Karl Marks
Kutsal Aile
ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi


Karl Marx-Friedrich Engels'in Die heilige Familie, oder, Kritik der kritischen Kritik. Gegen Bruno Bauer und Konsorten (1845) adlı yapıtı Fransızcasından (La sainte famille, ou critique de la critique, Editions sociales, Paris 1969) dilimize çevrildi ve kitap Kutsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi – Bruno Bauer ve Hempalarına Karşı adı ile Sol Yayınları tarafından Ekim 1976 tarihinde yayınlandı.

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir. erisyayinlari@kurtuluscephesi.org

Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında: Kutsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi (2.956 KB)

E-kitap formatında:
Kutsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi (470 KB)








KUTSAL AİLE

YA DA ELEŞTİREL ELEŞTİRİNİN ELEŞTİRİSİ
BRUNO BAUER VE HEMPALARINA KARŞI

KARL MARKS - FRİEDRİCH ENGELS




SUNUŞ

      KUTSAL AİLE, Marx ve Engels’in birlikte yazıp yayınladıkları ilk yapıttır. Aslında imzaları, ilkin Rheinische Zeitung’da (“Ren Gazetesi”), sonra da Deutsche-Französische Jahrbücher’de (“Alman-Fransız Yıllıkları”) daha önce yanyana gelmiş bulunuyordu ve Marx, Kutsal Aile’de bu dergiye sık sık atıfta bulunacaktır. Ama Kutsal Aile ile gerçek bir işbirliği sözkonusudur. Ve bu işbirliği, bilindiği gibi bundan böyle iki dost arasında, Marx’ın ölümü buna bir son verinceye değin ara vermeksizin sürecektir.
      Marx ve Engels 1844 Ağustosu sonlarında Paris’te buluşurlar. Birlikte geçirdikleri on gün içinde, Allgemeine Literatur-Zeitung (“Genel Yazın Gazetesi) adlı bir dergi yayınlayan [sayfa 10] Bauer kardeşler ile yandaşlarına karşı birlikte polemik bir yapıt yazmayı kararlaştırırlar. Kitap, Kritik der kritischen Kritik. Gegen Bruno Bauer und Consorten (“Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi. Bruno Bauer ve Hempalarına Karşı”) adını taşıyacaktır. Bölümleri hemen bölüşür ve önsözü hemen yazarlar. Engels hemen işe koyulur ve başlangıçta kısa bir yergi yazısı genişliğini geçmeyecek gibi görünen yapıttan kendi payına düşeni hemen yazar. Engels gittikten sonra Marx, kasım sonuna değin konu üzerinde çalışır ve yapıt kalemi altında haftadan haftaya durmadan büyür. Marx bu çalışma için, 1844 ilkyazı ve yazı içinde kağıt üzerine çiziktirmiş bulunduğu notlarının, İktisadi ve Felsefi Elyazmaları’nın bir bölümünü kullanır; ayrıca Fransız devrimi üzerindeki notlarından da yararlanacaktır.
      Demek ki kesin yapıt, özsel bakımdan Marx’ın yapıtıdır. Engels, yapıtın onda-birini bile yazmamıştır. (Daha ilk baskıda, iki yazardan herbirine hangi bölümlerin düştüğü, bizim de belirtmiş bulunduğumuz gibi, içindekiler çizelgesinde gösteriliyordu.)
      Başlangıçtaki broşür, küçük boyda yirmi formayı aşan gerçek bir kitap olmuştu. Bunun üzerine, birçok Alman devletinde yürürlükte bulunan kurallar gereği, önceden sansürden geçmeye gerek kalmamıştı.
      Elyazmasını basımcıya göndereceği sırada Marx, ona kesin adını verir: Kutsal Aile ya da Eleştirel ... vb.. Main-üzeri-Frankfurt’ta (Frankfurt am Main) Literarische Anstalt (J. Rütten) tarafından hemen basılan yapıt, 1845 Şubatında çıkar.
