlüğünü talep eder ve eski kölelik biçimlerinin tümünü siler süpürür. Ama tarımda çalışan ücretli işçilerin sömürüsü devam eder. Onların sömürüsü daha da artar ve bu artan sömürü daha büyük bir mücadele gereğini yaratır.
      Kapitalizm, toprağın sahibi tarafından alınan haracı, [sayfa 321] farklılık rantının ve mutlak rantın büyüklüğünü muazzam bir ölçüye yükseltmiştir, Yükselen rant, tarımın daha ileri dereceli gelişmesini engellemektedir. [sayfa 322]
     


      Şubat 1903'te yazıldı.
      İlk kez 1932"de Lenin Derlemesi XIX'da yayınlandı.
      Collected Works
, c. 6, s. 337-360










Açıklayıcı Notlar

[64] Bu yapıt, tanm sorunu konusunda ders programından ve Paris'teki Sosyal Bilimler Rus Yüksek Okulunda, Şubat 1903'te, Lenin tarafından verilen ilk dersin ana hatlarını içermektedir. Bu okul, yurt dışında yaşayan ve legal olarak çalışan Rus öğrencüeri içlin 1901'de kurulmuştu. Okulu kuranlar, devrimci marksistleri sevme­diklerini, narodniklerin ve sosyalist-devrimci partinin temsilcilerine ise yakınlık duyduklarını göstermişlerdir. Ama tanm sorunu konu­sunda bir teorisyen olarak Lenin'in prestiji o kadar yüksekti ki, okulun profesörler konseyi, "Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi ve Ekonomik İncelemeler adlı legal kitapların yazan, bu pek ünlü marksist VI. İİyin"i, tarım sorunu konusunda ders vermek üzere çağırmaya karar vermişti.
      Lenin, vereceği derslerin programını çok önceden taslak haline getirmiş ve dersi başlatmadan önce bu programı sunmuştu. Bu yapıtta yer alan birinci dersin özeti, ders sırasında okul öğrenci­lerinden biri tarafından not edilmiş ve sonradan Lenin tarafından gözden geçirilmişti.





Sayfa başına gidiş