Friedrich Engels
Doğanın
Diyalektiği


1873-1883 yılları arasında yazıldı.
İlk kez Archiw K. Marksa i F. Engelsa. Kniga wtorajaj, Moskau - Leningrad 1925'de yayınlandı.

[Türkçe çevirisi, Friedrich Engels'in Dialektik der Natur (1876-1878) adlı yapıtını, Almanca aslından (Dietz Verlag, Berlin 1961) ve "Sunuş" ile "Açıklayıcı Notlar"ı İngilizce baskısından (Dialectics of Nature, Progress Publishers, Moscow 1964) Arif Gelen dilimize çevirmiş ve kitap, Doğanın Diyalektiği adı ile, Sol Yayınları tarafından Nisan 1979 (Birinci Baskı: Kasım 1970; İkinci Baskı: Mart 1975; Üçüncü Baskı: Ocak 1977) tarihinde Ankara'da bastırılmıştır.]

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org

Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Doğanın Diyalektiği (1.693 KB)











SUNUŞ


     
      DOĞANIN Diyalektiği
, Friedrich Engels'in çok önemli yapıtlarından biridir. Bu yapıt, 19. yüzyıl ortalarında, doğabilimlerin ulaştığı başlıca başarıların, diyalektik materyalist bir genellemesini verir, materyalist diyalektiği geliştirir ve doğabilimlerdeki metafizik ve idealist kavramları eleştirir.
      Geçen yüzyıl içinde, birkaç on yılı aşkın sürede, kapitalist üretim tarzında ve kapitalizmin üretici güçlerinde sağlanan gelişmeler; teknolojide ve doğabilimlerde, özellikle sanayi ile azçok bağlantısı olan doğabilimlerde, hızlı bir ilerleme sağlamıştır.
      19. yüzyılın başı ve daha çok ortaları, matematikte, gökbilimde, fizikte, kimyada ve biyolojide bir dizi başarıya ve buluşa tanık olmuştur. Yeni olgular ve doğa yasaları ortaya konmuştur, yeni teoriler ve varsayımlar kabul edilmiştir; yeni bilim dalları ortaya çıkmıştır.
      Engels, doğabilimin bu zafer dolu yürüyüşündeki üç ilerlemeyi şöyle sıralar: organik hücrenin bulunması, enerjinin sakınımı ve dönüşümü yasasının bulunması, darvincilik. 1838'de ve 1839'da M. J. Schleiden ve T. Schwann, bitki ve hayvan hücrelerinin özdeşliğini ortaya koymuşlardır; bu iki bilgin, canlı organizmanın temel yapı biriminin hücre olduğunu kanıtlamışlar ve organizma yapısının eksiksiz bir teorisini yaratmışlardır. Böylece bu iki bilgin, organik dünyanın birliğini göstermişlerdir. 1842 ve 1847 yılları arasında J. R. Mayer, J. P. Joule, W. R. Grove, L. A. Colding ve H. Helmholtz, enerjinin sakınımı ve dönüşümü yasasını bulmuşlar ve gerçekliğini kanıtlamışlardır. Bunun sonucu olarak, doğa, kendisini, maddenin evrensel hareketinin bir biçiminin, bir başka biçime dönüşümünün sürekli süreci olarak ortaya koymuştur. 1859'da Charles Darwin, temel yapıtı Türlerin Kökeni'ni* yayınlamıştır. Bu yapıt, bir yüzyıldan fazla süren evrim fikrinin gelişimini tamamlamış ve modern biyolojinin temellerini kurmuştur. Bu buluşların felsefi önemi, doğal gelişmenin diyalektik niteliğini özellikle özlü bir biçimde ortaya koymuş olmalarındadır.
      19. yüzyılın ortasından bu yana, bilimsel gelişme, gerçek bir devrim niteliğine bürünmüştür. Ne var ki, doğabilimin ortaya koyduğu yeni bilgilerin diyalektik niteliği ile bilim adamlarının kullandığı metafizik yöntem arasındaki çelişki, bu bilimsel gelişimi güçlüklerle karşı karşıya getirmiştir.
      19. yüzyılın ikinci üçte-birinde ulaşılan bellibaşlı bilimsel başarıları felsefe açısından genelleştirmek ve doğanın diyalektik materyalist anlayışını ayrıntılarıyla işlemek zorunluydu.
      Marx, temel yapıtı Kapital'e tam anlamıyla gömülmüş bulunduğundan, bilimsel ilerlemenin ortaya çıkardığı yeni teorik sorunları ele alan Engels olmuştur. Bir Manchester firmasındaki işini bırakıp Londra'ya taşındıktan sonra Engels, bu çalışmaya başlayabilecek durumdaydı. Gene de Fransa-Prusya savaşı, Paris Komünü ve Enternasyonaldeki çalışmaları, onun, 1873'ten önce kendini teorik araştırmaya vermesini engelledi.
      Marx ve Engels'in, bilimsel sorunlara karşı gösterdikleri ilgi ne bir raslantı, ne de geçici bir hevesti. Marx, bilimsel bilgilerini sürekli bir biçimde genişletmişti. Babasına yazdığı bir mektuptan da anlaşılabileceği gibi, bilimsel çalışmalarına gençliğinde başlamış ve matematik üzerine bağımsız bilimsel yapıtlar yazdığı ömrünün son yıllarına kadar bu çalışmalarını sürdürmüştü. Engels de buna çok benzer bir evrimden geçti.
