Felsefe Ansiklopedisi
                                                      Kurtuluş Cephesi İnternet Sayfası
kurcephe@kurtuluscephesi.org
erisyay@kurtuluscephesi.org
BİREY
(Os.
Fert, Şahıs;
Fr.
Individu,
Al.
Individuum, Einzelding, Einzehvesen;
İng.
Individual,
İt.
Individuo) Kendiliğini yok etmeden parçalanamayan... Mantık dilinde
birey,
tek varlığı gösteren terimdir. Bu varlık, somut bir bütündür ve kendiliği yokedilmeden parçalanamaz. Örneğin insan bir
birey'dir,
çünkü insanın parçalan insan değildirler. Buna karşı taş, bir
birey
değildir, çünkü taşın parçaları gene taştırlar. Taş parçalanmakla taşlığını yitirmez, oysa insan parçalanmakla insanlığını yitirir. Terim, mantıksal anlamında, Yunanca kökü
bölünmez şey
anlamındaki
atomon
sözcüğüne uygun olarak, türleri meydana getiren fefc'likleri dilegetirir. Oysa bilgibilim, ruhbilim ve toplumbilim açısından
birey,
toplumu meydana getiren
insanlardan her biri
anlamındadır. Eytişimsel ve tarihsel özdekçiliğe göre bu birey, toplumsal ilişkilerinin bütünüdür. Bireyi bu toplumsal ilişkiler belirler ve oluşturur. Demek ki birey ne türlü bir sosyo-ekonomik-politik formasyon (toplum) içindeyse o türlü belirlenmiş ve oluşmuş bir bireydir. Tarihsel süreçte meydana çıkmış olan sınıflı toplumlar bireyin serbestçe gelişmesini engellemişlerdir. Bireyin gelişmesi herkesin gelişmesiyle, eşdeyişle toplumun gelişmesiyle koşulludur. Birey, bütün yanlarıyla, ancak toplumcu bir toplumda gelişebilir. Bu bir sav ya da varsayım değil, bilimsel olarak çok açık bir saptamadır. Çünkü toplumcu toplumda bireyin gelişmesini engelleyen çeşitli baskılar ortadan kalkmıştır, öyle ki toplumcu toplumun gerçekleşmesi esasen bu baskıların ortadan kalkmasıyla olanaklıdır. Bu demektir ki toplumcu toplum, bireyin çok-yanlı gelişmesini zorunlu olarak gerçekleştiren bir toplum biçimidir. Bireyin ruhbilimsel değişmeleri de toplumsal değişmelerinin bir yansısıdır. Köleci toplumda "her şey köle sahibi için"di, feodal toplumda "her şey feodal beyler için" oldu, anamalcı toplumda "her şey anamalcı için"dir, toplumcu toplumdaysa "her şey insan, eşdeyişle birey için"dir.
Bk.
Toplum, Toplumculuk, İnsan, Bireycilik, Bireysel.
BİREYCİ
(Os.
Ferdiyetçi,
Fr.
Individualiste) Bireycilik yandaşı...
Bk.
Bireycilik.
BİREYCİLİK
(Os.
Ferdâniyye, Ferdiyye, Mezhebi ferdiye, Ferdiyetçilik;
Fr.
Individualisme,
Al.
Individualismus,
İng.
Individualism,
İt.
Individualismo) Çeşitli açılardan bireyi üstün tutan dünya görüşü.
Etimoloji: Birey
terimi,
tek
anlamındaki
bir
kökünden türetilmiştir ve
tek olan
'ı dilegetirir. Batı dillerindeki karşılığı
Yu. bölünmez
anlamına gelen
atomon
sözcüğünün Lâtinceye
individuum
sözcüğüyle çevrilmesinden türemiştir.
