Friedrich Engels
Doğanın
Diyalektiği


1873-1883 yılları arasında yazıldı.
İlk kez Archiw K. Marksa i F. Engelsa. Kniga wtorajaj, Moskau - Leningrad 1925'de yayınlandı.

[Türkçe çevirisi, Friedrich Engels'in Dialektik der Natur (1876-1878) adlı yapıtını, Almanca aslından (Dietz Verlag, Berlin 1961) ve "Sunuş" ile "Açıklayıcı Notlar"ı İngilizce baskısından (Dialectics of Nature, Progress Publishers, Moscow 1964) Arif Gelen dilimize çevirmiş ve kitap, Doğanın Diyalektiği adı ile, Sol Yayınları tarafından Nisan 1979 (Birinci Baskı: Kasım 1970; İkinci Baskı: Mart 1975; Üçüncü Baskı: Ocak 1977) tarihinde Ankara'da bastırılmıştır.]

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org

Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Doğanın Diyalektiği (1.693 KB)











[DOĞABİLİM VE FELSEFE]
BÜCHNER[133]



      Eğilimin ortaya çıkması. Alman felsefesinin materyalizme geçişi — bilim üzerindeki denetim kaldırılmıştır — materyalizmin bilimsizliği telâfi etmek zorunda kaldığı sığ materyalist popülerizasyonun patlak vermesi. Bunun, burjuva Almanya'nın ve Alman resmî biliminin en derin alçalma döneminde serpilmesi — 1850-1860. Vogt, Moleschott, Büchner. Karşılıklı güvence. Bu baylar tarafından derhal tekel altına alınan darvinciliğin moda oluşu ile yeniden canlanma.
      Bunlar, kendi başlarına bırakılabilir ve Alman darkafalışma tanrıtanımazlığı öğretmek vb. biçimindeki, dar olsa da takdire lâyık olan uğraşlarına terkedilebilirdi, [sayfa 257] ama 1° her şeye karşın Almanya'ya ün sağlayan felsefeye sövgüler (aktarılacak kısımlar)[1*] ve 2° doğa teorilerini topluma uygulama ve sosyalizmi reformdan geçirme varsayımı sözkonusudur. Böylece onlar, bizi, kendilerine dikkate zorluyorlar.
      Birincisi, bunlar kendi alanlarında ne yapmışlardır? Aktarmalar.
      2° Dönüş noktası, s. 170-171. Bu hegelcilik ansızın nereden geliyor?[135] Diyalektiğe geçiş.
      İki felsefî eğilim, değişmez kategorileri olan metafizik, akıcı kategorileri olan diyalektik (Aristoteles ve özellikle Hegel); bu temel ve sonuç, neden ve etki, özdeşlik ve ayrım, görünüş ve öz değişmez karşıtlıklarının savunulamaz olduğu, yapılan analizin bir kutbun ötekinde nüce [tohum] durumunda bulunduğunu gösterdiği, belirli bir noktada bir kutbun ötekine dönüştüğü, bütün mantığın ancak bu ilerleyen karşıtlıklardan geliştiği yolundaki kanıtlar. — Bu Hegel'in kendisinde gizemlidir, çünkü kategoriler önceden varolan şeyler ve gerçek dünyanın diyalektiği de bunların yansımasından ibaretmiş gibi görünürler. Gerçekte durum bunun tersidir: zihnin diyalektiği ancak gerçek dünyanın, doğanın ve tarihin hareket biçimlerinin yansımasıdır. Doğa bilginleri geçen yüzyılın sonuna, hatta 1830'a kadar eski metafizikle gayet güzel idare edebiliyorlardı, çünkü gerçek bilim mekanikten —yersel ve kozmik— ileri gitmiyordu. Buna karşın, basit matematiğin ölümsüz gerçeğini aşılmış bir görüş olarak kabul eden yüksek matematik, çoğu kez tersini ileri sürerek ve basit [sayfa 258] matematikçiye salt saçmalık gibi görünen önermeler ortaya-koyarak, bir kargaşalık getirmişti. Burada katı kategoriler ortalıktan kayboldu; matematik, salt soyut miktar kategori, kötü sonsuzluk gibi en basit ilişkilerin bile tamamen diyalektik bir biçim aldığı ve matematikçileri isteklerinin tersine ve farkına varmadan diya-lektikçi olmaya zorladığı bir alana ulaştı. Matematikçilerin bu çelişkiyi çözmek, yüksek ve basit matematiği uzlaştırmak, yadsınamayacak bir sonuç olarak vardıkları şeyin saçmalık olmadığını zihinlerinde açıklamak, genel olarak hareket noktasını, yöntemi ve sonsuzluğun matematiğinin sonucunu mantıksal olarak açıklamak için başvurdukları oyunlar, hileler ve kaçamak yollarından daha gülünç bir şey yoktur.