      Marksizmin kurucuları, bir dünya görüşü yaratırken, kendilerini, felsefenin daha önceki başarılarını, ekonomi politiği, sosyalist ve komünist öğretileri eleştirici bir süzgeçten geçirmekle sınırlamadılar. Eğer materyalizme, yeni, diyalektik bir biçim verilecek idiyse, onlar, çağdaş doğabilimin temel başarılarını genelleştirmek zorundaydılar. Engels, Anti-Dühring'in ikinci baskısının önsözünde şöyle yazıyordu: "Alman idealist felsefesinden bilinçli diyalektiği, onu, doğanın ve tarihin anlayışı ile bütünleştirmek üzere kurtaran, hemen hemen yalnızca Marx ve ben olduk. Ne var ki, aynı zamanda, hem diyalektik, hem de materyalist bir doğa anlayışı, matematik ve doğabilim ile içli-dışlı olunmasını gerektirir."
      Marx, 1863'te Kapital için hazırlık çalışmasında, doğabilimin "bütün bilgilerin temelini oluşturduğunu" belirtmiş, doğabilimin rolü üzerinde önemle durmuştur.
      Marx ve Engels, bilimle aynı ölçüde ilgilenmişlerdir, ama aralarında bir tür işbölümü vardır. Marx, matematikte, teknoloji tarihinde ve tarımsal kimyada daha bilgiliydi. Bunun yanısıra fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, anatomi ve fizyoloji üzerinde de çalışmıştı. Engels'in tersine, o, zamanının çoğunu matematiğe ve uygulamalı bilime vermişti. Öte yandan, Engels'in daha derin bir fizik ve biyoloji bilgisi vardı; ayrıca matematik, gökbilim, kimya, anatomi ve fizyoloji üzerinde de çalışmış ve teorik doğabilime Marx'tan daha fazla bir dikkatle eğilmişti.
      1848'den önce, yani marksizm henüz yeni biçimlenirken, Marx ve Engels, yazılarında, bilimsel ve teknolojik gelişmeye duydukları derin ilgiyi gösteren birçok olgunun sözünü etmişlerdir. Ama o zaman, henüz, doğabilim üzerindeki özel çalışmalarına başlamamışlardı.
      Marx, bu çalışmalara, 1851'de ekonomi politik alanındaki araştırmalarına yeniden giriştiği zaman başladı ve teknoloji tarihi ve tarımsal kimya alanlarında, bu bilgi dallarıyla bir yakınlık kurmak amacıyla çalışmalara daldı. Daha sonra, bu çalışmasının sonuçlarını, Kapital'in birinci cildinde makineler bölümünde ve aynı yapıtın üçüncü cildinde toprak rantı teorisini geliştirmekte kullandı. Aynı şekilde, Engels de, çeşitli bilimsel sorunlar üzerinde çalışmaya 1850'lerde başladı.
      Marx, Kapital'i yazarken, matematik alanında özel bir çalışma yapması gerektiği sonucuna varmıştı. 1858'de, önce cebir, sonra da analitik geometri, diferansiyel ve entegral hesapları çalışmaya başladı. Bu çalışmalar, sonradan, bağımsız bir nitelik kazandı. Aynı dönemde Engels, diyalektiği ayrıntılarıyla işlerken, fiziğin ve fizyolojinin başarılarını, özellikle hücre teorisini ve enerjinin dönüşümü teorisini kavrayabilmek için, fizik ve fizyoloji üzerinde çalışmaya başladı. 1859 yılı sonunda yayınlanan Darwin'in Türlerin Kökeni, Marx ve Engels'in bilimsel çalışmalarını daha da hızlandırdı. Engels, Darwin'in kitabını, yayınlanır yayınlanmaz okumuştu. Kitabı 1860'ın sonlarında okuyan Marx, Darwin'in büyük buluşunun, marksizm için taşıdığı önemi 19 Aralık 1860'ta Engels'e yazdığı mektupta şöyle belirtiyordu: "Bizim görüşümüzün doğa tarihine ilişkin temelini ortaya koyan kitap, bu kitaptır." Daha sonraki yıllarda Marx ve Engels, bilimsel çalışmalarının kapsamını dikkate değer ölçüde genişlettiler. Biyoloji, anatomi, fizyoloji, gökbilim, fizik, kimya ve öteki bilimler üzerinde çalışmalar yaptılar.
      Bu çalışmalarda hayli önemli bir aşama 1873'te başladı ve 1883'te Marx'ın ölümüne kadar sürdü. O dönem boyunca Marx ve Engels, doğabilimlerdeki incelemelerini genişlettikçe, bağımsız bilimsel yapıtlar yazma işini giderek ilerlettiler. Marx, diferansiyel hesabı diyalektiğin terimleri içinde kanıtlamaya başladığı matematik elyazmalarının en önemli bölümünü yazdı. Ama yapıtlarıyla ve herşeyden önce Doğanın Diyalektiği ile, doğabilim alanında belirleyici rolü oynayan Engels oldu.
      Doğanın Diyalektiği
, Engels'in yıllar boyu süren köklü bilimsel çalışmalarının doruğuydu. İlkin (Ocak 1873 dolaylarında — bkz: bu yapıtın 222-228. sayfaları) araştırmalarının vardığı sonucu kaba marksist L. Büchner'i eleştiren bir polemik yapıt biçiminde ortaya koymayı tasarladı. Sonradan kendini daha kapsamlı bir amaca yöneltti. 30 Mayıs 1873'te, Londra'dan Manchester'daki Marx'a yolladığı mektupta, Doğanın Diyalektiği'ni yazma niyetinden onu haberdar etti. Marx bu mektubu, önde gelen kimyacılardan K. Schorlemmer'e gösterdi. Bu mektubun aslı, Engels'in planının temel noktalarını onaylayan Schorlemmer'in yorumlarını taşır. Bundan sonraki yıllarda Engels, planı doğrultusunda çok büyük çalışmalar yaptı, ama bu çalışmalarını tamamlayamadı.