      Kutsal Aile, Allgemeine Literatur-Zeitung çevresinde toplanan Bauer kardeşler ile onların genç-hegelci yandaşlarını gülünç bir adlandırma biçimidir. Marx ve Engels, Bauer kardeşlerin idealist görüşlerini, onların gerçek yaşamdan uzaklıklarını ve felsefe ve tanrıbilim alanlarındaki soyut söylevler çekme eğilimlerini eleştirirler. Öznelciliğe eğilim gösteren bu [sayfa 11] genç-hegelciler, halk yığınlarında cansız bir maddeden, tarihsel süreç içinde yararsız bir yükten başka bir şey görmüyorlar ve buna karşılık “tin” taşıyıcıları, “mutlak eleştiri” taşıyıcıları olan seçkin kişiliklerin ve özellikle kendilerinin, tarih yapıcıları olduklarını ileri sürüyorlardı. Almanya’nın ilerleyici bir evrim yolu üzerindeki başlıca engeli bunlar, o sıralarda Almanya’da egemen olan gerici toplumsal düzende değil ama sadece egemen düşüncelerde, özellikle de dinde görüyorlardı.[1]
      Demek ki Kutsal Aile, kökende özsel olarak polemik bir yapıt, bir yergi yazısıdır. Bu yapıt, aynı nitelikte bir yapıt olan ve büyük ölçüde aynı hasımlara yönelik Alman İdeolojisi gibi, –zaten bu iki yapıtın birçok sayfalarından birbirine çok yakın bir ses çıkar–, bu kökenden zarar görür. İlkin, Marx ve Engels’in tartıştıkları, çürütüp gülünç duruma düşürdükleri metinler bugün unutulmuş oldukları için. Güncel okur bakımından Kutsal Aile, bu bahanelerin önemsizliğinden zarar görür. Artık Edgar ya da hatta Bruno Bauer’in broşürlerini kim okur? Eugène Sue’nün Les Mystères de Paris (“Paris’in Gizemleri”) adlı yapıtının Franz Zychlin von Zychlinski’ye (Szeliga) esinlediği ayrıntılı yorumlar ile, Almanya ya da Fransa’da kim ilgilenir? Hatta Fleur-de-Marie’nin [Meryem Çiçeği], Chourineur’ün [Bıçakçı] ya da Maître d’école’ün [Öğretmen] başlarına gelenleri okuyunca hâlâ gülen ya da acıyan kimseler bile melodramın bu kahramanlarının, onları eleştirmekle bu kahramanların çıkıp yansıttıkları topluma saldırılmış olunacak derecede, çağın şu ya da bu toplumsal katmanının tutum, düşünce ve davranışını dışavurduklarını düşünmekte duraksayacaklardır.
      Öte yandan Marx’ın eleştirisi çoğu kez biçimle, karşıtlarının düşüncesinin çoğu kez gerçekten beceriksiz ya da gülünç dışavurumu ile uğraşır. Bağlamlarından koparılınca [sayfa 12] Bauer, Szeliga ya da Faucher’in son derece ince elenip sık dokunmuş o formülleri, Lenin’in de belirttiği gibi, usanç verici bir izlenim uyandırırlar.[2]
      Gene de Lenin, elde kalem, Kutsal Aile’yi okumak ve ondan uzun parçalar almaktan geri kalmamıştır. Şundan ki polemik yapıt, Marx ve Engels için “geçmişteki felsefi bilinç[leri] ile hesaplaşma”[3] fırsatıdır ve Feuerbach’ın –burada hâlâ övgüsünü yaptıkları– bakış açısını aşan Marx ve Engels, “soyut insan inanışını... gerçek insanların ve onların tarihsel gelişmelerinin bilimi ile... değiştirme”ye[4] başlarlar. Başka bir deyişle, tarihsel materyalizmin ilkelerini hazırlamaya başlarlar.
      Kutsal Aile’de Marx, her ne kadar henüz hegelci terminolojiyi kullanırsa da Hegel felsefesinden uzaklaşır. Kutsal Aile’nin Proudhon’a ayrılmış sayfalarını yorumlayan Lenin, –o sıralarda Marx Paris’te, Proudhon ile uzun tartışmalar yapmıştır–, şöyle yazar:

“Marx burada hegelci felsefeden uzaklaşır ve sosyalizm yoluna girer. Bu evrim açıktır. Marx’ın neler kazanmış [sayfa 13] bulunduğu ve yeni bir fikirler alanına nasıl geçtiği görülür.”[5]
      Özellikle genç-hegelciler tarafından fikirlere verilen role değinen Marx, toplumsal dönüşümlerde insanların pratik eylemi üzerinde dirençle duracaktır.

