Felsefe Ansiklopedisi                                                       Kurtuluş Cephesi İnternet Sayfası

kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyay@kurtuluscephesi.org


      ARTI-DEĞER. (Os. Fazlai kıymet, Fr. Plus-value)
      (O. Hançerlioğlu, "özleştirme" yaparak Marksist-Leninist yazının "artı-değer" terimini "artık-değer" olarak kullanmaktadır. - Eriş Yay.'nın notu)
      Emekçinin, kendi emek gücünün değerini ürettikten sonra fazladan ürettiği değer... Artık-değer ya da artı-değer, Marksbilimin en önemli kavramıdır. Markscıhğın kurucularından Engels, onu, tarihsel özdekçilik görüşüyle birlikte, Kari Marx'ın iki büyük buluş'ımdan biri sayar. Bu kavram, anamalcı üretimin bütün sırlarını açığa vurmuştur. "Artık-değer üretimi, anamalcı üretim biçiminin saltık yasasıdır" (Marx, Kapital, c. I, Kitap V, s. 18). Anamalcı üretimin amacı ve geliştirici gücü, artık-değer üretimidir. Bunun nedeni kısaca şudur: Pazardan on liraya alınan bir mal, aynı pazarda yeniden satılmak istenirse ancak on liraya satılabilir. On liraya satılmakta olan o mala kimse yirmi lira vermez. Öyle bir mal bulunmalıdır ki pazardan on liraya alındığı halde aynı pazarda örneğin yirmi liraya satılabilsin. Bu olağanüstü mal bulunmakla anamalcılık gerçekleşmiş olmaktadır. Bu olağanüstü ve malolduğundan fazlasını veren tek mal vardır ve adı emek-gücü'dür. Emek gücü, mal niteliğini alan insan emeğinin adıdır. Anamalcı, bu niteliğinden ötürü, emek gücünü satın alır. Emek gücü de, bütün öteki mallar gibi, değiştirme değeriyle satın alınmıştır. Bir malın değiştirme değeriyse, onun yeniden üretilmesi için gereken zorunlu emek süresiyle belirlenir. İşte emek gücü malı, kendisini yeniden üretmesi için gereken bu zorunlu süreden daha fazla çalıştırılmakla, zorunlu sürede kendi değerini ve bu sürenin fazlasında da artık-değer'i üretir. Bu artık-değer, anamalcının, karşılığında hiç bir şey ödemeden alıp kendisine malettiği değerdir. Başka türlü bir deyişle, anamalcı, emekçinin emek gücünü ödeyip emeğini satın almıştır. Hammaddeye ödenen parayla hammadde satın alınır, üretim aracına ödenen parayla üretim aracı satın alınır, oysa emek-gücü'ne ödenen parayla emek satın alınmaktadır. Artık-değer'i yaratan sır buradadır. Emekçi, kendi emek gücünün değerini yeniden üretmek için gerekli iş zamanından daha fazla emek harcayarak artık-değer üretir. Öyle bir mal ki karşılığı ödenmeden alınmaktadır, parasız alınmıştır ama parayla satılacaktır. Anamalcının kâr adını verdiği karışık mekanizmanın içyüzü budur. Anamalcılık düzeni bu mekanizmaya dayanır. Artık-değer'in büyütülmesi çeşitli biçimlerde gerçekleştirilir: 1) Çalışma süresi uzatılır. İş günü, örneğin sekiz saatten on saate çıkarılır. Emekçinin kendi emek gücünü yeniden üretmesi, eşdeyişle ücretinin karşılığını çıkarması için dört saatin gerektiğini varsayarsak bu uzatmayla dört saatlik artık-değer üretirni altı saate çıkarılmış olur. 2) Ücret azaltılır. Böylece emekçinin kendisi için çalışma süresi azaltılarak artık-değer üretimi için, çalışma süresi uzatılmış olur. 3) Emek yoğunlaştırılır. Emeğin verimliliğini arttıran teknik yenilikler uygulanarak emekçinin kendisi için gerekli olan değeri daha kısa bir-zamanda üretmesi ve geri kalan daha büyük zamanda da daha çok artık-değer üretmesi sağlanır. 4) Bunların hepsi birden gerçekleştirilmeye çalışılır. Ne var ki, artık-değerin daha da arttırılması için anamalcılarca başvurulan bütün bu yollar doğal ve insansal birtakım engellerle sınırlıdır. Örneğin gün yirmi dört saattir ve iş günü bundan öteye uzatılamaz, bunun gibi emekçinin emek gücünü koruyabilmesi için gereken besini alabilecek bir ücret alması gerekir ve ücret bu çizginin altına düşürülemez. Bu sınırlar, anamalcılığın iç çelişmesini gerçekleştirirler. Bundan başka emekçiler de kendi haklarını korumak için anamalcılarla sürekli olarak çekişme hâlinde bulunurlar. Üretim araçlarını ellerine geçirip emek malı satın alma durumunu elde eden anamalcılar sınıfıyla üretim araçlarından yoksun bırakılıp emeğini satmak zorunluğuna itilen emekçiler sınıfı arasındaki bu kavga, anamalcılık düzeninin zorunlu koşuludur. Anamalcılık düzeni varolduğu sürece bu kavga da sürüpgider. Kârı Marx, çalışma zamanının arttırılması ya da çalışmanın yoğunlaştırılmasıyla çoğaltılan artık-değere saltık artık-değer, emeğin verimini arttıran teknik yeniliklerin uygulanmasıyla çoğaltılan artık-değere görece artık-değer adını verir. Çünkü, birinci biçimdeki çoğalma