      Engels, Doğanın Diyalektiği'ndeki konuları, 1873'ten 1886'ya kadar olan süre içinde yazdı. Bu süre boyunca, doğabilimin bellibaşlı sorunları üzerinde geniş bir malzeme kaynağını inceledi ve aşağı yukarı tamamlanmış olarak 10 makale ve bölüm ve 170'ten çok not ve parça yazdı.
      Engels'in Doğanın Diyalektiği üzerindeki çalışmaları, iki önemli döneme ayrılabilir: kitap yazma fikrinden Anti-Dühring üzerindeki çalışmanın başlangıcına kadar olan dönem (Mayıs 1873-Mayıs 1876) ve Anti-Dühring'in tamamlanışından Marx'ın ölümüne kadar geçen dönem (Temmuz 1878-Mart 1883). İlk dönemde, Engels, özellikle bilgi toplamakla meşguldü ve parçaların çoğunu ve "Giriş"i yazdı. İkinci dönemde ise, gelecekteki kitabı için özel bir plan hazırladı ve yeni parçaların çoğunu ve hemen hemen bütün bölümleri yazdı. Marx'ın ölümü üzerine, Kapital'in yayınlanması işini ve uluslararası işçi hareketi önderliğini yüklenmesi nedeniyle, Engels, artık bilimsel çalışmalarını yöntemli biçimde yürütemezdi, gerçekten de bitmemiş durumda kalan Doğanın Diyalektiği üzerindeki çalışmasını sürdüremedi. Ne var ki, hem son incelemelerinin sonuçlarını, hem yeni bilimsel bilgileri, daha sonraki dönemde yazdığı bir dizi yapıtta kullandı.
      Engels, Doğanın Diyalektiği'ni yazma amacını Anti-Dühring'in ikinci baskısına yazdığı "Önsöz"de şöyle ifade ediyordu: "Matematik ve doğabilimlerinde bu yinelemeyi yaparken, benim için sözkonusu olan şey, doğada, sayısız değişikliklerin karışıklığı arasından, tarihte de olayların görünürdeki olumsallığını düzenleyen aynı hareket yasalarının; insan düşüncesi tarafından gerçekleştirilen evrim tarihinde iletken bir zincir oluşturarak, yavaş yavaş düşünen insanların bilinç alanına giren aynı yasaların: Hegel'in ilk kez olarak geniş bir tarzda, ama mistikleştirilmiş bir biçim altında geliştirdiği, ve bizim, öbür özlemlerimiz arasında, bu mistik zarftan çekip çıkarmak, ve bütün basitlikleri, bütün genellikleri ile bilinç alanına sokmak istediğimiz yasaların, doğada kendilerini kabul ettirdiklerinden —bütünde hiçbir kuşkum olmadığına göre— ayrıntıda emin olmaktı. ... [Benim için], diyalektik yasaları kurgu aracıyla doğaya sokmak değil, ama onları orada bulmak ve oradan çıkarmak sözkonusu olabilirdi."* Bu nedenle, amaç, doğanın nesnel diyalektiğini ortaya koymak ve böylece doğabilimde bilinçli materyalist diyalektiğin gerekirliğini kanıtlamak, idealizmi, metafiziği, bilinemezciliği (agnostisizmi) ve kaba materyalizmi bilimden söküp atmak, bilimsel gelişmenin bellibaşlı sonuçlarını, diyalektik materyalizm açısından genelleştirmek ve böylece materyalist diyalektiğin temel yasalarının evrensel niteliğini göstermekti.
      Engels, bu sonuca varmak için, zengin bir bilgi dağarcığı meydana getirdi. C. Bossut (matematik), J.H. Mädler ve A. Secchi (gökbilim), J. R. Mayer, H. Helmholtz, W. R. Grove, W. Thomson (fizik), A. Naumann, H. E. Roscoe ve K. Schorlemmer (kimya), Charles Darwin, Ernst H¾ckel ve H. A. Nicholson (biyoloji) dahil olmak üzere, önemli bilim adamlarının yüze yakın yapıtını ve bunların yanısıra Nature adlı dergiyi kullandı. Ne yazık ki, birçok nedenle Engels, o zamanlar az bilinen, ama tarihsel bakımdan daha az değerli olmayan bazı yapıtları, örneğin Lomonosov'un, Lobaçevski'nin, Riemann'ın ve Butlerov'un yapıtlarını ya da Maxwell'in elektromanyetik alan teorisi üzerindeki çalışmalarını kullanma olanağı bulamadı.
      Tamamlanmamış olmasına ve bazı kısımlarının öntaslaklar ve bölük-pörçük notlar niteliğinde bulunmasına karşın, Doğanın Diyalektiği birbiriyle bağıntılı bir bütündür, ortak temel fikirlerle ve iyi düzenlenmiş tek bir planla birleştirilmiştir.
