Georges Politzer
Felsefenin Başlangıç İlkeleri


[Türkçesi, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sol Yayınları.}

Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.
erisyay@kurtuluscephesi.org
Özgün biçimiyle Acrobat Reader formatında:
Felsefenin Başlangıç İlkeleri (920 KB)









BİRİNCİ KISIM
FELSEFE SORUNLARI

GİRİŞ


I .      Felsefeyi Niçin Öğrenmeliyiz?
II .    Felsefe Öğrenmek Zor Bir Şey midir?
III .   Felsefe Nedir?
IV .    Materyalist Felsefe Nedir?
V .    Materyalizm ile Marksizm Arasındaki İlişkiler Nelerdir?
VI .    Burjuvazinin Marksizme Karşı Kampanyaları






I. FELSEFEYİ NİÇİN ÖĞRENMELİYİZ?


      Bu kitapta, materyalist felsefenin başlangıç ilkelerini sunmak ve açıklamak amacındayız.
      Niçin? Çünkü marksizm, bir felsefeye ve bir yönteme, diyalektik materyalizmin felsefesine ve yöntemine sıkısıkıya bağlıdır. Şu halde, marksizmi iyi anlamak için ve burjuva teorilerinin kanıtlarını çürütmek için olduğu kadar, etkin bir siyasal savaşımı üstlenmek için de bu felsefeyi ve bu yöntemi incelemek zorunludur.
      Gerçekten de Lenin, şöyle demişti; Devrimci teori olmadan devrimci hareket olamaz.[
1] Bu, her şeyden önce, teoriyi pratiğe bağlamak gerekir, demektir.
      Pratik nedir? Pratik; gerçekleştirme işidir. Örneğin, sanayi, tarım, bazı teorileri (kimyasal, fiziksel ya da biyolojik teorileri), gerçekleştirirler (yani gerçeğe geçirirler).
      Teori nedir? Teori, gerçekleştirmeyi istediğimiz şeylerin bilgisidir.
      Yalnızca pratik olabilir - ama o zaman yalnızca göreneğe dayanarak gerçekleştirilir. Yalnızca teori olabilir - ama o zaman da tasarlanan, kafada tasarlanan şey çoğu kez gerçekleşemez. Demek ki, teori ile pratik arasında bağlantı olması gerekir. Bugün sorun, bu teorinin ne olması gerektiğini ve pratik ile bağlantısının nasıl olması gerektiğini bilmektir.
      Doğru bir devrimci eylemi gerçekleştirebilmek için işçi militana, doğru bir tahlil yöntemi ve doğru bir düşünme yönteminin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ona, bütün olguların çözümünü verecek bir dogma değil, ama hiçbir zaman aynı olmayan koşulları ve olguları hesaba katan bir yöntem, teoriyi pratikten, düşünceyi yaşamdan hiçbir zaman ayırmayan bir yöntem gerektiğini düşünüyoruz. İşte açıklamaya, anlatmaya niyetlendiğimiz bu yöntem, marksizmin temeli olan diyalektik materyalizm felsefesinin içerdiği yöntemdir.


II. FELSEFE ÖĞRENMEK ZOR BİR ŞEY MİDİR?


      Felsefe öğreniminin, işçiler için, özel bilgileri gerektiren, güçlüklerle dolu bir şey olduğu genellikle düşünülür. Açıklamak gerekir ki, burjuva elkitapları, bu görüşleri onları inandırmak için ve onları ancak yıldırabilecek biçimde kaleme alınmıştır.
      Genel olarak öğrenmenin, özellikle de felsefe öğrenmenin güçlükler taşıdığını yadsımıyoruz; ama bu güçlükler elbette yenilebilir güçlüklerdir ve özellikle, okurlarımızın çoğunluğu için yeni şeyler olmasından ileri gelir.
      Biz de zaten, daha sözün başında, şeylere bellilik, açıklık kazandırarak, okurlarımızı, günlük dilde anlamı bozulmuş sözlerin bazı tanımlarını yeniden gözden geçirmeye, irdelemeye çağıracağız.