saltık (Os. Mutlak) ve ikinci biçimdeki çoğalma görece (Os. Nisbî)'dir. Marx, para-mal-para dolaşımında, işin sonunda elde edilen para miktarının başlangıçta dolaşıma sokulan para miktarıyla bir fazlalığın toplamına eşit olduğunu belirttikten sonra artık-değeri şöyle tanımlar: "Bu fazlaya, yani başlangıçtaki değeri aşan bu bölüme surplus value (artık-değer) adını veriyorum" (Marx, Kapital, Cilt I, Kitap II, Bölüm I). Daha sonra, artık-değerin nasıl elde edildiğini şöyle açıklar: "Konuyu daha yakından inceleyelim. Kendisinde bir yarım iş gününün maddeleşmiş bulunduğu, yani kendisinin günlük üretimi için gerekli tüketim araçları bir yarım iş gününe malolduğundan emek gücünün günlük değeri diyelim ki üç şilindir. Ne var ki, emek-gücü'nde maddeleşmiş bulunan geçmişte harcanmış emek'le bunun harekete getirdiği canlı emek, emek-gücü (Al. Arbeitskraft)'nü günlük muhafaza ve bakım masraflarıyla bunun iş sürecinde günlük harcanışı birbirinden büsbütün farklıdır. Birincisi emek-gücünün değiştirme değerini belirler, ikincisi ise emek-gücünün kullanma değeridir. Kendisini yirmi dört saat canlı tutmak için bir yarım iş gününün gerekli olması, emekçinin tam bir gün çalışmasına asla engel değildir. O halde, emek-gücünün değiştirme değeriyle emek-gücünün iş sürecinde yarattığı kullanma değeri de birbirinden tamamen farklıdır. Anamalcı emek-gücünü satın alırken işte bu farkı gözönünde tutmuştur. Emeğin iplik ya da çizme yapmak biçimindeki yararlılık özelliği sadece bir vazgeçilmez koşuldur. Çünkü değiştirme değeri yaratabilmek için emeğin yararlı bir biçimde, kullanma değeri yaratacak biçimde harcanması gerekir. Oysa anamalcıyı emek-gücünü satın almaya götüren bu malın sahibolduğu spesifik kullanma değeridir ki, bu da sadece bir değer kaynağı olmasından değil, kendi sahip bulunduğu değerden daha fazla bir değer kaynağı olmasından doğar. Anamalcının, bu emek gücü malından beklediği hizmet budur. Anamalcı, bu alışverişte, mal değişimini yöneten yasalara uygun davranmaktadır. Emek-gücü satıcısı, başkaca herhangi bir malın satıcısı gibi, malının değiştirme değerini gerçekleştirmiş ve malının kullanma değerinden ayrılmış olur. Çünkü bunlardan birini elden çıkarmadan ötekini elde edemez. Tereyağının kullanma değeri ne kadar tereyağı satıcısına ait bulunursa, emek-gücünün kullanma değeri de o kadar emek-gücü satıcısına aittir. Anamalcı, bir günlük emek-gücünün değiştirme değeri karşılığını ödemiştir, bundan ötürüdür ki emek-gücünün bir günlük kullanma değeri —yâni, emek-gücünün bir günlük harcanışı— kendisinin olmuştur. Emek-gücünün bir günlük muhafaza ve bakımının sadece yarım iş-gününe malolması, emek-gücünün tam bir gün çalışabilmesine ve kullanımıyla bir gün boyunca kendi değerinin iki katı bir değer yaratmasına rağmen, alıcısı için bir talih olduğu halde satıcısı için asla haksızlık sayılmaz. Anamalcımız bu durumu önceden görmüştür. Bundan ötürüdür ki emekçi, işyerinde, sadece altı saat için değil, on iki saatlik bir iş süreci için gerekli üretim araçlarını hazır bulur. On libre pamuk altı iş saatini emip on libre ipliğe dönüşürse, yirmi libre pamuk on iki iş saatini emip yirmi libre ipliğe dönüşür. Şimdi bu uzatılmış iş zamanının ürününü inceleyelim. Yirmi libre iplikte beş işgünü maddeleşmiş bulunur: Bunun dört işgünü daha önce pamuk üretimiyle iğ yapımı için harcanmış, bir işgünü de iplik yapma sürecinde pamuk tarafından emilmiştir. Beş işgününün altınla dilegetirilmesi otuz şilindir. Bu, aynı zamanda, yirmi libre ipliğin fiyatıdır. Bir libre iplik on sekiz peniye malolur. Buna karşılık sürece sokulan malların değer toplamı yirmi yedi şilin tutmuştur. İplikse otuz şilin ediyor. Ürünün değeri, kendi üretimi için yatırılmış değerden dokuzda bir oranında artmış bulunuyor. Demek ki yirmi yedi şilin, otuz şiline dönüşmüştür. Yirmi yedi şiline, üç şilinlik bir artık-değer eklenmiş olmaktadır. Oyun başarıyla bitmiş, para da anamal'a. çevrilmiştir" (İbid, Cilt I, Kitap II, s. 84, 85, 86. Bu parça Mehmet Selik'in değerli çevirisinden, kimi sözcükler özleştirilip kimi terimler daha da açıklanarak ve altları tarafımızdan çizilerek, alınmıştır). Bk. Değer, Emek-gücü, Arbeitskraft, Arbeitsvermägen, Arbeit, Kullanma Değeri, Değiştirme Değeri, Anamal, Anamalcılık, Emek, Para, Mal, Fiyat, Ücret, Kâr, Emek Zamanı, Emek Miktarı, Emeğin Yoğunlaştırılmast, Soyut Emek, Somut Emek, Emeğin Yabancılaşması, Emeğin Fiyatı, Emek Değer, Billurlaşma, Tarihsel Özdekçilik, Marksçılık, Mehrwert.

Cilt I