      Doğanın Diyalektiği
'nde Engels, özellikle Rönesanstan 19. yüzyılın ortasına kadar olan dönem için doğabilim tarihinden geniş kanıtlar kullanarak, doğabilimdeki gelişimin son tahlilde pratik gereksinmeler ve üretim tarafından belirlendiğini göstermiştir. Marksizmin tarihinde ilk kez olarak Engels, felsefe ve doğabilim arasındaki ilişki sorunuyla esaslı biçimde uğraşmış, bunların birbirleriyle karşılıklı bağımlılığını ortaya koymuş, "doğabilimdeki gelişme nedeniyle, bu alanda metafizik görüşün olanaksız hale geldiğini" ve "diyalektiğe dönüşün bilinçsizce, dolayısıyla çelişik olarak ve yavaş yavaş yeraldığını" ve hegelci gizemcilikten arıtılmış diyalektiğin "doğabilim için mutlak bir zorunluluk olduğunu" kanıtlamış ve bilim adamlarını, diyalektik yöntemi bilinçli bir biçimde kullanmayı öğrenmeye çağırmıştır.
      Engels, diyalektik materyalizmin madde ve hareket, zaman ve uzay konusundaki temel postulatlarını işlemiştir. Diyalektiğin özgül bir tanımını yapmış, diyalektiğin üç temel yasasını formüle etmiş ve "diyalektik yasaların, doğanın gelişmesinin gerçek yasaları olduğunu, bu yüzden teorik doğabilim için de geçerli bulunduklarını"** göstermiştir.
      Doğanın Diyalektiği
'nin temel fikri, maddenin hareket biçimlerinin sınıflandırılması ve buna göre de, bu hareket biçimleriyle uğraşan bilimlerin sınıflandırılmasıdır. Hareketin en basit biçimi yer değişimi, en yüksek biçimi de düşüncedir. Mekanik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik hareket biçimleri, doğabilimlerin ele aldığı ana biçimlerdir. Hareketin her basit biçimi, diyalektik bir sıçrayışla daha üst bir biçime çevrilir. Hareketin her üst biçimi, bir alt öğe olarak, daha basit bir biçimi kapsar, ama o biçime inmez. Engels, doğabilimlerin diyalektik materyalist bir sınıflandırmasını, maddenin hareket biçimine ilişkin bu teorinin temeli üzerine kurar. Bu bilimlerden herbiri "hareketin tek bir biçimini, ya da birbirine bağlı ve birbirine geçen bir dizi hareket biçimini tahlil eder".*
      Engels, bu temel fikri daima gözönünde tutarak, matematiğin, mekaniğin, fiziğin, kimyanın ve biyolojinin diyalektik içeriğini tutarlı bir biçimde inceler. Matematikte, matematik soyutlamaların görünüşteki önselliği sorununu, gökbilimde güneş sisteminin kökeni ve gelişimi sorununu, fizikte enerjinin dönüşümü teorisini, kimyada atom sorununu, biyolojide yaşamın özü ve kökeni sorununu, hücre teorisi ve darvinciliği seçer. Engels'in kitapta formüle ettiği insan kökeninin emek teorisi, doğabilimden toplum tarihine geçişi ortaya koyar.
      Bütün bu sorunlarla uğraşırken Engels, kendisini, şu ya da bu bilimsel buluşu yalnızca kaydetmekle sınırlamaz, ama doğabilimin daha önemli başarılarını, yeni bir yoldan yorumlamak için, diyalektik materyalist yöntemi kullanır. Enerjinin sakınımı yasasını ortaya koyan J. R. Mayer'in ve öteki bilginlerin bu buluşunun öneminden sözederken, Engels, bu buluşta özellikle yeni şeyin, doğanın mutlak yasasının formülasyonu olduğunu, bu yasaya göre, herhangi bir hareket biçiminin bir başka hareket biçimine dönüşebileceğini ve dönüşmek zorunda olduğunu vurgular. Engels, enerjinin nicelik ya da nitelik yönünden yokedilemezliğini ve sınırsız evrende, başka bir hareket biçimine dönüşen hiçbir hareket biçiminin, bir hareket biçimi olarak bütünüyle yokolamazlığı önermesini öne sürerek, enerjinin sakınımı yasasının anlaşılmasına katkıda bulunur. Ya da Darwin'in buluşunun tarihsel önemi üzerinde dururken, öte yandan, onun türlerin değişebilme yeteneğinin nedenlerine önem vermediğini de belirtir. Varolma savaşımını mutlak gören tekyanlı görüşü eleştirir, organizmaların gelişiminde, çevrenin etkisi ve organizmaları belirleyici bir etken olarak metabolizmanın rolü üzerinde önemle durur.
      Engels, diyalektik materyalist yöntemi kullanarak, çağdaş doğabilimin birçok sorununu çözer, bilimsel gelişmenin ilerdeki eğilimini önceden tahmin eder ve bilimin daha sonraki başarılarını zamanından önce ortaya koyar. Örneğin iki katlı hareket ölçüsü sorununu çözümler; çağdaş elektrik teorisinin çelişkilerini tahlil ederek, elektrolitik ayrışım teorisini önceden ortaya koyar.
      Kendi zamanındaki bilim adamlarının çoğundan farklı olarak, Engels, atomun karmaşıklığı fikrini savunur ve geliştirir. Şöyle yazmıştır: "Bununla birlikte, atomları, hiçbir zaman basit ya da genellikle bilinen en küçük madde parçacıkları olarak kabul etmek doğru değildir." Engels, farklı düzenlerin matematiksel sonsuz küçüklüklerini andıran parçacıkların varlığını önceden görmüştür. Maddenin yapısına ilişkin bugünkü teori, atomun tükenmezliği ve karmaşıklığı hakkında Engels'in görüşünü doğrulamıştır ve doğrulamaya devam etmektedir. Engels, madde kavramını, çekmenin ve itmenin birliği olarak, ayrıntılarıyla incelerken, çağdaş fiziğin kullandığı bir deyimle, böyle bir maddenin hareketsiz bir kütle olamayacağını göstermiş ve bu, 20. yüzyılın buluşlarıyla doğrulanmıştır.