III. FELSEFE NEDİR?


      Halk dilinde, filozof denince, ya bulutlarda yaşayan bir kimse, ya her şeyi hoşgören, hiçbir şeye aldırmayan kimse anlaşılır. Oysa tam tersine, filozof, bazı sorunlara, kesin, açık yanıtlar getirmek isteyen kişidir ve eğer felsefenin, evrenin (dünya nereden geliyor? nereye gidiyoruz? vb.) sorunlarına bir açıklama bulmak istediği dikkate alınırsa, elbette ki, filozofun pek çok şeyle uğraştığı ve, söylenenin tersine, çok şeye aldırdığı görülür.
      Öyleyse, felsefeyi tanımlamak için, felsefenin, evreni, doğayı açıklamak istediğini, en genel sorunları incelediğini söyleyeceğiz. Daha az genel olan sorunlar, bilimlerce incelenir. Öyleyse felsefe, bilimlerin bir uzantısıdır, şu anlamda ki, felsefe, bilimlere dayanır ve onlara bağlıdır.
      Burada hemen ekleyelim ki, marksist felsefe, bütün sorunların çözümüne bir yöntem getirir ve bu yöntem, materyalizm denen şeye ilişkin olan bir yöntemdir.


IV. MATERYALİST FELSEFE NEDİR?


      Burada da, gene hemen belirtmemiz gereken bir anlam karışıklığı vardır; halk dilinde, materyalist denince, maddi zevkleri tatmaktan başka birşey düşünmeyen kimse anlaşılıyor. Madde (mattiere) sözünü içeren materyalizm sözcüğü üzerinde sözcük oyunu yapılarak, ona baştan aşağı yanlış bir anlam verme yoluna gidiliyor.
      Biz, materyalizmi incelerken, ona, -sözcüğün bilimsel anlamında- gerçek anlamını geri vereceğiz; göreceğiz ki, materyalist olmak, bir ülküye sahip olmaya ve bu ülküyü zafere ulaştırmak için savaşım vermeye engel değildir.
      Dedik ki, felsefe, dünyanın en genel sorunlarına bir açıklama bulmak ister. Ama, insanlığın tarihi boyunca, bu açıklama, her zaman aynı olmadı.
      İlk insanlar da doğayı, dünyayı açıklamak istediler, ama bunu başaramadılar. Gerçekten de, dünyayı ve bizi çevreleyen olayları açıklama olanağını bize veren, bilimlerdir; oysa bilimlerin ilerlemelerine olanak sağlayan buluşlar çok yenidir.
      Demek ki, ilk insanların bilgisizliği, onların araştırmalarına bir engeldi. Bunun içindir ki tarih boyunca, bu bilgisizlik nedeniyle, dünyayı olağanüstü güçlerle açıklamak isteyen dinlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu, bilime aykırı bir açıklamadır. Sonra yavaş yavaş, yüzyıllar boyunca, bilim gelişecek, insanlar, bilimsel deneyimlerden yola çıkarak maddi olgularla dünyayı açıklamayı deneyecektir - buradan, şeyleri bilimlerle açıklama iradesinden, materyalist felsefe doğdu.
      Sonraki bölümlerde, materyalizmin ne olduğunu inceleyeceğiz, ama şimdiden, şunu aklımızda tutalım ki, materyalizm, evrenin bilimsel açıklamasından başka bir şey değildir.
      Materyalist felsefenin tarihini incelerken, bilgisizliğe karşı savaşımın ne kadar çetin ve güç olduğunu göreceğiz. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, materyalizm ve bilgisizlik, yanyana, birarada varlıklarını sürdürdüklerine göre zamanımızda da, bu savaşım, henüz son bulmamıştır.
      Marx ve Engels, işte bu savaşımın ortasında işe karıştılar. 19. yüzyılın büyük buluşlarının önemini anlayarak, materyalist felsefeye, evrenin bilimsel açıklamasında çok büyük ilerlemeler yapma olanağını sağladılar. Böylece diyalektik materyalizm doğdu. Sonra, ilkin, onlar, dünyayı yöneten yasaların, toplumların gelişmesini açıklamaya yaradığını anladılar; böylece ünlü tarihsel materyalizm teorisini dile getirdiler.
      Bu kitapta, ilkin materyalizmi, sonra diyalektik materyalizmi, daha sonra da tarihsel materyalizmi inceleyeceğiz. Ama her şeyden önce, materyalizm ile marksizm arasındaki ilişkileri ortaya koymak istiyoruz.