      Ama şimdi her şey değişti. Kimya, fiziksel şeylerin soyut bölünebilirliği, kötü sonsuzluk — atomistik. Fizyoloji — hücre (gerek bireylerin ve gerek türlerin farklılaşma yoluyla organik gelişme süreci, rasyonel diyalektiğin en çarpıcı denemesi) ve son olarak doğa kuvvetlerinin özdeşliği ve kategorilerin tüm değişmezliğine son veren karşılıklı değişebilirlik. Buna karşın, doğa bilginlerinin çoğunluğu, hâlâ eski metafizik kategorilere sarılmakta ve doğadaki diyalektiği sözümona tanıtlayan bu modern olguların rasyonel olarak açıklanması ve birbirleriyle ilişkili hale getirilmesi. gerektiğinde de çaresiz kalmaktaydılar. Burada düşünme gereklidir: atom ile molekülü vb. mikroskopla değil, ancak düşünce ile gözleyebiliriz. Kimyacılar ile (Hegel'i tanıyan Schorlemmer bir yana) sonunda çaresizliğin genel sözlerle örtbas edilmek zorunda kaldığı Virchow'un Hücre Patolojisi'ni karşılaştırınız. Gizemcilikten sıyrılmış diyalektik, gündelik silahlarını sanki mantığın basit matematiğiymiş gibi gösteren, katı kategorinin yeterli olduğu alam terkeden doğabilim için [sayfa 259] mutlak bir zorunluluk oluyor. Felsefe, kendi ölümünden sonra, onu terkettiği için, doğabilimden öcünü alıyor. Ama doğa bilginleri, felsefenin doğabilimde elde ettiği başarıdan, bu felsefede bir şey bulunduğunu ve bu şeyin kendi öz alanlarında onları aştığını görebilmeliydiler (Leibniz — sonsuzluğun matematiğinin kurucusudur, tümevarım budalası Newton[136] ona oranla aşırmacı[137] ve bozucu olarak ortaya çıkar; Kant — Laplace'dan önce evrenin kökeni teorisi; Öken — evrim teorisini Almanya'da kabul eden ilk kişi; Hegel — onun [...][2*] doğabilimleri toplu bir kavrayışla ele alması ve rasyonel olarak gruplandırması, materyalist saçmalıkların topundan daha büyük bir başarıdır).
      Büchner'in, varolma savaşımı temeli üstünde sosyalizmi ve ekonomi politiği yargılama iddiası üzerine: Hegel (Enzyklopädie, I, s. 9) ayakkabıcılık üzerine.[138]
      Politika ve sosyalizm konusunda: Dünyanın beklemiş olduğu anlık (s. 11).[139]
      Birbirinin dışında yanyana olma ve ardarda gelme. Hegel, Enzyklopädie, s. 35! ulusun, tasarının belirlenimi olarak.[140]
      Hegel, Enz[yklopädie], s. 40. Doğa görüngüleri[141] — ama Büchner'de düşünülmez, yalnız kopya edilir, bu yüzden gereksizdir.
      Sayfa 42. Solon'un yasaları "kendi kafasından doğmuştur" — Büchner aynı şeyi modern toplum için yapabilir.
      Sayfa 45. Metafizik — şeylerin bilimi — hareketlerin değil.
      Sayfa 53. "Deneyde her şey, gerçekliğe dayandırdığımız zihne bağlıdır. Büyük bir zihin büyük deneyler yapar ve görüngülerin renkli oyununda önemli noktayı [sayfa 260] hemen kavrar."
      Sayfa 56. İnsan bireyi ile tarih arasındaki paralellik[142] — embriyoloji ile paleontoloji arasındaki paralellik.
      Tıpkı Fourier'nin, hâlâ kullanılmakta olan, bir matematiksel şiir[143] olması gibi, Hegel de bir diyalektik şiirdir.

