Felsefe Ansiklopedisi                                                       Kurtuluş Cephesi İnternet Sayfası

kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyay@kurtuluscephesi.org

AİLE :
      (Os. Aile, Fasile, Taife, Familya, İyal;Fr. Famille, Alm. Familie, İng. Family, İt. Famiglia) Kandaş ve kayınların topluluğu.<
      1. Etimoloji: Batı dillerinde Latince familia kökünden geçmiştir. Latince famulus, evcil köle anlamındadır. Latince familia da tekefendiye bağlı olan kölelerin bütünü demektir. Gaius çağında familia, miras payıydı ( La. İd est patrimonium). Sonradan Roma'lı babanın karısı, çocukları ve kölelerin tümünü kapsayan bir anlam kazandı. Roma'lı baba, bütün bunların üstünde öldürmek hakkına kadar varan kesin bir mülkiyet hakkına sahipti. Türkçe özleştirmede oruk, ocak, ayle sözcükleri önerilmişse de kullanılmamıştır.
      2. Doğabilim: Takımların ayrıldığı bölüm, ki o da ayrıca türlere bölünür. Temel nitelikleri bir olan hayvan ve bitki toplulullarıdır.
      3. Toplumbilim: Tarımın ve köleliğin gerçekleşmesiyle meydana gelmiştir. Aile başkanının yönetiminde, kandaş ve kayın, bütün hısımları kapsar. Birlikte oturmak şartıyla hısım olmayanlar da bu kapsamın içindedir. Bu geniş anlama karşılık, dar anlamda aile, koca, karı ve çocuklardan kurulu bir topluluktur. Konuşma dilinde ve karı anlamlarında da kullanılır. Ayrıca, aynı erek çevresinde toplanmış toplulukları adlandırır. Ölüleri de içine alarak soydaşlık anlamını da verir. Klasik toplumbilimde aile, çeşitli bakımlardan sınıflandırılmıştır. Bir çok kandaş ailelerin aynı çatı altında oturmalarındanmeydana gelen ailye büyük aile (Fr. Famille grande), baba- ana ve çocuklarla birlikte bir iki bekar akrabadan kurulu aileye dar aile (Fr. Famille restreinte), baba-ana ve evlenmemiş çocuklardan kurulu aileye karı-koca ailesi (Fr. Famille conjugale), babanın savaş yada yolculuk nedeniyle evden ayrıldığı süreyle sınırlı olmak üzere başka bir erkeğin koruması altına giren aileye iğreti aile (Fr. Famille taisible), karı-kocayla onlrın bütün erkek soylarından kurulmuş aileye baba ocağı ailesi (Fr. Famille patarnelle), babanın öldürmeye kadar varan geniş yetki taşıdığı aileye babaerkil aile (Fr. Famille patriarcale), baba-ana ve evli çocuklarla onların çocuklarından kurulu aileye kök aile (Fr. Famille souche) adı verilmektedir. Büyük aileye ingilizce geniş aile (İng. Extended family, Joint family) denildiği gibi birleşik aile (İng. Composite family) de denir. Bu aile tipine Slavlar Zadruga derler.
      4.Tarih: İlkin, insanlar arasında her türlü kuraldan yoksun cinsel ilişkiler vardı. Bunlar, bir aile ilişkileri değil, bir aşiret ilişkileriydi. Ana, çocuk, kardeş gözetilmeksizin aşiretin bütün kadınlarıyla bütün erkekleri birbirleriyle cinsel ilişki kurabilirlerdi. Bu durumda baba belli olmadığından çocuklar toplumundu. Aşiretin ekonomik yapısı da buna uygundu, herkes aşiret için çalışır ve herşey herkes arasında bölüşülürdü. Aile denebilecek ilk topluluklar ana-babalarla çocuklar arasında cinsel ilişki yasağıyla başladı. Böylelikle ailenin ilk biçimi olan kandaş aile ortaya çıktı. Ailen bu ilk biçiminde çocukların dışında gene bütün erkeklerle bütün kadınlar cinsel ilişki kuruyorlardı. İkinci kuşakolan çocuklar da kendi aralarında aynı durumdaydılar. Ailenin ikinci aşaması, kardeşler arasında da cinsel ilişkinin yasaklanmasıyla gerçekleşti. Ailenin bu ikinci biçimi ortaklaşa aile adıyla