V. MATERYALİZM İLE MARKSİZM ARASINDAKİ İLİŞKİLER NELERDİR?


      Bu ilişkileri şöyle özetleyebiliriz:
      1. Materyalizmin felsefesi, marksizmin temelini oluşturur.[
2]
      2. Dünyanın sorunlarına bilimsel bir açıklama getirmek isteyen bu materyalist felsefe, tarih boyunca, bilimlerle birlikte aynı zamanda ilerler. Dolayısıyla, marksizm de bilimlerden çıkmıştır, bilimlere dayanır ve bilimlerle birlikte evrim gösterir.
      3. Marx ve Engels'ten önce de, birçok kez ve değişik biçimlerde materyalist felsefeler ortaya çıktı. Ama, 19. yüzyılda bilimler ileriye doğru büyük bir adım attıklarından, Marx ve Engels, çağdaş bilimlerden yola çıkarak, bu eski materyalizmi yenilediler ve bize, diyalektik materyalzim denilen ve marksizmin temelini oluşturan çağdaş materyalizmi sundular.
      Bu birkaç açıklama ile görüyoruz ki, materyalist felsefenin, söylenenin tersine, bir tarihi vardır. Bu tarih, bilimlerin tarihine sıkısıkıya bağlıdır. Materyalizm üzerine kurulmuş olan marksizm, tek bir adamın kafasından çıkmamıştır. O, daha Diderot'da çok ilerlemiş bulunan eski materyalizmin uzantısı ve sonucudur. Marksizm, 18. yüzyıl ansiklopedicilerinin geliştirdiği ve 19. yüzyılın büyük buluşlarının zenginleştirdiği materyalizmin açılıp gelişmesidir. Marksizm, canlı, yaşayan bir teoridir ve hemen burada, marksizmin, sorunları nasıl ele aldığını göstermek için herkesin bildiği sınıf savaşımı sorununu bir örnek olarak alacağız.
      İnsanlar bu sorun üzerinde ne düşünürler? Bazıları, ekmeği savunmanın, siyasal savaşımdan ayrı bir şey olduğunu düşünür. Diğer bazıları, örgütlenme zorunluluğunu yadsıyarak, sokakta yumruklaşmanın yeterli olduğu görüşündedirler. Daha başkaları ise, yalnızca siyasal savaşımın bu soruna çözüm getireceğini önü sürerler.
      Marksist için, sınıf savaşımı, şunları içerir:
      a. Bir ekonomik savaşımı,
      b. Bir siyasal savaşımı,
      c. Bir ideolojik savaşımı,
      Şu halde sorun, bu üç alana birlikte yerleştirilmelidir.
      a. Barış uğruna savaşım verilmeksizin, özgürlüğü savunmaksızın ve bu amaçlar için savaşıma yarayan bütün fikirleri savunmaksızın, ekmek için savaşım verilemez.
      b. Marx'tan beri gerçek bir bilim haline gelmiş olan siyasal savaşım için de durum aynıdır: Böyle bir savaşım yürütmek için, hem ekonomik durumu, hem de ideolojik akımları, aynı zamanda hesaba katmak zorunludur.
      c. Propaganda ile kendini gösteren ideolojik savaşıma gelince, bu savaşımın etkili olması için, ekonomik ve siyasal durumu hesaba katmak gerekir.
      Demek ki, bütün bu sorunlar, birbirlerine sımsıkı bağlıdır ve bu bakımdan, sınıf savaşımı denilen bu büyük sorunun herhangi bir görünümü -örneğin bir grev- karşısında, sorunun bütün verilerini ve bütünüyle sorunun kendisini dikkate almadan bir karar alınamaz.
      Şu halde, bütün bu alanlarda savaşım verme yeteneğinde olan, harekete en iyi yönü verecektir.
      Bir marksist, bu sınıf savaşımı sorununu işte böyle anlar. Oysa, her gün sürdürmek zorunda olduğumuz ideolojik savaşımda, ruhun ölümsüzlüğü, tanrının varlığı, evrenin başlangıcı gibi çözümlenmesi güç sorunlarla karşı karşıya bulunuruz. İşte diyalektik materyalizm, bize, bir uslamlama yöntemi verecek, bütün bu sorunları çözümlememize ve aynı zamanda marksizmi tamamlamak ve yenilemek iddiası ile marksizmi bozmaya çalışanların gerçek yüzünü ortaya çıkarmamıza olanak sağlayacaktır.