*


      Yanlış olan gözeneklilik teorisi (buna göre çeşitli sahte maddeler, ısı maddesi vb., birbirinin gözeneklerinde bulunurlar, ama gene de birbirlerine sızamazlar) Hegel tarafından salt anlığın uydurması olarak ortaya konur (Enz[yklopädie], I, s. 259. Aynca bkz: Logik[144].

*


      Hegel, Enz[yklopädie], I, s. 205-206[145] o zamanki fiziksel görüşlere karşın atom ağırlıkları konusunda ve üzerinde düşüncenin karar vermesi gereken, düşünce belirlenimleri olarak atomlar ve moleküller konusunda kâhince bir pasaj.

*


      Eğer Hegel, doğayı yabancılaşması içinde ölümsüz "Fikir"in bir belirişi olarak kabul ediyorsa ve bu böylesine ağır bir suçsa, morfolog Richard Owen'a ne [sayfa 261] diyelim: "bugün gerçekleştirilen hayvan türlerinin varolmasından çok önce, bu ilkörnek fikri, bu gezegende, değişik biçimlerde bedenleşerek kendini gösterdi" (Nature of Limbs, 1849).[146] Bunu, hiç bir kastı olmayan gizemci bir doğa bilgini söylerse, bırakın söylesin denir, ama aym şeyi, bir filozof, ondan bir şey kasteden, ters biçimde olmakla birlikte au fond [aslında] doğru bir şey kasteden bir filozof söylerse, bu bir gizemcilik ve müthiş bir cinayet olur.

*


      Doğa bilgini düşüncesi:
Tanrının yaratma sırasında genelden özele ve bireye doğru gittiğini, önce olduğu gibi omurgalı hayvanları, sonra da memeli hayvanları, yırtıcı hayvanları, olduğu gibi, kediyi ve sonunda aslanı vb. yarattığını öne süren Agassiz'in yaratılış planı! Bu demektir ki, önce somut şeyler biçiminde soyut kavramlar ve sonra somut şeyler! (Bkz: Haeckel, s. 59.)[147]

*


      Oken'de
(Haeckel, s. 85 ve devamı) doğabilim ile felsefe arasındaki ikicilikten meydana gelen saçmalık açıktır. Öken, düşünce yoluyla protoplazma ile hücreyi keşfeder, ama konuyu, doğabilim yolunu izleyerek araştırmak hiç kimsenin aklına gelmez. — Bunu düşünce başarmalıdır! Protoplazma ile hücre keşfedildiğinde, Öken genel bir itibarsızlık içindeydi. [sayfa 262]

*


      Hofmann (Ein Jahrhundert Chemie unter den Hohenzollern)[3*] doğa felsefesine değinir. Hiç bir gerçek hegelcinin tanımadığı edebiyatçı Rosenkranz'tan bir aktarma. Doğa felsefesini Rosenkranz için sorumlu tutmak, Hofmann'ın, şeker pancarının Marggraf tarafından keşfedilmesinden dolayı Hohenzollern'leri sorumlu tutması kadar saçmadır.[148]

*


      Teori ve görgücülük.
— Dünyanın kutupluluğu, teorik olarak Newton tarafından saptanmıştır. Cassini'ler[149] ve öteki Fransızlar, dünyanın elips biçiminde ve kutup ekseninin en uzun olduğunu, görgücül ölçülere dayanarak çok uzun zaman sonra ileri sürmüşlerdir.

*


      Görgücülerin Yunanlıları küçük görmeleri, örneğin Thomson (On Electricity ["Elektrik Üzerine"])[150] okunduğu zaman ilginç bir biçimde sergilenir, bu alanda Davy ve hatta Faraday gibi kişiler karanlıkta elyordamı ile dolaşmakta (elektrik kıvılcımı vb.) ve Aristoteles ve Plinius'un fiziksel-kimyasal görüngüler konusundaki öykülerini anımsatan deneyler yapmaktadırlar. İşte bu yeni bilimde görgücüler eskilerin körükörüne araştırmalarını yinelerler. Ve Faraday, dehasıyla doğru yolu bulduğundan, darkafalı Thomson bunu protesto etmek zorundadır, (s. 397.) [sayfa 263]

*


      Haeckel, Antrop[ogenie], s. 707 "Materyalist dünya görüşüne göre, madde ya da töz hareketten[4*] ya da vis viva'dan [canlı kuvvet] önce vardı, madde kuvveti yaratmıştır." Bu, kuvvetin, maddeyi yaratmış olması kadar yanlıştır; çünkü kuvvet ve madde birbirlerinden ayrılmazlar.[151]
      O, materyalizmini nereden alıyor?