Metafizik:
Bireycilik, bütün ortaçağı kaplayan Hıristiyan dünya görüşüne bir tepki olarak Rönesans'ta ortaya çıkan bir dünya görüşüdür. Kimi incelemeciler onun tohumlarının XVI. yüzyılda Fransız düşünürü Montaigne (1533-1592)'le atıldığını ilerisürerler. Gerçekte tarihi çok daha eskidir, özel mülkiyetle sınıflı toplumun gerçekleşmesine dayanır. Özel mülkiyetle güçlenmiş ve toplumu içinde seç-kinleşmiş olan bireyi topluma üstün tutan bu çok eski eğilim, Rönesans'ta biçimlenmiş ve bir dünya görüşü olarak metafizikten ekonomiye kadar çok çeşitli alanlarda etkinleşmiştir. Metafiziksel açıdan bireycilik, tanrılık başgerçeğin yerine bireyi koyar. Bireyin usu, onu, bireyselliği içinde evrenselliğe bağlamaktadır. Demek ki birey, bireysel olanla evrensel olanı tek yapıda birleştiren bir varlıktır. Öyleyse başgerçek olarak ele alınmalı ve başta din kurumu olmak üzere bütün kurumlar onun çıkarlarına uygun olarak düzenlenmelidir. Tarihsel süreçte özel mülkiyetli bireyin en gelişmiş biçimi olan burjuvazi ve onun bütün kurumları bu dünya görüşünü benimseyip serpilmişlerdir. Bireyle doğa ve toplum arasında bir kendiliğinden birlik ve uyum tasarımlanmış, bu birlikte birey başgerçek olarak yerini almıştır. Gerçek olanın sadece birey olduğu ve buna karşı tümellerin hiç bir gerçeklikleri bulunmadığı savunulmuştur.
Ruhbilim:
Ruhbilim alanında bireycilik bireysel farklılıkları saptayan ve bireyi incelemeyi amaçlayan bireysel ruhbilimle gerçekleşmiştir. Binet, Stern, Freud, Adler, Jung vb. bireysel ruhbilimciliği geliştirmişlerdir.
Bk.
Bireysel Ruhbilim, Fröydcülük, Adler Kuramı.
Toplumbilim:
Toplumsal olaylar bireysele indirgenmiş ve bireysel ruhbilimle açıklanmıştır. Bu eğilim, toplumsal tedirginlikleri histeri nöbetleri saymaya kadar ileri götürülmüştür. Bireyin ve düşüncesinin toplum içindeki bağımsızlığı ve özgürlüğü, toplumun bireyi mutlu etmek aracından başka bir şey olmadığı vb. gibi görüşler toplumbilim alanında filizlenen bireyciliğin ürünleridir.
Törebilim:
Shaftesbury, Herder, Stirner, Nietzsche vb. gibi düşünürlerce bireyci bir törebilim geliştirilmiştir. İngiliz düşünürü John Locke bireyin her türlü görenek ve otoriteden kurtularak özgür olması ve kendi töre-bilimini kendisinin kurması gerektiğini ileri-sürmüştür. Nitekim ondan yüzyıl sonra Alman düşünürü Kant, Locke'un önerdiği bu bireysel törebilimi gerçekleştirmiş ve "kendi yasanı kendin koy" ilkesini saptamıştır. İngiliz düşünürü William Wollaston'a göre ahlâksızlık, örneğin hırsızlıkta olduğu gibi, bireyin mülkiyet hakkını yok sayma yalancılığına dayanır. İngiliz düşünürü Joseph Buttler'e göre ahlâk, bireyin kendi kendini yargılaması-dır. Stirner'in
biricik insan'ı,
Nietzsche'nin
üstün insan'ı
hep böylesine bir bireycilik anlayışının ürünleridir.
6. Ekonomi:
Bireycilik özellikle ekonomi alanında çok etkili olmuş ve burjuva toplumunu geliştirmiştir. Ekonomide bireycilik Fransız fizyokratlarının "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sloganıyla başlar ve Adam Smith'le David Ricardo'nun geliştirdiği liberalizmde doruğuna ulaşır. Adam Smith'e göre toplumsal çıkar bireysel çıkarların toplamıdır ve "birey kendi çıkarını gerçekleştirmekle toplumun çıkarını da gerçekleştirmiş olur". Bu anlamda bireycilik, devletçilikle karşıt anlamlıdır. Ne var ki anamalcılığı bir süre geliştiren bireycilik sonunda karşıtına dönüşmüş ve bireyin çıkarı devletçiliği gerektirmiştir. Ama bu devletçilik de gene bireyin çıkarını sağlamakla görevli bir devletçilik, eşdeyişle
bireyci devletçilik
'tir.