adlandırlır. Babalar gene belli olmadığından kardeşler arasındaki bu yasak sadece anaca kardeş (karındaş) olanlar arasında geçerliydi. Bu aşamada kız kardeşler ortak kocalarının ortak karılarıydılar ama ortak kocalar kadınların erkek kardeşleri olamazdı. Ailenin üçüncü biçimi olan iki başlı aile hısımlar arasında da cinsel ilişkinin yasaklanmasıyla gerçekleşti, bu durumda gruplar arası evlenmeler çok güçleşmiş ve bir kadınla bir erkeğin az çok uzun bir süre bir arada yaşamaları zorunlaşmıştı. Bununla beraberi, bu aşama da, hısımlar dışında, gene bütün kadınlar bütün erkeklerin ve bütün erkekler bütün kadınlarındı. Örneğin, bir erkek bir kadını kaçırdığı zaman, önce kadına erkeğin bütün arkadaşları sahip oluyorlardı. Kadın da, hısımlar dışında başka erkeklerle cinsel ilişki kurabiliyordu. Babalar gene belli olmadığından çocuklar ananlarınındı. Bu durum, mülkiyet haklarının meydana çıkmasıyla, zorunlu olarak ailenin bugünkü biçimi olan tek eşli evlilik biçimine dönüştü. Mülkiyet ve bundan doğan miras haklarını sürdürmek için babaları kesinlikle belli olan çocuklar yetiştirmek gerekiyordu. Bu aşama, başkaca cinsel ilişkinin sadece kadına yasaklanmasıyla gerçekleşti.
      5. Tarihsel özdekçilik : Aile, birbirine karşıt öğeler arasında göreli bir uyum kurmaya çalışan bir toplumsal ilişkiler biçimidir. Tarihsel süreçte ilkin aile yoktu, koşulların gerektirmesiyle varlaştı ve koşulların değişmesiyle çeşitli biçimler aldı. Bütün toplumsal ve doğasal olay ve olgular gibi elbette aile kurumunun bugünkü biçimi de kesin, sonsuz ve saltık değildir. Gelişecek, yeni toplumsal koşullara göre yeni bir biçime dönüşecek, karı-kocanın karşılıklı sevgi ve saygısıyla çocukların iyi yetiştirilmesinden başka hiç bir ekonomik ve toplumsal baskıyla yedelenmeyen doğal bir kurum halini alacaktır. Tarihsel süreçte aile, bir baskı ve sömürü ocağı olmuştur. Günümüz burjuva ailesinin çeşitli dramları tarihte görülmemiş bir çizgiye ulaşmıştır. Burjuva ailesi çeşitli bunalımlarla çatırdamaktadır. Ne var ki önce burjuva toplumunun sömürü düzenini kırmadan çağdaş ailenin bu bunalımlardan kurtulması olanaksızdır. Gerçekte aile, üretim ve yeniden üretime açısından işbölümüne dayandığı için sağlam bir yapıdır, yüzyıllardan beri de bu yüzden ayakta kalmıştır. Tarihsel ve eytişimsel özdekçiliğin kurucularından Alman düşünürü Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabında şöyle der: "Ailede erkeğin üstünlüğü onun ekonomik üstünlüğünün sonucudur. Biri ortadan kalkınca ötekide ortadan kalkacaktır. Anamalcı üretim ilişkileri süpürülüp atıldıktan sonra kadın erkek ilişkileri nasıl olacaktır? Bugünden kestirebildiklerimiz ancak ortadan kalkacak olanları gösterebilir. Ortadan kalkanların yerini alacak olanlar, ancak yeni kuşaklar yetiştikten sonra belli olacaktır. Hayatında hiç bir zaman parayla ya da mevki gücü yüzünden kendini bir erkeğe vermemiş ya da ekonomik sonuçları düşünerek sevdiği erkeği geri çevirmemiş bir kadınlar kuşağıyla para ya da mevki gücüyle bir kadını yüzüstü bırakmış ya da geçimini düşünerek sevmediği bir kadınla bağlanmamış bir erkekler kuşağı... İşte bu kuşaklar yetiştiği zaman onların neler yapacağı üzerine bugün neler düşünülmüş olduğu onlara vızgelecektir. Kendi biçimlerini kendi örslerinde meydana getirecekler ve kendilerini yargılayabilecek kamuoyunu da kendileri yaratacaklardır". Bk. Kayınlık, Kandaşlık, Kadın, Toplum, Toplumculuk.



Ana sayfaya dönüş