*


      Causae finales
ve Efficientes,[5*] Haeckel tarafından (s. 89, 90) erekli olarak ve mekanik olarak etkiyen nedenlere dönüştürülmüştür, çünkü ona göre causae finales = Tanrı! Gene ona göre, kantçı anlamda "mekanik" tartışmasız = birci; mekanik anlamda mekanik = değil. Böyle bir dil kargaşasında saçmalıktan kaçınmak mümkün değildir. Haeckel'in, burada, Kant'ın Kritik der Urteilskraft için söylediği, Hegel'e uygun düşmez (Geschichte der Philosophie, s. 603).[152]

*


      Haeckel'de kutupluluğun başka[6*] bir örneği: mekanizm = bircilik ve vitalizm ya da teleoloji = ikicilik. Zaten Kant ve Hegel'de içsel erek, ikiciliğe karşı protestodur. Yaşama uygulanan mekanizm çaresiz bir kategoridir, adların tüm anlamından vazgeçmek istemiyorsak, [sayfa 264] olsa olsa kimyasallıktan sözedebiliriz. Amaç: Hegel,V,s. 205.[153]
      "Mekanizm, kavramı için başka bir şeye gereksinme göstermeyen bir bütün halinde doğayı kendi için anlamaya çalışması dolayısıyla bir bütünlük özlemi halinde kendini gösterir — erekte ve, buna bağlı dünyadışı anlıkta bulunmayan bir bütünlük."[7*] Bununla birlikte, önemli olan, mekanizmin (18. yüzyıl materyalizmi de birlikte) soyut bir zorunluluktan ve bundan dolayı da raslantıdan ileriye gidememesidir. Maddenin kendiliğinden düşünen insan beynini geliştirmesi, bunun meydana geldiği yerde adım adım bir zorunluluk bulunduğu halde, mekanizm için salt bir raslantıdır. Gerçekte ise maddenin niteliği düşünen varlıkların evrimine doğru ilerlemektir, bundan dolayı da böyle bir şey gerekli koşulların (her yerde ve her zaman aynı olması zorunlu değildir) bulunduğu yerde zorunlu olarak meydana gelir.
      Gene Hegel'den, V, s. 206:
      "Bundan dolayı, bu ilke [mekanizm ilkesi][8*] dış zorunluluk bağlantısı içinde, içerdiği önemsiz, hatta bayağı her şeyi mutlak bir şeymiş gibi koyan teleolojiye karşı sonsuz özgürlük bilincini verir; burada daha evrensel bir düşünce, kendini ancak son derece sıkıntılı hisseder ve hatta tiksinti duyar."
      Burada, gene doğada büyük bir madde ve hareket israfı vardır. Güneş sisteminde, üzerinde yaşam ve düşünen varlık bulunabilen, muhtemelen en çok üç gezegen vardır — bugünkü koşullar altında. Onlar uğruna koskocaman bir aygıt!
      Organizmadaki içsel amaç, Hegel'e göre (V, s. 244)[154] iti ile işler. Pas trop fort. İtinin tek canlıyı, onun [sayfa 265] kavramıyla azçok uyumlu duruma getirdiği varsayılıyor. Tüm içsel ereğin ne ölçüde ideolojik bir belirlenim olduğu bundan anlaşılıyor. Oysa Lamarck da buna dahildir.

*


      Doğa bilginleri, felsefeyi ihmal ederek ya da kötüleyerek ondan kurtulacaklarına inanıyorlar. Ama düşünce olmaksızın ilerleyemezler ve düşünce için de düşünce belirlenimlerine gereksinmeleri vardır. Ama bu kategorileri, onlar, okumuş denilen kişilerin, çoktan geçip gitmiş felsefelerin, kalıntıların egemenliğinde olan sıradan bilincinden, ya da üniversitede zorunlu olarak birazcık kulak verilen felsefeden (bu ise parçalar halinde kalmaz, aynı zamanda çok değişik ve çoğunlukla en kötü okullann kişilerinin görüşlerinden meydana gelme bir kargaşalıktır), ya da her çeşit felsefe yazılarının eleştirilmeden ve sistemsiz biçimde okunmasından düşünmeyerek alırlar. Böylece felsefenin daha az tutsağı değildirler, ne yazık ki genellikle bu tutsaklık en kötü felsefeyedir. Felsefeye en çok şovenler, en kötü felsefenin en kötü vulgarize edilmiş kalıntılarının tutsaklarıdır.