7. Eytişim
(Diyalektik): Eytişimsel ve tarihsel özdekçi felsefeye göre birey, toplumsal ilişkilerinin bütünüdür. Bireyle toplum arasındaki uyuşmazlıklar geçicidir, temel olan bireyle toplumun uyumlu ve bütünsel birliğidir. Burjuva ideologları sınıflı toplumlardaki birey-toplum uyuşmazlığını geçmişe ve geleceğe yaymakta ve onu değişmez bir yasa olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Bu, yanlış ve kasıtlı bir ileri sürüştür. Bireyle toplum arasında ilkel toplumda hiç bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi sosyalist toplumda da hiç bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tersine, birey gerçek anlamıyla sosyalist toplumda bireyleşmiş ve onun çokyanlı gelişmesi sosyalist toplumun varlığının zorunlu koşulu olmuştur. Sosyalist toplumun varlığı gerçek bireylerin varlığını gerektirdiği gibi gerçek bireylerin varlığı da sosyalist toplumun varlığım gerektirir.
Bk.
Birey, Bireysel, Toplum, Toplumsal, Metafizik, Hıristiyan Felsefesi, Tarihsel Özdekçilik, Marksçılık. Erkincilik, Biricik, Varoluşçuluk, Anamalcılık, Toplumculuk.
BİREYE TAPMA
(Os.
İbâdeti fert,
Fr.
Culte de l'individu) Seçkin bireyleri putlaştırma... Seçkin bireylere körü körüne boyun eğme ya da onların gerçek değerlerini abartma ya da kusurlarını da üstünlük sayma biçimlerinde belirir. Özellikle üstün önderler bu anlamda putlaştırılır. Bu putlaştırmanın çeşitli sakıncaları vardır: Her şey putlaştırılandan beklenir, bireysel girişkenlikler ve yaratıcılıklar gevşer. Putlaştırılanın olumsuz yanları da olumlu görünür, topluma zarar verir. Putlaştırılanı despotlaştırır, kendi üstündeki denetimini kaybettirir ve böylelikle yanlış kararlar almasına yolaçar. Sorumluluk putlaştırılanda yoğunlaşır ve sorumlu olması gereken öteki bireyler sorumsuzlasın Temelden yanlıştır, çünkü en üstün bireysel başarı bile ortaklaşa toplumsal başarıdan daha üstün olamaz. Putlaştırılanın ölümü umutsuzluk doğurur, her şeyin bittiği duygusu yaygınlaşır ve toplumsal ilerlemeyi durdurur. Putlaştırılanın yerinin başkalarınca asla doldurulamayacağı kanısı uyanır, toplumsal tedirginlikler başgösterir. Putlaştırmadan topluma zararlı güçler de yararlanır, geliştirici sloganlar tersine dönüşür.
Bk.
Birey, Önemli Kişi.
BİREYLEME
(Os.
Teşahhus, Teferrüd, İnfirad, Sıfatı zatîye;
Fr., Al., İng.
Individuation,
İt.
Individuazione) Birey olarak varlaştırma... Bu terim, İbni Sina'nın Lâtinceye çevrilmesiyle felsefe diline yerleşmiştir. Skolâstikler, önceden belirlenmekle gizliden açığa geçerek ve birey olarak varlaşma ilkesine
bireyleme ilkesi (Os.
İnfirad kanunu,
Fr.
Princip d'individuation) derler. Kimi yazarlar
bireyleme'
yi
bireyleşme
deyimiyle dilegetirmektedirler. Alman düşünürü Kari Marx bu anlamda
vereinzelt sich
deyimini kullanmıştır. Marx'a göre ilk doğal üretim koşullarından insanın kurtuluşu süreci, bir bireyleşme sürecidir. Şöyle der: "İnsan ancak tarih sürecinden geçerek bireyleşmektedir. Başlangıçta onu bir gens içinde bir kabile üyesi olarak, bir sürü-hayvanı olarak görüyoruz... Değişim, onun bireyleşmesinin başlıca etkenidir. Değişim, sürü-hayvanını gereksiz hâle getirmekte, onu yoketmektedir"
(Bk. Kapitalizm Öncesi Ekonomi Şekitleri,
Mihri Belli çevirisi, Ankara 1967, s. 13).
Bk.
Birey.
BİREYLEME İLKESİ.
Bk.
Bireyleme.
BİREYLEŞME.
Bk.
Bireyleme.
BİREYLEŞME İLKESİ.
Bk.
Bireyleme.
