Felsefe Ansiklopedisi                                                       Kurtuluş Cephesi İnternet Sayfası

kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyay@kurtuluscephesi.org

AMPİRİZM = GÖRGÜCÜLÜK :

      (Os. Tebrîbîye, İhtibâriye, Tecrübîye, Mezhebi tecrübe, Felsefei tecrübîye; Fr. Empirisme, Al. Empirismus, İng. Empiricism, İt. Empirismo)
      Bilginin tek kaynağının görgüsel deney olduğunu ileri süren öğreti...
      Bilginin sadece duyumlardan geldiğini ve görgüsel deney dışında hiç bir yoldan bilgi edinilemeyeceğini savunan bu öğreti, Türkçe yazımıyla ampirizm adıyla da anıldıı gibi, deneycilik deyimiyle de dilegetirilmektedir.
      Batı dillerindeki kökü, deney ve görgü anlamlarını dilegetiren Yu. empeiria deyimidir. Yunanca deyim, bilimsel bilgi anlamındaki Yu. episteme deyimiyle sezgisel ve tinsel bilgi anlamındaki Yu. gnosis deyimine karşıt bir anlam taşır ve görgüsel bilgi (insanın doğrudan doğruya gördüklerinden çıkardığı bilgi) anlamını dilegetirir.
      Görgücülük, birçok yanılgılarına rağmen, felsefe alanında temel öğretilerden biridir. Çünkü felsefenin temel sorunu üstünde yan tutar, materyalist bir anlayışa dayanır ve bilimsel bilgi kuramının gelişmesinde katkın olmuştur. Bilginin görüngülere dayandığı sava, ustan ve doğustan olmadığı anlamınnı içerir. Bu bakımdan, görgücülük, usculuğa ve doğuştancılığa karşıt bir düşünce akımıdır. Bilginin görgüselliği duyulardan, algılardan, deneylerden geldiği savını kapsar. Bu bakımdan görgücülük, her türlü deney öncesini, eşdeyişle önselliği yadsır.
      Görgücülüğün babası sayılan İngiliz düşünürü John Locke "zihinde bulunan hiç bir şey yoktur ki duyularda bulunmasın" der ve insan anlığını doğruğu sırada boş bir levha (La. Tabua rasa) sayar. Duyumculuk, görgücülüğün temelidir. bunun içindir ki antikçağın Demokritos ve Epikuros gibi büyük Yunan düşünürleri ilk görgücüler sayılırlar. İnsanlar gerekircilik düşüncesine de görgül denemelerine dayanarak varmışlardır.
      Görgücülük materyalizmin sağlam temellerinden biri olmakla beraber, Hegel ve ondan daha açık bir dille de Engels, kavramlar, eşdeyişle ussal soyutlamalar olmadan bilim yapılamayacağını göstermişlerdir. Ne var ki bu kavramların ve bu kavramları kullanma sanatının temeli de deneydir. Kavramlar gibi onları kullanma bilgisi de doğuştan gelmemektedir. Bunlar, Lenin'in deyişiyle "doğa bilimlerinin ve felsefenin iki bin yıllık gelişmesinin sonucudurlar".
      Görgücülük anlayışı John Locke'un duyumculuğuyla biçimlenmiş olduğu halde temelleri Francais Bacon ve Hobbes tarafından atılmıştır. İngiliz düşünürleri David Hume ve John Stuart Mill taraflarından da geliştirilen bu anlayış bir yanda XVIII. yüzyıl Fransız materyalistlerince Bacon-Hobbes-Locke'un attıkları materyalist temele uygun olarak gelişirken öbür yandan Berkeley, Hume, Mach, Avenarius ve çağdaş mantıksal görgücülerce idealist bir doğrultuda geliştirilmiştir. İdealist doğrultu, deney verilerini duyumlarla sınırlar ve dış dünyayı yadsıyarak nesnel gerçekliği sadece duyumlara ya da onlardan elde edilen nosyonlara özgü kılar. Bundan ötürü materyalist doğrultuda gelişen görgücülüğe materyalist görgücülük (Os. İhtibâriyei maddiye, Fr. Emperisme matérialiste), idealist doğrultuda gelişen görgücülüğü idealist görgücülük (Os. İhtibariyei iftikarriyye, Fr. Empirisme idâaliste) denir.
      Görgücülük şu önemli yanılgıları taşır:
      Diyalektikten yoksun olduğu için tekyanlıdır, bilgi sürecinde deneyin rolünü metafizik bir tutumla saltıklaştırır. İkinci olarak ve bundan ötürü bilgi sürecinde düşüncenin rolünü küçümser. Üçüncü olarak ve bundan ötürü bilgi sürecinde düşüncenin göreli bağımsızlığını yadsır. Dördüncü olarak ve bundan ötürü de öznel öğrenme sürecini , etkin bir süreç olarak değil, edilgen bir süreç olarak görür.
      Görgücülüğün bütün bu yanılgıları diyalektik ve tarihsel materyalist felsefenin bilgi kuramıyla aşılmıştır.




Ana sayfaya dönüş