VI. BURJUVAZİNİN MARKSİZME KARŞI KAMPANYALARI


      Marksizmi, böyle tahrife kalkışmak, çok çeşitli temellere dayanır. Marksizm-öncesi (Marx'tan önceki) dönemin sosyalist yazarlarını, marksizmin karşısına dikmeye çalışırlar. Böylece, ütopyacıların, Marx'a karşı, sık sık kullanıldığı görülür. Başkaları Proudhon'u kullanırlar; bazıları, (Lenin tarafından ustaca çürütüldükleri halde) 1914 öncesinin revizyonistlerinden kaynaklanırlar. Ama, burjuvazinin marksizme karşı yürüttüğü susma kampanyasını özellikle belirtmek gerekir. Burjuvazi, ayrıca materyalist felsefenin marksist biçimiyle bilinmesini engellemek için her şeyi yapmıştır. Fransa'da yapılan felsefe öğretimi özellikle bu bakımdan çarpıcıdır.
      Orta dereceli öğretim kuruluşlarında felsefe öğretilir. Ama bu öğretimin tümü, Marx ve Engels tarafından hazırlanıp geliştirilmiş materyalist bir felsefe olduğu hiçbir zaman öğrenilmeden, baştan sona izlenebilir. Felsefe elkitaplarında, marksizm ve materyalizm sorunu birbirinden daima ayrıymış gibi, materyalizmden (çünkü ondan sözetmek gereklidir) sözedilir. Marksizm, genellikle, yalnızca, siyasal bir öğreti olarak sunulur ve tarihsel materyalizmden sözedildiğinde de, bu konuyla ilgili olarak, materyalizm felsefesinden sözedilemez; diyalektik materyalizmin tümü ise, hiç bilinmiyor.
      Bu durum, yalnızca ortaokullarda ve liselerde böyle (sayfa 33) değildir; üniversitelerde de tamamen aynıdır. En belirleyici olgu şudur: Fransa'da, marksizmin bir felsefesi bulunduğu, bunun da materyalizm olduğu bilinmeden, ve geleneksel materyalizmin çağdaş bir biçimi bulunduğu, bunun da diyalektik materyalizm ya da marksizm olduğu bilinmeden, Fransız üniversitelerinin verdikleri en yüksek dereceli diplomalarla donanmış olarak, bir felsefe uzmanı olunabilir.
      Biz, marksizmin, yalnızca toplum hakkında değil, ama aynı zamanda evrenin kendisi hakkında genel bir anlayışı içerdiğini belirtmek istiyoruz. Demek ki, bazılarının ileri sürdüklerinin tersine, marksizmin, bir felsefeden yoksun oluşu gibi büyük bir kusuru bulunduğundan yakınmak ve marksizmin yoksun bulunduğu bu felsefeyi, işçi hareketinin bazı teorisyenleri gibi, orda burda yeniden aramak, yersizdir. Çünkü marksizmin bir felsefesi vardır ve bu da diyalektik materyalizmdir.
      Zaten, bu susma kampanyasına, yönetici sınıfların yaptıkları bütün kalpazanlıklara ve aldıkları bütün önlemlere karşın, marksizm ve felsefesi, gittikçe daha çok tanınmaya, bilinmeye başlamıştır. (sayfa 34)



Dipnotlar

[1] V. İ. Lenin, Ne Yapmalı?, Sol Yayınları, Ankara 1992, s. 29.
[2] Bkz: Lenin, Materyalizm ve Reformizmin Felsefesi, Karl Marx. et sa doctrine, Editions Sociales 1953, s. 60.


Sayfa başına gidiş