Felsefe Ansiklopedisi                                                       Kurtuluş Cephesi İnternet Sayfası

kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyay@kurtuluscephesi.org

FELSEFE :
     
      (Os. Felsefe, Hikmet, İlmi hikmet, Fenni hikmet, Hubbu hikmet, İlmi Akli, İlim; Yun. Filosofia, Fr. Philosophie, Al. Philosophie, İng. Philosophy, İt. Filosofia) Evrensel bilginin bilimi.

      1. Etimoloji : Felsefe deyimi, sevgi anlamına gelen Yun. philia deyimiyle bilgi anlamına gelen Yun. sophia deyiminden meydana gelmiştir ve bilgi sevgisi demektir. Bütün dillere Latince aracılığıyla geçmiştir. Herakleides Pontikos deyimi ilk kullanana Pythagoras olduğunu söyler. Pyhtagoras kendisi için "ben bir philosophos'um" dermiş, bununla da bilginin ve bilgeliğin tutkunu olduğunu anlatmak istermiş. Ne var ki son araştırmalar bu deyimin ilkin Herakleitos tarafından kullanıldığını saptamıştır. Böylece Herakleitos, bugünkü anlamındaki felsefenin babası olduğu gibi onun adının da babası oluyor.

      2. İlkçağ : İlkçağda felsefe, insanın, içinde yaşadığı dünya üstüne edindiği bütünsel bilgiyi dile getiriyordu. Bugün de, çok daha geniş kapsamlı olarak, aynı anlamı dilegetiriyor. Ne var ki arada geçen uzun yüzyıllar boyunca birçok serüvenler geçirmiş, kimi yerde törebilim ve kimi yerde tanrıbilim kılığına bürünmüştür. Antikçağ Yunanlılarından çok önce eski Mısır, Mezopotamya, Çin ve Hint uygarlıklarında felsefesel düşünceler ileri sürülmüştür. Ama bütün bunların içinde antikçağ Yunan felsefesinin kendine özgü bir yapısı vardır. Bu yapı, onun, ilk fizikçi-düşünürlerinin elinde biçimlenişinden gelir. Bu fizikçi düşünürler, düşünsel çalışmalarını doğadan yansıyan nesnel gerçekliğe dayamışlar ve düşünceyi dizgeli olarak masallardan arıtmaya çalışmışlardır. Felsefenin temel sorunları antikçağ Yunan düşünürlerince ortaya atılmıştır. Bu yüzdendir ki Engels "antikçağ Yunan felsefesi, kendisinden sonraki bütün felsefe akımlarının tohumlarini içerir" der. Antikçağ Yunanlılarında felsefenin amacı bilgiyi sevmek ve aramaktır. Ne var ki sofia kökünün aynı zamanda içerdiği usa uygun davranma anlamı felsefenin eski Yunan'daki eylemsel yönünü de dilegetirir. Bu yüzden antıkçağ Yunan felsefecileri bilgiyi, eylemsel işe yararlılık için aramışlardır. Yaşamın anlamı, bu anlama uygun olarak yaşamak için aranmıştır. Görüldüğü gibi felsefe terimine Yunanlı kurucularının verdikleri ilk anlam, en açık ifadesini Marx-Engels anlayışında bulacak olan, diyalektik bir anlamdır. Yüzyıllarca sonra Alman düşünürü Karl Marx "Artık dünyayı açıklamak değil, değiştirmek sözkonusudur" demekle bu diyalektik anlamı dilegetirecektir. İnsanlar ilkin din kurumunu meydana getirmişlerdi, ama bunu neden meydana getirdiklerini ve bunun ne demek olduğunu düşünmeye başlayınca felsefe'ye yükselmiş oldular. Kaldı ki ilk insanlar bıkıp usanmadan araştırma içgüdülerini, daha ilk günlerinden, korunma içgüdüsünün eylemsel çabalarından edinmiş bulunuyorlardı. Felsefe tarihçileri ilk filozof olarak, dünyanın sudan yapılmış olduğu varsayımını ilerisüren Thales'i gösterirler. Aristoteles, Thales'ten çok önce "Okeanos (Yu. deniz demektir)'dur tanrıların babası ve anası" diyen Homeros'a dikkati çeker. Delaporte, 1923 yılında yayımlanan Mezopotamya adlı yapıtında, Mezopotamyalıların yaratılış şarkısı'ndan şu örneği verir: "Ne göğün ne de yerin adı varken, bunların babası Apsu'yla anası Tiamat'tan çıkan sular tek olarak karmakarışık bulunuyordu" (ibid, s. 1520). Görülüyor ki ilk Yunan düşünürlerinin geliştirdikleri kavramlar, çok eski toplumlardan geçen halk düşünceleridir. Antik çağda pratik bilimler pek yavaş gelişmekte olduklarından gerçeği seven ve arayan insan düşüncesi pratikten kopmuş ve bilimin denetinden yoksun kalan felsefe bu yüzden uzun yüzyıllar boyunca düşünsel (Fr. Spéculatif) alanda gelişmiştir. Düşüncecilik (Fr. Idéalisme) böylesine başıboş bir düşünce gelişmesinin zorunlu sonucudur. İnsanlar düşüncelerini soyutlayıp kavramlaştırmışlar ve sürekli olarak değişen fiziğin ötesinde (Fr. Métaphysique) sonsuzca geçerli saydıkları tanımlarla saptamışlardır. Fizik yapının sürekli olarak değişmesi ve dönüşmesi sonucu olarak pratik bilgi bu kuramsal kavramlarla çatışmaya başlamış, insansal düşünceciliğin karşısına doğasal özdekçiIik (Fr. Matérialisrne) dikilmiştir. Her iki aşırı uçta da yanılgılara düşen bu iki sistem, sonunda, eytişimsel özdekçilik —diyalektik materyalizm— (Fr. Matérialisme dialectique)'le aşılmıştır.



Ana sayfaya dönüş