“Fikirler hiçbir zaman dünyanın bir eski durumunun ötesine götüremezler, diye yazar, onlar hiçbir zaman eski durumun fikirlerinin ötesine götürmekten başka bir şey yapamazlar. Genel olarak söylemek gerekirse fikirler, hiçbir şeyi iyi bir sonuca vardıramazlar. Fikirleri iyi bir sonuca vardırmak için, pratik bir güç kullanan insanlar gerekir.”[6]


      Ve Engels de şöyle yazar:

“Tarih hiçbir şey yapmaz... Tersine, bütün bunları yapan... ve bütün bu çatışmalara girişen insandır, gerçek ve yaşayan insan.”[7]


      Daha ötede Marx, güncel olarak varolduğu biçimdeki toplumu, hangi kategori gerçek ve canlı insanların “eleştirdiklerini” belirtir. Bunlar “toplumun, insan olarak acı çeken, duyan, düşünen ve davranan emekçi üyeleridir. Bu nedenle, bunların eleştirisi aynı zamanda pratiktir de”.[8]
      Proletaryanın devrimci rolü, özellikle Proudhon’a ayrılmış bulunan bölümde açığa vurulmuştur:

“Proletaryada insan, kendi kendini yitirmiştir ... o ... böylesine bir insan-dışılığa karşı başkaldırmak zorundadır. ... Nedir ki o, kendi öz yaşam koşullarını kaldırmadan, kendi kendini kurtaramaz. Güncel toplumun tüm insandışı yaşam koşullarını kaldırmadan da kendi öz yaşam koşullarını kaldıramaz.”[9]


      Ve Marx şu ya da bu proleterin öznel istencinin sözkonusu olmadığını açıkça gösterir:

“Sözkonusu olan şu ya da bu proleterin ya da hatta tüm [sayfa 14] proletaryanın bir an için hangi ereği tasarladığını bilmek değildir. Sözkonusu olan proletaryanın ne olduğunu ve bu varlık uyarınca tarihsel olarak neyi yapmak zorunda kalacağını bilmektir.”[10]


      “Proletarya ile zenginlik”ten oluşan bu karşıt kutupları çözümleyen Marx, her ikisinin de özel mülkiyetten çıkmış olduklarını gösterir. Ve bu özel mülkiyetin kendi yıkım nedenlerini nasıl kendinde taşıdığını da açıklar:

“Gerçi iktisadi hareketi içinde özel mülkiyet, kendi öz yokoluşuna doğru yol alır; ama ... sadece ... işlerin doğasının koşullandırdığı ... kendinden bağımsız ... bir evrim aracıyla ... Proletarya, özel mülkiyetin proletaryayı yaratarak kendine karşı verdiği yargı kararını uygular.”[11]


      Bu fikirlerin bir bölümü, gerçi Marx’ın Edgar Bauer’in saldırılarına karşı savunduğu Proudhon’da ve yapıtlarını iyi bildiği öteki fransız sosyalistlerde de bulunur. Ama bazı noktalarda Marx daha ileriye gider. Aşağıdaki parça, marksist teori içindeki önemi bilinen “üretim ilişkileri” kavramının bir ilk formülasyonu değil midir?

“Proudhon bu fikre upuygun bir açıklama vermeyi başaramadı. Yani insan için varlık olarak, insanın nesnel varlığı olarak nesnenin, aynı zamanda insanın öteki insan için varoluşu, onun öteki ile insanal bağlantısı, insanın insana oranla toplumsal davranışı da olduğu ... fikrine.”[12]


      Daha ilerde Marx, Proudhon’un ardından, bir nesnenin “değer”i üzerinde durur.[13] Ve Lenin’in belirttiği gibi o bu sayfalarda “emek-değer teorisinin yolu üzerinde”dir.[14]
      Ama bu alıntılar Kutsal Aile’nin özsel olarak ekonomi politiği incelediğini düşündürtebilir. Gerçekte durum hiç de böyle değildir. Bauer kardeşlere karşı polemik, Marx ve Engels [sayfa 15] için, tarih, felsefe, toplumbilim, din, edebiyat, vb. birçok alanlara değinen bir “konu dışına çıkmalar” (“digressions”) ya da açıklamalar fırsatıdır.
      Eugène Sue’nün kişilerinin çözümlemesi ve bu yazarın sözde-sosyalizminin eleştirisi ile uzmanlar ilgileneceklerdir. Ama ne fransız materyalizminin kısa özeti (Bölüm VI, s. 168-179) ile ilgilenmek için meslekten felsefeci olmak zorunludur, ne de Yahudi sorunu ve Fransız devrimi üzerindeki gözlemlerin (Bölüm VI) tadına varmak için toplumbilimci ya da tarihçi olmak.
      Marx’ın düşüncesinin gidiş ve hazırlanışını daha yakından irdelemek isteyen biri için Kutsal Aile’nin özellikle taşıdığı değeri belirtmeye, sanırız ki bu bilgiler yetecektir.[15]
      Belki son olarak Kutsal Aile’nin her sayfada Fransız sorunlarını incelediği de belirtilebilir. Gerçi polemik Bruno Bauer ile onu kuşatan genç-hegelciler topluluğunu gözetir. Ama tartışma, Eugène Sue ve Proudhon, Fransız devrimi ve fransız materyalizmi konusunda olur. Ve Marx “Yığın”dan sözederken düşündüğü, Paris proletaryasıdır, o dolaysız bir tanışıklık ve dolaysız bir deneyim sahibi olmaya başladığı proletarya. Fransız okuru bakımından, Marx ve Engels’in bu gençlik yapıtını öğrenmek ya da yeniden okumak için ek bir nedendir bu. [sayfa 16]