      Doğanın Diyalektiği
'nde, Engels, yaşamın tanımını verir. Şöyle demiştir: "Yaşam, protein cisimlerinin varoluş tarzıdır." Bu tanımlama, yaşamın kökeni ve özü sorununu incelemekte bir hareket noktası görevini yapmıştır.
      İnsanın kökenine ilişkin emek teorisinin gelişimini Engels'e borçluyuz. "Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü" adlı parlak denemesinde Engels, insanın fizik tipinin ve insan toplumunun biçimlenmesinde, emeğin ve araçların biçimlenmesinin belirleyici rolünü açıklığa kavuşturur. İnsanın atası olan maymunsunun, uzun bir evrim sonucu, nitelik bakımından farklı bir varlığa nasıl dönüştüğünü gösterir.
      Engels, bilimin her dalında ilerici görüşleri ve teorileri destekler, bunlara dikkati çeker ve geliştirir. Özellikle, periyodik tabloyu bulan Rus kimyacısı D. İ. Mendelyev'in bu büyük başarısını över. Aynı zamanda, bilimin son başarılarıyla artık uyuşmayan ve daha ileri araştırmaları engelleyen kavramlarla savaşır. Örneğin, evrenin ısı kaybı dolayısıyla zamanla öleceği yolunda R. Clausius, W. Thomson ve J. Loschmidt tarafından öne sürülen varsayımı suçlamıştır. Bu moda varsayımın, doğru olarak saptanan, enerjinin sakınımı ve dönüşümü hakkındaki yasaya ters düştüğünü gösterir. Hareketin nitelik bakımından olduğu kadar, nicelik bakımından da yokolmazlığı ve evrenin ısı kaybıyla ölmesinin olanaksızlığı üzerindeki temel görüşleri, ilerici doğabilimin daha sonraki yoluna ışık tutmuştur.
      Bütün kitabı boyunca, doğanın diyalektiğini açığa çıkartarak Engels, kaba (vulgar) materyalizm gibi, metafizik gibi, idealizm, bilinemezcilik, tekyanlı görgücülük ve mekanikçilik, tinselcilik gibi ve din ideolojisinin buna benzer ifadeleri gibi, bilim adamları arasındaki çeşitli bilim-dışı eğilimlere karşı savaşmıştır.
      Söylemenin gereği yok ki, Doğanın Diyalektiği'nde yeralan bazı ayrıntılar, esas olarak yazarın kullandığı olgulara dayanan veriler, doğa bilimlerinde son zamanlardaki hızlı ve devrimci gelişmeler sonucu eskimiştir. Örneğin, Kant-Laplace'ın evrendoğum teorisinin artık modası geçmiştir. Esirin mekanik varsayımı tamamen reddedilmiştir. Elektrik akımı hızının, ışık hızını aşamayacağı kabul edilmiştir. Ama bu ayrıntıların hiçbiri, yapıtın özünü etkilemez. Kitabın genel yöntemi ve genel düşüncesi geçerlidir ve her zaman geçerli kalacaktır.
      Doğanın Diyalektiği
'nde önemli olan yöntemdir, yani materyalist diyalektiktir. Yazar, dünyayı tanımakta teorik düşüncenin, yöntemin rolünü büyük bir güçle ortaya koymaktadır. "Gerçekten de diyalektik, cezalandırılamadığı için, horgörülemez", çünkü teorik düşünce olmaksızın "herhangi bir kişi, iki doğal olguyu birbiriyle ilişki içine sokamaz, ya da onlar arasında varolan bağı anlayamaz" ve bu böyle olduğu için, doğabilimlerinin çağdaş gelişme aşamasında diyalektik, kesinlikle "en yüksek ölçüde uygun düşen tek düşünce yöntemi"dir.*
      Doğanın Diyalektiği
, nedensellik, gerekirlilik ve olasılık gibi diyalektik kategorilerle ve sorunlarla, yargı biçimlerinin sınıflanmasıyla, tümdengelim ve tümevarım arasındaki ilişkiyle, doğabilimin bir gelişme biçimi olan varsayımların rolüyle ve daha birçok sorunla, marksizmin kurucularının öteki yapıtlarından daha fazla ilgilenmiştir.
      Bitirilmemiş olmasına karşın, bu önemli yapıtın teorik içeriği, şaşırtıcı ölçüde zengin ve derindir. Bu yapıt, diyalektik materyalizmin gelişiminde yeni bir aşamadır. Materyalizme ve diyalektiğe esaslı bir katkıda bulunmuş ve çağdaş doğabilimin temel sorunlarının çözüm yolunu göstermiştir.
      Engels'in Doğanın Diyalektiği'ni tamamlayıp yayınlayamadığı söylenmişti. Ne var ki, bu yapıtın bellibaşlı önermeleri, 19. yüzyılın son çeyreğinde okurlar tarafından bilinir duruma gelmişti. Çünkü Engels, bu önermelerini, başta Anti-Dühring, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu adlı yapıtlarında olmak üzere birçok yapıtında ve Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm adlı yapıtının İngilizce baskısının "Giriş" bölümünde kullanmıştır.