*


      Doğa bilginleri hangi tutumu benimserlerse benimsesinler, felsefenin egemenliği altındadırlar. Sorun, kötü ve moda olan bir felsefenin mi, yoksa düşünce tarihi ve onun başarıları ile yakınlık kurmuş teorik düşüncenin bir biçiminin mi egemenliği altında olmak istedikleridir. [sayfa 266]
      "Fizik, kendini metafizikten koru", sözü çok doğrudur, ama başka bir anlamda.[155]
      Doğa bilginleri, eski metafiziğin döküntülerine sarılarak, felsefenin aldatıcı bir yaşam sürdürmesine neden olurlar. Ancak doğa ve tarih bilimi diyalektiği özümleyince, bütün felsefî döküntüler —salt düşünce teorisinden başka— gereksiz hale gelir, pozitif bilimde kaybolup giderler. [sayfa 267]






Dipnotlar

[1*] Büchner felsefeyi ancak bir dogmacı olarak tanıyor; nitekim kendisi de Nicolai'ın, Voltaire'in ruhundan yoksun olduğu gibi, büyük Fransız materyalistlerinin ruh ve hareketinden yoksun olan (bu konuda Hegel), Alman sözde Aydınlanma döneminin en yaban ikinci elden ürününün dogmatistidir. Lessing'in "ölü köpek Spinoza."[134] [Hegel] Enzyklopadie. Önsöz, s. 19. [Engels'in notu.]
[2*] Elyazmasında bir mürekkep lekesinin kapladığı bir sözcük okunamamıştır. -Ed.
[3*] "Hohenzollern Egemenliğinde Bir Yüzyıl Kimya". -ç.
[4*] İtalikler Engels'indir. -Ed.
[5*] Ereksel nedenler ve etkileyici nedenler. -ç.
[6*] Bu sözcük, aynı sayfada bulunan nottan hemen önce yazılmış "kutupluluk" notuna atıf yapmaktadır. (Bu kitabın 275-276. sayfalarına bakınız.) -Ed.
[7*] İtalikler Engels'indir. -Ed.
[8*] Engels tarafından eklenmiştir. –Ed.