Dipnotlar

      [1] Marx ve Engels ile Bauer kardeşler arasındaki polemik özerine daha çok ayrıntı için bkz: L’Idéologie allemande, Editions Sociales, 1968, Önsöz. [K. Marx-F. Engels, Alman İdeolojisi [Feuerbach]. Sol Yayınlan, Ankara 1976. -Ed.]
      [2] Lénine, Cahiers philosophiques, Editions Sociales, s. 34: “Daha sonraki bölüm de (VIII), gene usanç verici, kılı kırka yarıcı bir eleştiri ile başlar” ... “Bütün VII. Bölüm, aktarılan parçaların dışında, en akla-hayale sığmaz alay ve parodilerden başka bir şey içermez, en önemsiz çelişkileri didik didik eder ve Literatur-Zeitung’un tüm budalalıklarını gırgıra alır.”
      [3] Karl Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, “Önsöz”, s. 27, Sol Yayınları, Ankara 1976. Gerçi aslında bu tümce Alman İdeolojisi ile ilgili. Ama Kutsal Aile ile Alman İdeolojisi sadece zaman içinde birbirlerine yakın olmakla kalmazlar; her iki yapıt da benzer bir felsefî eğitim çalışmasını temsil ederler. Bu bakımdan, Alman İdeolojisi, aslında Kutsal Aile’nin başlamış bulunduğunu sürdürmekten başka bir şey yapmaz. Kutsal Aile yayımlanmış olduğu halde bu yapıtlardan öbürünün o zaman bütünüyle yayımlanmamış bulunması, yazarların iradesine değil, koşullara bağlıdır (bir yayıncı bulma güçlüğü, vb.).
      [4] Engels, Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Sol Yayınlan, Ankara 1976, ş. 44: “Ama Feuerbach’ın hiç atmamış olduğu adımın atılması kaçınılmazdı; foyerbahçı yeni dinin merkezini oluşturan soyut insan inanışının yerini zorunlu olarak, gerçek insanların ve onların tarihsel gelişmelerinin bilimi almalıydı. Feuerbach’ın bakış acısının bu daha sonraki, Feuerbach’ın kendisinin de ötesindeki gelişmesini; Marx 1845 yılında Kutsal Aile ile başlattı.”
      [5] Cahiers philosophiques, s. 16.
      [6] Bu kitabın 182-183. sayfalarına bakınız. —Ed.
      [7] Bu kitabın 144. sayfasına bakınız. -Ed.
      [8] Bu kitabın 231. sayfasına bakınız. -Ed.
      [9] Bu kitabın 62. sayfasına bakınız. -Ed.
      [10] Bu kitabın 62-63. sayfalarına baknuz. -Ed.
      [11] Bu kitabın 61-62. sayfalarına bakınız. -Ed.
      [12] Bu kitabın 71. sayfasına bakınız. -Ed.
      [13] Bu kitabın 80. sayfasına bakınız. -Ed.
      [14] Lénine, Cahiers philosophiques, s, 21.
      [15] Daha geniş ayrıntılar için, Emile Bottigelli’nin 1844 Elyazmaları (Ekonomi Politik ve Felsefe) için yazdığı uzun sunuş yakısına [Sol Yayınları, Ankara 1976, s. 11-86 -Ed.] ve Alman İdeolojisi’nin “Önsöz”üne [Sol Yayınları, Ankara 1976, s. 33-35 -Ed.] bakmak gerekir.




Sayfa başına gidiş