      Doğanın Diyalektiği
'ndeki fikirler, 20. yüzyılın başında, geniş ölçüde birikmiş olan bilimsel bilgilerin felsefi genellemesini sağlayan, Lenin'in Materyalizm ve Ampiryokritisizm adlı parlak yapıtında daha da geliştirilmiştir. Lenin, bu fikirleri, Felsefe Defterleri'nde ve "Militan Materyalizmin Önemi Üzerine" adlı program makalesinde ayrıntılarıyla işlemiştir. Lenin, Doğanın Diyalektiği'nden habersizdi (bu yapıt ilk kez, onun ölümünden sonra basılmıştır), ama Marx ve Engels'in diyalektik materyalizminin yardımıyla, birçok temel sorunda, Engels'in Doğanın Diyalektiği'nde vardığı sonuçlara ulaşmış ve Engels'in tezlerini ilerletmiştir.
      20. yüzyıldaki bilimsel başarılar, Marx ve Engels'in diyalektik materyalist doğa kavramını doğrulamış ve bu kavrama katkıda bulunmuştur. Fizikte, Max Planck'ın, Niels Bohr'un ve Louis de Broglie'nin buluşları, maddenin sürekliliğine ve karşıtların birliğine ilişkin diyalektik postulatı bilimsel olarak tanıtlamıştır. Albert Einstein'ın rölativite teorisi, Engels'in, madde, hareket, zaman ve uzay üzerindeki tezlerini somutlaştırmıştır. Modern temel parçacık teorisi, atomun ve elektronun tükenmezliğine ilişkin Engels ve Lenin tarafından ortaya konan önermeleri tamamen doğrular. Diyalektik materyalizmin biyoloji alanında vardığı sonuçlar da aynı şekilde doğrulanmıştır. Sibernetik ve birçok yeni bilim, örneğin fizik kimyası, biyokimya, jeofizik, uzay biyolojisi vb., farklı bilimlerin biraraya gelmesiyle büyük başarılar elde edilebileceğine ilişkin Engels'in ortaya attığı öngörüyü doğrulamıştır ve doğrulamaya devam etmektedir.
      Diyalektik materyalizmin, marksist yöntemin tarihsel doğrulanmasının sonuçları işte bunlardır. Son on yıllar, Engels'in ve Lenin'in, felsefe ile doğabiliminin, filozof ile bilimadamının bir ittifak kurması gereğine ilişkin fikirlerinin doğruluğunu ve önemini göstermiştir. Geleceğin, bu fikrin önemini tanıtlayacak yeni kanıtlar getireceği kuşkusuzdur.
      Doğanın Diyalektiği
'nin teorik içeriği, yüz yılı aşkın bir tarih döneminde doğrulanmıştır ve bilim ve teknolojide elde edilen yeni başarılarla, bu teorik içerik sürekli olarak zenginleşmektedir. Bu yapıtın ölümsüz fikirleri, bu atom enerjisi, sibernetik makineler, organik doğa yasalarının uygulanması ve uzayın keşfi çağında bilimin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.
      ENGELS, ölümünden kısa bir süre önce Doğanın Diyalektiği'ne ait yazılarını ve notlarını dört dosyaya ayırmış ve yapıt bizim elimize bu dört dosya halinde geçmiştir. Engels, dosyalara şu başlıkları koymuştur: (1) "Diyalektik ve Doğabilim", (2) "Doğanın İncelenmesi ve Diyalektik", (3) "Doğanın Diyalektiği" ve (4) "Matematik ve Doğabilim. Çeşitli". Dosyalardan yalnızca ikisi —ikinci ve üçüncü dosya— yazarın hazırladığı içindekiler tablosuna sahiptir. Engels'in ikinci ve üçüncü dosya için ayırdığı malzemeyi ve bu malzemenin dosyalarındaki düzenlemesini bu içindekiler tablosunun varlığı dolayısıyla, kesin olarak biliyoruz. Birinci ve dördüncü dosyalara gelince, bu dosyalara ait sayfaların, Engels'in istediği gibi düzenlendiğinden tam olarak emin değiliz.
      Birinci dosya ("Diyalektik ve Doğabilim") iki kısımdan oluşmuştur: (1) Arkalı-önlü 11 sayfaya yazılan, herbiri yazar tarafından numaralanmış ve tek tek hepsine "Doğanın Diyalektiği" başlığı konmuş notlar. Biri ötekinden çizgiyle ayrılmış olan bu notlar, 1873 ile 1876 arasındaki dönemde yazılmışlardır. Bu notlar, kronolojik sırayla yazılmış ve elyazması sayfaların numaraları bu düzenlemeye göre konmuştur. (2) Her biri uzun bir not ya da çizgilerle birbirinden ayrılmış birçok kısa notu kapsayan numaralanmamış 20 sayfa. Bu notlardan pek azı, tarihlerini saptayabilmemizi mümkün kılacak veriyi içermektedir.
      İkinci dosya ("Doğanın ve Diyalektiğin İncelenmesi") üç geniş notu kapsamaktadır: "Gerçek Dünyada Matematik Sonsuzluğun İlkörnekleri Üzerine", " ‘Mekanik’ Doğa Anlayışı Üzerine", "Nägeli'nin Sonsuzluğu Anlama Yeteneksizliği Üzerine", "Anti-Dühring'e Eski Önsöz. Diyalektik Üzerine". "Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü" başlıklı yazı, "Feuerbach'tan Çıkarılan Kısım" başlığı altında geniş bir parça. Bu dosya için Engels'in hazırladığı içindekiler tablosu, bu dosyanın ilkinde iki yazıyı daha kapsadığını göstermektedir: "Hareketin Temel Biçimleri" ve "Ruhlar Aleminde Doğabilim". Daha sonra, Engels, bu iki yazının başlıklarını ikinci dosyanın içindekiler tablosundan çizerek çıkarmış ve bu iki yazıyı, yarım kalmış yapıtının daha fazla tamamlanmış parçalarını topladığı üçüncü dosyaya aktarmıştır.