Açıklayıcı Notlar

[133] "Büchner" başlıklı parça, Doğanın Diyalektiği'nin öteki kısımlarından önce yazılmıştı. Elyazmasının ilk dosyasının açış notu budur. Parçanın, kaba materyalizmin ve toplumsal darvinciliğin taraftarı olan Büchner'e karşı Engels'in tasarladığı bir yapıtın özeti olduğu görülüyor. Parçanın içeriğine ve Büchner’in ikinci baskısı 1872'de yayınlanan Der Mensch und seine Stellung in der Natur ("İnsanın Doğadaki Yeri") adlı kitabının kenarlarına Engels'in koyduğu notlara göre, Engels, en başta Büchner'in bu yapıtını eleştirmeye niyetleniyordu. W. Liebknecht'in Engels'e yazdığı 8 Şubat 1873 tarihli mektupta bulduğumuz "Büchner'e gelince, devam et!" yollu özlü sözler, Engels'in planı konusunda Liebknecht'e bilgi verdiğini anlatıyor gibidir. O halde bu parçanın 1873 başlarında yazıldığı kesinlikle kabul edilebilir. -257.
[134] Engels, aşağıdaki pasajı Hegel'in Felsefî Bilimler Ansiklopedisinin ikinci baskısının önsözünden aktarıyor: "Zamanında Lessing, halkın Spinoza'ya ölü köpek işlemi yaptığını söylemişti". Hegel, Lessing ile Jacobi arasında 7 Haziran 1780'de geçen bir konuşmayı anımsatıyor. Bu konuşma sırasında Lessing şöyle demişti: "İnsanlar neden hâlâ Spinoza'dan ölü bir köpek gibi sözediyorlar?" Bkz: F. H. Jacobi, Werke, Bd. IV, Abt. I, Leipzig 1819, s. 68.
      Hegel, Felsefe Tarihi'nin üçüncü cildinde Fransız materyalistleri üzerinde geniş olarak durur. - 258.
[135] Burada değinilen, L. Büchner, Der Mench und seine Stellung in der Natur in Vergangenheit, Gegemvart und Zukunft ("Geçmişte, Halde ve Gelecekte İnsan ve Doğadaki Yeri"), 2. Aufl., Leipzig 1872. Büchner, kitabının 170-71. sayfalarında, insanın giderek gelişmesi dolayısıyla doğanın insanda kendini idrak ettiği ve insanın pasif olarak doğanın kör yasalarına kendini teslim etmekten vazgeçip onlara egemen olduğu bir anın, yani, Hegel'in deyimiyle, niceliğin nitelik haline geldiği anın ortaya çıktığını söyler. Engels, Büchner'in kitabının kendisinde bulunan kopyasında bu pasajı bir çizgi ile işaretlemiş ve şöyle demiş: "Umschlagl" ("Ani dönüş!"). -258.
[136] Engels, Newton'un, ünlü "Hypolheses nom fingo" ("Ben varsayım icat etmem") sözleriyle dile getirdiği, felsefî görüş darlığına tümevarım yöntemini tekyanlı olarak aşırı değerlendirmesine ve varsayıma karşı olumsuz davranışına değiniyor. Bkz: 15 numaralı açıklayıcı not. -260.
[137] Newton'un diferansiyel ve integral hesapları kendi başına ve Leibniz'den önce keşfettiği, Leibniz'in ise aynı keşfi gene kendi başına keşfetmekle birlikte, buna daha yetkin bir biçim verdiği günümüzde kesinlikle kabul edilmektedir. Engels, bu parçanın yazılmasından iki yıl sonra bu sorun üzerinde daha doğru bir görüş ortaya koymuştur. -260.
[138] Engels, Hegel'den şu pasaja değiniyor: Logik'de Enzyklopadie der philosophisehen Wissenschaftenı ("Felsefî Bilimler Ansiklopedisi"), paragraf 5, not: "Herkes kabul eder ki, herhangi bir bilimi bilmek için onun üzerinde çalışmamız gereklidir ve ancak böyle bir bilginin yardımı ile onun üzerinde bir yargıda bulunabilirsiniz. Bir ayakkabı yapmak için ayakkabıcının zanaatını öğrenmeniz ve yapmanız gerektiğini herkes kabul eder. ... Yalnız felsefe için, sanılır ki, böyle bir inceleme, çaba ve uygulama hiç de zorunlu değildir." -260.
[139] Hegel, Felsefî Bilimler Ansiklopedisi, paragraf 6. gözlem: "Fikir ile gerçeklik arasındaki bu ayrılık, kendi soyutlamalarına, bunlar düşlerden ibaret olsalar da, doğru ve gerçek şeylermiş gözüyle bakan ve politika alanına bile yüklemekten özel bir zevk duyduğu buyurucu 'yüküm'le övünen analitik anlık için özellikle değerlidir. Sanki dünya nasıl olması gerektiğini ama olamadığını öğrenmek için bu anlığı beklemişti!" -260.
[140] Aynı yapıt, paragraf 20 için gözlem. -260.
[141] Aynı yapıt, paragraf 21'e ek. -260.