BİREYLEŞTİRME
(Os.
Teşahhus, İnfirad, Ferdîleştirme, Tefrik, Tefrid;
Fr.
Individualisation,
Al.
Individualisierung,
İng.
Individualising,
İt.
Individualisazione) Bireye özgü kılma... Örneğin ceza hukukunda her suç için bir ceza vardır, ancak bu cezanın suçu işleyenin kişisel durumuna göre verilmesi gerekir. Bu bir
bireyleştirme'dir.
Annesini ölümden kurtarmak için ilâç çalan bir çocuğun hırsızlığıyla hırsızlığı meslek edinen bir sabıkalının, suçları aynı olduğu halde, cezaları aynı değildir.
Bireyleştirme
deyimini kimi yazarlar,
bireyleme
deyimi gibi,
bireyleşme
deyimiyle dilegetirmektedirler. Kimileri de
bireyselleştirme
demektedir.
Genelleştirme
deyiminin karşıtı olarak kullanılan bu deyim her türlü
bireysele indirgeme'yi
dilegetirir. Örneğin bireyi topluma bağlayan bağın ortadan kalkması toplumbilimsel anlamda, herhangi bir bütünlüğün parçalarından birinin gelişerek bağımsızlaşması ruhbilimsel anlamda bir
bireyleştirme'dir. Bk.
Birey, Bireyleme, Bireylik, Bireysel.
BİREYLEŞTİRMEK
(Os.
Ferdîleştirmek, Tefrid etmek;
Fr.
Individualiser) Bireye özgü kılmak, bir şeyi başkalarından ayırmak...
Bk.
Bireyleştirme.
BİREYLİK
(Os.
Ferdiyet, Şahsiyet, Müşahhasât, Asliyet, Bîmisliyet, Münferid, Şahıs, Fert, İnfirâdiyet, Zât, Zâtiyet, Müşahhas, Teşahhus, Mâhiyet;
Fr.
Individualite,
Al.
Individualitaet,
İng.
Individuality,
İt.
Individualita) Bireyi benzerlerinden ayırarak seçik kılan niteliklerin tümü... Bu terimi
kişilik (Os.
Şahsiyet,
Fr.
Personnalite) terimiyle karıştırmamahdır.
Bk.
Kişilik.
BİREYOLUŞ
(Os.
Tekvini ferdî, Neşvünemayı ferdî;
Fr.
Ontogenese, Ontogenie;
Al., İng.
Ontogenesis,
İng.
Ontogeny,
İt.
Ontogenesi, Ontogenia) Bireysel varlığın bireyleşme evrimi... Bu terim
soyoluş
karşılığında kullanılır, türün evrimine karşı bireyin evrimini dilegetirir.
Bk.
Soyoluş, Biyojenetik Yasa.
BİREYSEL
(Os.
Şahsî, Ferdî, Müfret, Aynı müşahhas, .Cüzi;
Fr.
Individuel,
Al.
İndividuell, Einzein;
İng.
individual,
İt.
Individuale) Bireye özgü...
Genel, tümel, ortaklaşa, çoğul, kamul, evrensel, türsel
ve
toplumsal
deyimleri karşılığında kullanılır. Metafizikte bu deyimlerden kimileriyle, örneğin
toplumsal
deyimiyle karşıtlaştırılmıştır. Türk Dil Kurumunca bu deyimle birçok ruhbilim terimleri önerilmiştir: Bireyler arasındaki özellik ayrılıklarına
İng. individual differences
deyimi karşılığı olarak
bireysel ayrılıklar,
herhangi bir sorunun çözümünde kişiye yardımcı olmaya
İng. individual counselling
deyimi karşılığı olarak
bireysel danışma,
düzgülü tepkiye uymayan tepkiye
İng. individual response
deyimi karşılığı olarak
bireysel tepki
denir.
Bk.
Birey, Bireysel Bulunç, Bireysel Evrim, Bireysel Ruhbilim, Bireysel Terim, Bireylik.
BİREYSEL AYRILIKLAR.
Bk.
Bireysel.
BİREYSEL BULUNÇ
(Os.
Vicdanı ferdî,
Fr.
Conscience individuelle) Bireye özgü bulunç... Bu terim,
toplumsal bulunç
karşılığında kullanılır.
Bk.
Toplumsal Bulunç.
Ana sayfaya dönüş