      Üçüncü dosya ("Doğanın Diyalektiği") en tamamlanmış altı yazıyı kapsamaktadır: "Hareketin Temel Biçimleri", "Hareketin Ölçüsü. — İş", "Elektrik", "Ruhlar Aleminde Doğabilim", "Giriş" ve "Gel-Git Sürtünmesi".
      Dördüncü dosya ("Matematik ve Doğabilim. Çeşitli") tamamlanmamış iki kesimi kapsar: "Diyalektik" ve "Isı". Herbiri uzun bir notu, ya da birbirinden çizgiyle ayrılmış kısa notları kapsayan on sekiz numarasız sayfa ve matematik hesapları kapsayan birçok sayfa. Dördüncü dosyadaki notlar arasında, Doğanın Diyalektiği'ne ait iki plan anaçizgisi de bulunmaktadır. Bu notların tarihleri, yalnızca birkaç durumda saptanabilir.
      Dosyaların içeriklerinin ayrıntılı dizini ve Doğanın Diyalektiği'ne ait bölüm ve parçaların kronolojisi bu kitabın sonuna konulmuştur.
      Dört dosyanın içindekiler listesine şöyle bir gözatmak, Engels'in, bu listeye, yalnızca Doğanın Diyalektiği için yazılmış bölümleri ve ilk tasarıları koymakla yetinmediğini, ama bu yapıt için düşünülmemiş bazı elyazmalarını, örneğin "Anti-Dühring'e Eski Önsöz", iki "Anti-Dühring'e Not" ("Gerçek Dünyada Matematik Sonsuzluğun İlkörnekleri Üzerine" ve " ‘Mekanik’ Doğa Anlayışı Üzerine"), "Feuerbach'tan Çıkarılan Kısım", "Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü" ve "Ruhlar Aleminde Doğabilim" gibi elyazmalarını da koyduğunu göstermektedir.
      Doğanın Diyalektiği
'nin bu baskısı, Engels'in dört dosyasındaki bütün herşeyi kapsamına almıştır. Yalnızca, herhangi bir açıklayıcı not taşımayan matematik hesapları gösteren birkaç sayfa ve Doğanın Diyalektiği ile ilişkili olmadığı açıkça anlaşılan şu notlar alınmamıştır: (1) Anti-Dühring'e asıl "Giriş"in anaçizgileri (modern sosyalizm üzerine), (2) kölelik üzerine bir parça, (3) Charles Fourier'nin Yeni Sınai ve Toplumsal Dünya — New Industrial and Social World adlı yapıtından alıntılar (bu üç not, Anti-Dühring için yapılan hazırlık çalışmasının parçalarıdır) ve (4) Alman kimyacısı Philip Pauli'nin, değerin emek teorisine karşılık öne sürdüğü olumsuz görüşe ilişkin olarak, Engels'in yorumunu da kapsayan kısa bir not.
      Bu sınırlar içinde, Doğanın Diyalektiği, 10 yazı ve bölüm, 169 not ve parça ve iki plan anaçizgisi olmak üzere, 181 parçayı içermektedir.
      Bu kitaptaki malzeme, Engels'in elimize ulaşan iki plan anaçizgisinde gösterilen doğrultudan ayrılmaksızın konularına göre düzenlenmiştir. Her iki plan, kitabın hemen başında verilmiştir. Bunlardan, Engels'in çalışmasının bütününü kavrayan ve daha ayrıntılı olanı, herşey öyle gösteriyor ki, 1878 Ağustosunda yazılmıştır. Çalışmanın yalnızca bir bölümünü kapsayan ikinci plan ise, aşağı yukarı 1880'de yazılmıştır. Doğanın Diyalektiği'nde kullanılan ve Engels'in üzerinde kesintili olarak on üç yıl (1873-1886) çalıştığı malzeme, genel planda gösterilen konularla tam olarak uygun düşmemektedir. 1878'de yapılan plandaki bütün ayrıntılara uymanın olanaksızlığının nedeni de budur. Ne var ki, gene de, Doğanın Diyalektiği elyazmasının temel içeriği ile plan anaçizgileri birbirine uygun düşmektedir. Bu yüzden, malzemenin sıraya konması, plan anaçizgilerine dayandırılmıştır. Malzemenin bölümlere ayrılmasında tutulan yol, bizzat Engels tarafından gösterilen yoldur: bir yanda azçok tamamlanmış bölümler, öte yanda hazırlayıcı notlar. Böylece kitap iki kısma ayrılmıştır: (1) makaleler ve bölümler, (2) notlar ve parçalar. Bu iki kısımdan herbirinde, malzeme, Engels'in planındaki temel çizgilere uygun düşen aynı kılavuz örneğe göre düzenlenmiştir.
      Bu temel çizgiler çerçevesinde bölümler şöyle sıralanmıştır: (a) tarihsel giriş, (b) materyalist diyalektiğin genel sorunları, (c) bilimlerin sınıflandırılması, (d) tek tek bilimlerin diyalektik kapsamına ilişkin düşünceler, (e) doğabilimin önemli bazı yöntembilimsel sorunlarının incelenmesi, (f) toplum bilimlerine geçiş. Sonuncu bölüm, hemen hemen hiç işlenmeden kalan tek bölümdür.
      Planın anaçizgileri gereğince, Doğanın Diyalektiği kitabının birinci kısmını oluşturan makale ve bölümlerin sırası şöyledir:
                (1)          Giriş (1875-76'da yazılmıştır).
                (2)          Anti-Dühring'e Eski Önsöz. Diyalektik Üzerine (Mayıs-Haziran 1878).