[142] Hegel'in, bozulmamış bir halden düşünme haline, hem toplum tarihinde ve hem de bireyin evriminde geçişle ilgili sözüne değiniliyor: "Gerçek şudur ki, ... bilincin uyanışı insanın kendi doğasından çıkmıştır ve aynı tarih insanoğlunun herbirinde tekrarlanır" (Felsefi Bilimler Ansiklopedisi, paragraf 24, ek 3). —261.
[143] Bir "matematiksel şiir" terimi, W. Thomson tarafından Fransız matematikçisi Jean Baptiste Joseph Fourier'nin Théorie analytique de la chaleur ("Isının Analitik Teorisi") Paris 1822, yapıtı için kullanılıyor. Bkz: Thomson and Tait. A Treatise on Natural Philosophy, Vol. I, Oxford 1867, s. 713'te kitabın indeksi. Bu kitabın Engels tarafından yapılan özetinde bu kısım kopya edilir ve belirlenir. -261.
[144] Hegel, Felsefi Bilimler Ansiklopedisi, paragraf 130, gözlem; Mantık Bilimi, kitap II, bölüm II, kısım 1, "Maddenin Gözenekliliği Üzerine Not". -261.
[145] Hegel, Felsefî Bilimler Ansiklopedisi, paragraf 103, ek. Burada Hegel, "başka birinin iki katı özgül ağırlığı olan bir cisim aynı hacim içinde öteki cismin iki katı kadar malzeme kısımları (atomlar) içerir" diyerek cisimlerin özgül ağırlıkları arasındaki farkları açıklayan fizikçilerle polemik yapıyor. -261.
[146] R. Owen, On the Nature of Limbs, London 1849, s. 86. -262.
[147] E. Haeckel, Natürliche Schöpfungsgeschichte ("Yaratılışın Doğal Tarihi"), 4. Aufl., Berlin 1873. -262.
[148] Hofmann, kitabının 26. sayfasında, Rosenkranz'ın System der Wissenschaft. Ein philosophisches Encheiridion, Königsberg 1850, kitabında şu aktarmayı yapıyor: "... Platin ... metalliğin en yüksek basamağı alınmak istenirse, aslında ancak gümüşün bir paradoksudur. Bu yalnız altın için geçerlidir..." (paragraf 475, s. 301).
      Hoffmann, Prusya kralı Friedrich William III'ün şeker pancarı sanayiini organize etmede gösterdiği "hizmetleri", kitabının 5 ve 6. sayfalarında anlatır. -263.
[149] Engels'in elyazmasında Cassini adı çoğul olarak (die Cassinis) verilir. Fransız bilim tarihinde Cassini adlı dört gökbilimci vardır: 1) Giovanni Domenico Cassini (1625-1712), İtalya'dan göç eden Paris Rasathanesinin ilk müdürü; 2) onun oğlu Jacques Cassini (1677-1756); 3) ikincinin oğlu Cesar François Cassini (1714-1784) ve 4) onun oğlu Jacques Dominique Cassini (1784-1845). Bu dört kişi birbiri ardından Paris Rasathanesi müdürlüğü görevini yapmıştır (1669'dan 1793'e kadar). İlk üçü, dünyanın şekli konusundaki nevtonculuğa aykırı görüşleri yanlış olarak benimsemiş, ancak sonuncusu, dünyanın büyüklüğü ve şekli ile ilgili daha sağlam ölçülerin etkisi altında, dünyanın ekseni çevresinde kaldığını söylerken doğru hareket ettiğini kabul etmek zorunda kalmıştı. -263.
[150] Th. Thomson, An Outline of the Sciences of Heat and Electricity, 2nd edition, London 1840. -263.
[151] E. Haeckel, Anthropogenie oder Entwickclungsgeschichte des Menschen, Leipzig 1874, s. 707-708. -264.
[152] Haeckel (Natürliche Schöpfungsgeschichte, 4. Aufl., Berlin 1873, s. 89-94), Kant'ın Teleolojik Yargı Gücünün Eleştirisi'ndc (ikinci kısım) "mekanik açıklama yöntemi" ile teleoloji arasında düştüğü çelişkiyi belirtir. Kant'ın tersine teleolojiyi dış amaçların, dış erekliliğin öğretisi olarak gösterir. Oysa Hegel, Felsefe Tarihi, cilt III, kısım III, bölüm 4, Kant'la ilgili paragrafta (Werke, Bd. XV. Berlin, 1836, s. 603) aynı Teleolojik Yargı Gücünün Eleştirisini incelerken, organik varlıklarda "her şeyin erek ve aynı zamanda karşılıklı olarak birbiri için araç olduğunu" kabul eden Kant'ın "iç ereklilik" görüşünü önplana koyar. (Hegel'in verdiği Kant'ın sözleri.) -264.
[153] Hegel, Mantık Bilimi, kitap III, bölüm II, kısım 3. Engels Doğanın Diyalektiği üzerinde çalışırken G. W. F. Hegel, Werke, Bd. V, 2. Aufl., Berlin 1841 baskısını kullanmıştır. -265.
[154] Aynı yapıt, bölüm III, kısım 1. 265.
[155] Bu demektir ki, "metafiziği" örneğin genel olarak felsefî düşünce diye kabul eden Newton'un yaptığı gibi eski anlamında değil de, modern anlamında yani metafizik düşünce yöntemi olarak almak gerekir. (Bkz: 15 numaralı not.) -267.



Sayfa başına gidiş