                (3)          Ruhlar Aleminde Doğabilim (1878 başları).
                (4)          Diyalektik (1879 sonları).
                (5)          Hareketin Temel Biçimleri (1880-81).
                (6)          Hareketin Ölçüsü. — İş (1880-81).
                (7)          Gel-Git Sürtünmesi (1880-81).
                (8)          Isı (Nisan 1881-Kasım 1882).
                (9)          Elektrik (1882).
                (10)          Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü (Haziran 1876).
      Bu makalelere ve bölümlere bakılınca görülür ki, doğabilimden toplumsal bilime bir geçiş olan "Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü" adlı yazı dışında bütün konuların sırası, kronolojik sıraya hemen hemen uygun düşmektedir. "Ruhlar Aleminde Doğabilim" başlıklı yazı, Engels'in plan taslağında belirtilmemiştir. Muhtemelen Engels, bu yazıyı, ilkin bir dergide ayrıca yayınlamayı düşünmüş ve son zamana kadar, Doğanın Diyalektiği'ne katmamıştır. Burada makaleler ve bölümler arasında, bu yazı, üçüncü sırayı tutmaktadır. Çünkü, ondan önceki iki yazının olduğu gibi, bu yazının da genel yöntembilimsel bir önemi vardır ve temel fikrinde (görgücül doğabilim için teorik düşünce gereği) "Anti-Dühring'e Eski Önsöz"le hayli yakından bağlıdır.
      Kitabın ikinci kısmını oluşturan ilk taslaklara, notlara ve parçalara gelince, kullanılabilecek malzemenin, Engels'in plan taslağıyla karşılaştırılması, bu malzemenin şöyle sıralanmasını gerekli kılmaktadır:
                (1)          Bilim Tarihinden
                (2)          Doğabilim ve Felsefe
                (3)          Diyalektik
                (4)          Maddenin Hareket Biçimleri, Bilimlerin Sınıflandırılması
                (5)          Matematik
                (6)          Mekanik ve Gökbilim
                (7)          Fizik
                (8)          Kimya
                (9)          Biyoloji.
      Parçaların bu kesimlerinin Doğanın Diyalektiği'nin on makale ve bölümünün başlıklarıyla karşılaştırılması, makalelerle parçaların sıralanışının hemen hemen aynı olduğunu gösterir. Parçaların ilk kesimi, Doğanın Diyalektiği'ndeki ilk makaleye uygun düşmektedir. Aynı şekilde ikinci kesim ikinci ve üçüncü makalelere, üçüncü kesim dördüncü makaleye, dördüncü kesim beşinci makaleye, altıncı kesim altıncı ve yedinci makalelere, yedinci kesim sekizinci ve dokuzuncu makalelere uygun düşmektedir. Parçalar arasında, onuncu makalenin karşılığı yoktur.
      Kesimler içinde, parçalar, aynı şekilde, konularına göre düzenlenmiştir. İlk parçalar daha çok genel sorunlarla ilgilidir, sonraki parçalar, daha özel konulara ayrılmıştır. "Bilim Tarihinden" başlıklı kesimdeki parçalar, bilimlerin eski insanlar arasında doğuşundan Engels'in çağdaşlarına kadar, tarihsel sıraya göre dizilmiştir. "Diyalektik" kesiminde ilk verilen notlar, diyalektiğin genel sorunlarına ve temel yasalarına ilişkin olanlardır, sonraki notlar, öznel diyalektik denen şeye aittir. Olanaklar elverdikçe, her kesim bir sonraki kesime geçişe yararı olan parçalarla sonuçlandırılmıştır.
      Doğanın Diyalektiği
'ndeki malzeme, Engels'in yaşadığı süre içinde basılmamıştır. Engels'in ölümü üzerine elyazmaları, otuz yıl süreyle Alman Sosyal-Demokrat Partisinin arşivlerinde saklanmıştır. Yazar tarafından Doğanın Diyalektiği'ne konan makalelerden yalnızca ikisi günışığına çıkmıştır. Bu yazılardan birincisi "Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü", Die Neue Zeit'ta 1896'da; "Ruhlar Aleminde Doğabilim", Illustrierter Neue Welt-Kalender'de 1898'de yayınlanmıştır. Doğanın Diyalektiği'nin tam metni, ilk kez, 1925'te Sovyetler Birliği'nde yayınlanmıştır. (Marx ve Engels Arşivleri, ikinci kitap.) Bu kitapta, Almanca metin, Rusça çevirisiyle birlikte verilmiştir. Engels'in kitabı sonradan birkaç kez daha basılmış ve her fırsatta elyazmasının okunması sonucu düzeltmeler, çeviride ve malzemenin düzenlenmesinde düzeltmeler yapılmıştır. Daha sonraki baskılardan en önemlileri, özgün Almanca baskı olan (Marx-Engels, Gesamtausgabe. F. Engels, "Herrn Eugen Dührings Umwälzung der Wissenschaft. Dialektik der Natur." Sonderausgabe. Moskau-Leningrad, 1935) ve birçok yabancı baskıya örneklik eden 1941 Rusça baskısıdır.
      Bu baskıdaki malzeme dizisi, 1941 Rusça baskısının aynıdır. Dikkate değer ölçüde genişletilen notlar ve dizinler, 1961 Moskova ikinci baskılı, Karl Marx ve Friedrich Engels, Bütün Yapıtlar'ın — Collected Works'ün 20. cildine uygun olarak verilmiştir.
     
       
      Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi
      Marksizm-Leninizm Enstitüsü








Sayfa başına gidiş